Ana içeriğe geç
Sözlük

hiç de ile cümle

hiç de kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Kılıcın kınını yapma görevi hiç de kolay değildir.Miecz taki łatwo było ukryć.
Hiç de öyle değil.Wcale tak nie jest.
Osmanlı Hükümeti için bu hiç de uygun bir davranış değildi.Żądania te z punktu widzenia rządu rosyjskiego były nierealne.
Fakat Napolyon’un niyeti hiç de böyle değildi.Nie o to rządowi fińskiemu chodziło.
Horon figürlerini açıklamak hiç de zor değildir.Trudno jest ustalić chronologię pism Proklosa.
Alay gönüllülerinin işi hiç de kolay olmayacaktı.Hans FN-tjänst var möjligen inte helt frivillig.
Böyle filmler yapmak hiç de zor değil; ama iyi yapmak neredeyse imkansız," dedi.Inspelningar är alltid svåra men vi klarade av det.")
Gergedan bütün iriliğine karşın hiç de hantal bir hayvan değildir.Trots namnet är djuret ingen råtta.
Bacılar da anlamaktadır ki, mutluluğun temeli hiç de çeyizle konmaz.Підлітки також розуміють, що основа щастя не знижується.
Ancak hiç de sevmediği kişilere işi gereği kibar davranmak durumundadır.Розуміє, що заради своїх цілей потрібно добре ставитися до людей, яких не любиш.
Osmanlı Hükümeti için bu hiç de uygun bir davranış değildi.Здійснити це було, проте, не під силу османському уряду.
Ama zengin olan teyze oğlunun göndereceği para hiç de göz ardı edilecek bir miktar değildir.Попри незлічене багатство батько синові не виділяє навіть найменші кишенькові гроші.
Gergedan bütün iriliğine karşın hiç de hantal bir hayvan değildir.При всій своїй енергійності, такий кінь неагресивний.
Aslında 22 Eylül'e kadar bu yaklaşım hiç de yanlış sayılmazdı.До 25 вересня це здійснити не вдалося.
Baskıcı ve acımasız yönetimler altında özgürce yazmaları hiç de kolay olmadı.Soužití se zhýralým a krutým Báthorym nebylo snadné.
Venter çocukluğunda hiç de çalışkan biri değildi.V dětství nebyl příliš aktivním křesťanem.
Böyle filmler yapmak hiç de zor değil; ama iyi yapmak neredeyse imkansız," dedi.Filmele de acest gen nu sunt deloc greu de realizat, dar sunt aproape imposibil de realizat cum trebuie.”
İşler hiç de iyi görünmüyordu.Lucrurile păreau să meargă perfect.
Alay gönüllülerinin işi hiç de kolay olmayacaktı.Plecarea adversarilor săi nu a fost în întregime ceva voluntar.
Zenginliğine rağmen, hiç de mutlu değil.În ciuda bogăției lui, nu este deloc fericit.
Zenginliğine rağmen, hiç de mutlu değil.În ciuda bogăției ei, nu este deloc fericită.
Bulanık, safkan büyücüler tarafından kullanılan ve hiç de kibar olmayan bir Muggle doğumlu lakabıdır.Itt Neville-t ügyefogyott, kissé feledékeny varázslótanoncnak ismerjük meg.
Fakat Napolyon’un niyeti hiç de böyle değildi.François Naville) közül senki sem tette meg ugyanezt.
Ancak işler hiç de sanıldığı kadar kolay olmayacaktır.Persze a feladat nem olyan egyszerű, mint amilyennek látszik.
Ancak bu dava hiç de hükümetin istediği gibi sonuçlanmadı.De senki nem becsülte alá annyira a kormányt, mint ami valójában történt.
Bu nedenle hiç de sadık değildir.Tehát mégse vagyok őrült.
Laz horon figürlerini açıklamak hiç de zor değildir.Vargyas Lajos szótagszámmutatójában nem szerepel.
Hiç de öyle değil.És nem is akárhogyan.
Bruce, hiç de kibar olmayan bir tavırla konuklarını malikaneden kovar.Se on siis kohtelias tapa pyytää vierasta lähtemään.
Ancak bu dava hiç de hükümetin istediği gibi sonuçlanmadı.Oikeudenkäynti ei mennyt kuten Ranskan hallitus oli suunnitellut.
Beraberlikleri hiç de sağlam değildir.Heidän suhteensa ei ollut helppo.
Fakat Napolyon’un niyeti hiç de böyle değildi.Juuri tätä Napoleon oli toivonut.
Canavar yaralanıyormuş ama bu yaraları hiç de ölümcül değilmiş.Sen miehistön jäsenet loukkaantuivat, mutta kuolemantapauksia ei ollut.
Ancak bu hiç de kolay olmayacaktır.Se vain ei tule olemaan helppoa.
Aynı eve girdiklerinde anladılar ki geçinmek hiç de kolay olmayacak.Joutuessaan palaamaan takaisin miehensä luokse, hän saa huomata, ettei ero olekaan niin helppo.
Böyle filmler yapmak hiç de zor değil; ama iyi yapmak neredeyse imkansız," dedi.Ταινίες σαν αυτή δεν είναι απλώς δύσκολο να γίνει, αλλά σχεδόν αδύνατο να γίνει καλά».
Sen hiç de düşündüğün kadar komik değilsin.Δεν είσαι καθόλου τόσο αστείος όσο φαντάζεσαι.
Sen hiç de düşündüğün kadar komik değilsin.Δεν είσαι καθόλου τόσο αστείος όσο φαντάζεσαι.
Hiç de sürpriz olmayan bir şekilde bu tanklar çok yavaş ve kullanışsız bulundu.Ikke overraskende blev kampvognen anset for at være for langsom og upålidelig.
Fakat bundan hiç de memnun değildir.Hun er ikke glad for dette.
Aynı kaynak, Arafat'ın yaşam koşullarının durumu hiç de kolaylaştırmadığını açıkladı.Kilden skrev videre at Arafats leveforhold gjorde lite for å forbedre situasjonen.
Hiç de öyle değil.Og det gjør det ikke.
Canavar yaralanıyormuş ama bu yaraları hiç de ölümcül değilmiş.Magasinet med krut ble ødelagt, men murene ble ikke så alvorlig skadd.
Böyle filmler yapmak hiç de zor değil; ama iyi yapmak neredeyse imkansız," dedi.Film seperti ini tidak hanya sulit dibuat, tetapi hampir tidak mungkin."
Fakat bundan hiç de memnun değildir.Namun dia masih belum juga puas.
Bu nedenle hiç de sadık değildir.Tidak selalu mudah untuk menjadi setia.
Böyle filmler yapmak hiç de zor değil; ama iyi yapmak neredeyse imkansız," dedi.Các tác phẩm điện ảnh như vậy không chỉ khó làm, mà việc làm hay còn là điều không thể."
Aynı kaynak, Arafat'ın yaşam koşullarının durumu hiç de kolaylaştırmadığını açıkladı.Nguồn tin giải thích rằng các điều kiện sống của Arafat không giúp cải thiện được nhiều tình hình này.
Lakin karşısında hiç de normal olmayan bir şey bulur.Nhưng dường như có điều gì đó không bình thường đang xảy ra ở đây.
Bu da, ilçenin nüfusu göz önünde bulundurulduğunda, hiç de küçümsenmeyecek bir miktardır.(テオと同様に)主人公に詰られる時は、主人公に対して全く頭が上がらない。
Lakin karşısında hiç de normal olmayan bir şey bulur.とうとう、なにか尋常ではないものが見えた。
Çok rahat, hiç de gergin değildi.穏やかであまり怒らない。
Bruce, hiç de kibar olmayan bir tavırla konuklarını malikaneden kovar.インドラたちは彼を丁寧にもてなし滞りなく送り出した。
Tembel bünyesi buna hiç de alışık değildir.ちひゃーはこのスキンシップにまだあまり慣れていないらしい。
Fakat Napolyon’un niyeti hiç de böyle değildi.そしてそれこそナポレオンが望んで止まないものだった。
Fakat bundan hiç de memnun değildir.そして、私はそれを全く恥じていません。
Amanda bir şekilde istasyona girmeyi başarsa da karşılaştığı manzara hiç de beklediği gibi değildir.監督交代後、オンジェンダは出場機会を得られず、思うような経験を得ることができなかった。
Oysa gerçekte hiç de böyle değildi.しかし実際にはそうはならなかった。
Fakat Napolyon’un niyeti hiç de böyle değildi.这些当然不是为了讨好拿破仑。
Canavar yaralanıyormuş ama bu yaraları hiç de ölümcül değilmiş.此時會嚴重受傷,但不會是致命傷。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod