Hiç de öyle değil.Ganz und gar nicht.
Bizans ordusunun başarısı, ekonomisinin başarısı nedeniyle hiç de az değildi.Das wahre Wunder von Chile ist nicht, wie gut sich das Land wirtschaftlich entwickelt hat.
Ancak hiç de sevmediği kişilere işi gereği kibar davranmak durumundadır.Gegenüber den Leuten die er nicht mag, verhält er sich bewusst unfreundlich.
Beraberlikleri hiç de sağlam değildir.Der Samen ist nicht genießbar.
Lakin karşısında hiç de normal olmayan bir şey bulur.Er wird etwas tun, worauf sicher kein normaler Mensch kommt.
Fakat bundan hiç de memnun değildir.Dieser ist davon gar nicht begeistert.
İşler hiç de iyi görünmüyordu.Das sieht aber gar nicht gut aus.
Tenisi hiç de iyi oynamaz.Il ne joue pas bien du tout au tennis.
Bu hiç de hoş değildi.Ce n'était pas si drôle.
Onun hiç de düşmanı yok.Il n'a pas du tout d'ennemis.
Çok rahat, hiç de gergin değildi.Très à l'aise, pas du tout nerveux.
Bu nedenle hiç de sadık değildir.Mais il ne devient pas fidèle pour autant.
Fakat Napolyon’un niyeti hiç de böyle değildi.En tout cas Napoléon n'y est pour rien.
İşler hiç de iyi görünmüyordu.Ils n’ont pas l’air méchants.
Canavar yaralanıyormuş ama bu yaraları hiç de ölümcül değilmiş.Le monstre marin a reçu une blessure mortelle mais cette blessure est guérie.
Bruce, hiç de kibar olmayan bir tavırla konuklarını malikaneden kovar.Bugs part, de mauvaise grâce.
Film hiç de Mary'nin söylediği kadar kötü değildi.La película no era ni de lejos tan mala como decía Mary.
Çok rahat, hiç de gergin değildi.¡Tan cómodo, no nervioso en absoluto!
Bu bildiri Papalık tarafından hiç de hoş karşılanmamıştı.Usted no fue enviada con este tipo de mensaje impertinente....
Osmanlı Hükümeti için bu hiç de uygun bir davranış değildi.Como tampoco fueron cumplidos por el gobierno otomano.
Ancak evlilikleri hiç de Gloria'nın sandığı gibi geçmez; çünkü Francisco çılgınlık derecesinde kıskançtır.Sin poder hacer nada, José María observa todo mientras su rabia crece.
Bu nedenle hiç de sadık değildir.Pero él no se hace fiel.
Fakat Alman generallerine göre bu hiç de kârlı bir operasyon olmayacaktı.Sin embargo, desde el punto de vista de la armada alemana, la operación no fue tan barata.
Tembel bünyesi buna hiç de alışık değildir.Los posteriores tampoco se distancian mucho de esta costumbre.
Fakat bundan hiç de memnun değildir.E in fondo non gli dispiace.
Karen’ın çocukluğu ailesinin ona karşı tutumu nedeniyle hiç de iyi geçmemişti.Nonostante tutto, Diana da bambina non fu completamente rigettata.
Hiç de öyle değil.Non è così.
Fakat Napolyon’un niyeti hiç de böyle değildi.L'esca di Napoleone non si limitò a questo.
Böyle filmler yapmak hiç de zor değil; ama iyi yapmak neredeyse imkansız," dedi."Non è facile accostarsi a questo film serenamente, anzi non è possibile.
Venter çocukluğunda hiç de çalışkan biri değildi.L' età adolescenziale per lui non fu tanto facile.
Öldürülenler arasında polislerin sayısı hiç de az değildir.Однако убийцы полицейского среди них не оказалось.
Yusuf Atılgan’ın duru anlatımıyla ve kurgu yeteneğiyle bezenmiş kitap, aslında hiç de bitmemiş gibi durmaz.Сведения о Ле Юйкоу скудны и противоречивы, жизнеописания его не существует.
Bacılar da anlamaktadır ki, mutluluğun temeli hiç de çeyizle konmaz.Подростки также понимают, что основа счастья не снижается.
Çok rahat, hiç de gergin değildi.Очень спокойный и невозмутимый.
Ancak hiç de sevmediği kişilere işi gereği kibar davranmak durumundadır.Понимает, что ради своих целей нужно хорошо относиться к людям, которых не любишь.
Osmanlı Hükümeti için bu hiç de uygun bir davranış değildi.Для советского правительства это было не выгодно.
Fakat Napolyon’un niyeti hiç de böyle değildi.Наполеон этого, естественно, не желал.
Venter çocukluğunda hiç de çalışkan biri değildi.С раннего детства был трудолюбив.
Aynı eve girdiklerinde anladılar ki geçinmek hiç de kolay olmayacak.Остановившись невдалеке от него, они поняли, что проехать его им не удастся.
Lakin karşısında hiç de normal olmayan bir şey bulur.Очень боится сделать что-то ненормально.
Pers kuvvetlerinde hiç de karmaşık olmayan bir komuta sistemi vardı, herkes krala karşı sorumluydu.وكان للفرس نظام قيادة موحدة, وكان الجميع مسؤول أمام الملك.
Bu da, ilçenin nüfusu göz önünde bulundurulduğunda, hiç de küçümsenmeyecek bir miktardır.فإذا علم المؤمن أن الدنيا فانية، ومتاعها قليل، وما فيها من لذة فهي مكدّرة ولا تصفو لأحد.
Tasarımından dolayı yakıtı hiç de ekonomik olmayan şekilde tüketir.مع العلم أنه لا يستخدم للتفحيم لعدم جدوتها اقتصاديًا.
Böyle filmler yapmak hiç de zor değil; ama iyi yapmak neredeyse imkansız," dedi.Filmes como este não são apenas difíceis de fazer, mas quase impossível de fazer bem."
Bu da, ilçenin nüfusu göz önünde bulundurulduğunda, hiç de küçümsenmeyecek bir miktardır.Entretanto, se o sujeito for suprimido, juntamente com o predicado, não haverá contradição nenhuma.
İşler hiç de iyi görünmüyordu.Não estava parecendo nada bom.
Fakat Alman generallerine göre bu hiç de kârlı bir operasyon olmayacaktı.Tudo bem, mas, pelo visto, os alemães não estavam conseguindo nada.
Bir de bakmış Sarıkız orada kazları besliyor ve davranışlarından hiç de kötü yola düşmediği anlaşılıyormuş.Ele come desesperadamente os Biscoitos Gatinhos restantes, imaginando por que não está funcionando.
Fakat Napolyon’un niyeti hiç de böyle değildi.Mas esse não era o caso de Athena.
Günümüzde bu hiç de sürpriz değil.Hoje em dia, ninguém se surpreende com isso.
Katıldığı çok kanlı bir çarpışmada Zeb savaşın hiç de hayal ettiği gibi olmadığını anlar.Tijdens de bloedige Slag bij Shiloh ontdekt Zeb dat de oorlog niet zo avontuurlijk is als hij had gedacht.
Ancak Meksika’ya çıktıklarında gördükleri durum hiç de iç açıcı değildir.Wanneer zij op Madagaskar aankwamen is niet duidelijk.
Hiç de öyle değil.Zo dus niet.
Oysa gerçekte hiç de böyle değildi.Maar in feite was dat niet zo.
Onu kim söyledi? O hiç de doğru değil!Wie heeft dat gezegd? Dat is helemaal niet waar!
Almanca'da hiç de iyi değilim.Ik ben helemaal niet goed in Duits.
Aynı eve girdiklerinde anladılar ki geçinmek hiç de kolay olmayacak.Gdy wreszcie docierają do miasta, okazuje się że wejście wcale nie jest łatwe.
Venter çocukluğunda hiç de çalışkan biri değildi.W dzieciństwie niczego mu nie brakowało.
Oysa gerçekte hiç de böyle değildi.W rzeczywistości nie było zupełnie tak.
İşler hiç de iyi görünmüyordu.Sytuacja tu zastana nie wyglądała dobrze.