Bana iman edin; ben Babadayım, Baba da bendedir. Hiç değilse bu işlerden dolayı iman edin.Верьте Мне, что Я в Отце и Отец во Мне; а если не так, то верьте Мне по самым делам.
Bana iman edin; ben Babadayım, Baba da bendedir. Hiç değilse bu işlerden dolayı iman edin.Віруйте менї, що я в Отцї і Отець у менї; коли ж ні, задля діл самих віруйте менї.
Bana iman edin; ben Babadayım, Baba da bendedir. Hiç değilse bu işlerden dolayı iman edin.И тогава подир залъка, сатана влезе в него; и така, Исус му каза: Каквото вършиш, върши го по-скоро.
Bana iman edin; ben Babadayım, Baba da bendedir. Hiç değilse bu işlerden dolayı iman edin.האמינו לי כי אנכי באבי ואבי בי הוא ואם לא אך בגלל המעשים האמינו לי׃
Bana iman edin; ben Babadayım, Baba da bendedir. Hiç değilse bu işlerden dolayı iman edin.صدقوني اني في الآب والآب فيّ. وإلا فصدقوني لسبب الاعمال نفسها.
Bana iman edin; ben Babadayım, Baba da bendedir. Hiç değilse bu işlerden dolayı iman edin.你 們 當 信 我 、 我 在 父 裡 面 、 父 在 我 裡 面 . 即 或 不 信 、 也 當 因 我 所 作 的 事 信 我
Bana iman edin; ben Babadayım, Baba da bendedir. Hiç değilse bu işlerden dolayı iman edin.你 們當 信 我 、 我 在 父裡面 、 父 在 我 裡面 . 即或 不 信 、 也當 因 我 所 作 的 事 信 我
Biz küçük insanlar hiç değilse bunu yapabilmeliyiz.Aunque seamos simples humanos deberíamos poder hacer eso.
Biz küçük insanlar hiç değilse bunu yapabilmeliyiz.Meidän pienten ihmisten pitäisi pystyä edes siihen.
Biz küçük insanlar hiç değilse bunu yapabilmeliyiz.My, słabi ludzie, możemy zrobić chociaż tyle.
Biz küçük insanlar hiç değilse bunu yapabilmeliyiz.Noi, miseri umani, dovremmo riuscire almeno a fare questo.
Biz küçük insanlar hiç değilse bunu yapabilmeliyiz.Nós, humanos insignificantes, deveríamos fazer ao menos isso.
Biz küçük insanlar hiç değilse bunu yapabilmeliyiz.Vi mennesker burde da kunne finde ud af det.
Biz küçük insanlar hiç değilse bunu yapabilmeliyiz.Vi små människor borde kunna klara av åtminstone det.
Biz küçük insanlar hiç değilse bunu yapabilmeliyiz.Εμείς οι ασήμαντοι άνθρωποι οφείλουμε να το κάνουμε.
Biz küçük insanlar hiç değilse bunu yapabilmeliyiz.Мы, люди, должны быть способны сделать хотя бы это.
‹‹Esav gelir, bir gruba saldırırsa, hiç değilse öteki grup kurtulur›› diye düşündü.32:9 und sprach: So Esau kommt auf das eine Heer und schlägt es, so wird das übrige entrinnen.
‹‹Esav gelir, bir gruba saldırırsa, hiç değilse öteki grup kurtulur›› diye düşündü."Als Esau de ene groep aanvalt, kan de andere groep misschien ontsnappen."
‹‹Esav gelir, bir gruba saldırırsa, hiç değilse öteki grup kurtulur›› diye düşündü.Dejal je namreč: Če napade Ezav eno krdelo ter je pobije, bo vsaj krdelo, ki ostane, moglo pobegniti.
‹‹Esav gelir, bir gruba saldırırsa, hiç değilse öteki grup kurtulur›› diye düşündü.És monda: Ha eljön Ézsaú az egyik seregre, és azt levágja, a hátramaradt sereg megszabadul.
‹‹Esav gelir, bir gruba saldırırsa, hiç değilse öteki grup kurtulur›› diye düşündü.et il dit: Si Ésaü vient contre l`un des camps et le bat, le camp qui restera pourra se sauver.
‹‹Esav gelir, bir gruba saldırırsa, hiç değilse öteki grup kurtulur›› diye düşündü.For han tenkte: Om Esau kommer til den ene leir og slår den, da kan den leir som er igjen, få berge sig unda.
‹‹Esav gelir, bir gruba saldırırsa, hiç değilse öteki grup kurtulur›› diye düşündü.idet han tænkte: "Hvis Esau møder den ene Lejr og slår den, kan dog den anden slippe bort."
‹‹Esav gelir, bir gruba saldırırsa, hiç değilse öteki grup kurtulur›› diye düşündü.가로되 에서가 와서 한 떼를 치면 남은 한 떼는 피하리라 하고
‹‹Esav gelir, bir gruba saldırırsa, hiç değilse öteki grup kurtulur›› diye düşündü.lebo povedal: Ak prijde Ezav k jednému táboru a zbije ho, tábor, ktorý pozostane, môže nejako uniknúť.
‹‹Esav gelir, bir gruba saldırırsa, hiç değilse öteki grup kurtulur›› diye düşündü.Nebo řekl: Jestliže by přišel Ezau k houfu jednomu, a pobil by jej, bude aspoň zadní houf zachován.
‹‹Esav gelir, bir gruba saldırırsa, hiç değilse öteki grup kurtulur›› diye düşündü.Nếu Ê - sau đến hãm đánh một trong hai đội , thì đội còn lại sẽ thoát được .
‹‹Esav gelir, bir gruba saldırırsa, hiç değilse öteki grup kurtulur›› diye düşündü.Nếu Ê-sau đến hãm đánh một trong hai đội, thì đội còn lại sẽ thoát được.
‹‹Esav gelir, bir gruba saldırırsa, hiç değilse öteki grup kurtulur›› diye düşündü.pois dizia: Se Esaú vier a um bando e o ferir, o outro bando escapará.
‹‹Esav gelir, bir gruba saldırırsa, hiç değilse öteki grup kurtulur›› diye düşündü.pues dijo: "Si Esaú viene contra un campamento y lo ataca, el otro campamento podrá escapar.
‹‹Esav gelir, bir gruba saldırırsa, hiç değilse öteki grup kurtulur›› diye düşündü.şi a zis: ,,Dacă vine Esau împotriva uneia din tabere şi o bate, tabăra care va rămînea, va putea să scape.``
‹‹Esav gelir, bir gruba saldırırsa, hiç değilse öteki grup kurtulur›› diye düşündü.Ty han tänkte: »Om Esau överfaller den ena skaran och slår den, så kan dock den andra skaran undkomma.»
‹‹Esav gelir, bir gruba saldırırsa, hiç değilse öteki grup kurtulur›› diye düşündü.λεγων, Εαν ελθη ο Ησαυ εις το εν ταγμα και παταξη αυτο, το επιλοιπον ταγμα θελει διασωθη.
‹‹Esav gelir, bir gruba saldırırsa, hiç değilse öteki grup kurtulur›› diye düşündü.Ако налети Исав на едната дружина и я удари, останалата дружина ще се избави.
‹‹Esav gelir, bir gruba saldırırsa, hiç değilse öteki grup kurtulur›› diye düşündü.И сказал: если Исав нападет на один стан и побьетего, то остальной стан может спастись.
‹‹Esav gelir, bir gruba saldırırsa, hiç değilse öteki grup kurtulur›› diye düşündü.ויאמר אם יבוא עשו אל המחנה האחת והכהו והיה המחנה הנשאר לפליטה׃
‹‹Esav gelir, bir gruba saldırırsa, hiç değilse öteki grup kurtulur›› diye düşündü.وقال ان جاء عيسو الى الجيش الواحد وضربه يكون الجيش الباقي ناجيا
‹‹Esav gelir, bir gruba saldırırsa, hiç değilse öteki grup kurtulur›› diye düşündü.說 、 以 掃 若 來 擊 殺 這 一 隊 、 剩 下 的 那 一 隊 還 可 以 逃 避
‹‹Esav gelir, bir gruba saldırırsa, hiç değilse öteki grup kurtulur›› diye düşündü.說 、 以 掃若來擊殺這 一 隊 、 剩下 的 那 一 隊還 可以 逃避
Hiç değilse ailene söyleyeyim mi?Czy mogę powiedzieć twoim rodzicom?
Hiç değilse ailene söyleyeyim mi?Devo almeno dirlo ai suoi genitori?
Hiç değilse ailene söyleyeyim mi?Digo, pelo menos, aos seus pais?
Hiç değilse ailene söyleyeyim mi?Kerronko ainakin vanhemmillesi?
Hiç değilse ailene söyleyeyim mi?¿Quieres que se lo diga al menos a tus padres?
Hiç değilse ailene söyleyeyim mi?Ska jag åtminstone berätta för dina föräldrar?
Hiç değilse ailene söyleyeyim mi?Skal jeg i det mindste fortælle det til dine forældre?
Hiç değilse ailene söyleyeyim mi?Να το πω τουλάχιστον στους γονείς σου;
Hiç değilse ailene söyleyeyim mi?Может, хотя бы сообщить вашим родителям? Нет.
Hiç değilse bir kız arkadaş bulmuş olmak isterdim.Avrei voluto trovarmi almeno una ragazza.
Hiç değilse bir kız arkadaş bulmuş olmak isterdim.Gid jeg havde haft en kæreste.
Hiç değilse bir kız arkadaş bulmuş olmak isterdim.Jag önskar att jag hade haft en flickvän.
Hiç değilse bir kız arkadaş bulmuş olmak isterdim.Kunpa minä olisin löytänyt edes tyttöystävän.
Hiç değilse bir kız arkadaş bulmuş olmak isterdim.Me hubiera gustado tener una novia.
Hiç değilse bir kız arkadaş bulmuş olmak isterdim.Mogłem przynajmniej znaleźć sobie dziewczynę.
Hiç değilse bir kız arkadaş bulmuş olmak isterdim.Oxalá tivesse, ao menos, arranjado uma namorada.
Hiç değilse bir kız arkadaş bulmuş olmak isterdim.Μακάρι να είχα βρει έστω μία φιλενάδα.
Hiç değilse bir kız arkadaş bulmuş olmak isterdim.Мне надо было хотя бы найти себе подружку.
Hiç değilse gömmeliyiz herhalde.Beh, immagino che dovremmo almeno dargli sepoltura.
Hiç değilse gömmeliyiz herhalde.Meidän pitäisi ainakin haudata hänet.
Hiç değilse gömmeliyiz herhalde.Penso que devemos, pelo menos, sepultá-lo.