Çok ünlü bir heykeli inceleyeceğiz, heykelin ismi 'Ölmek üzere olan Gaul'.Prave sa pozerame na znamu sochu
Çok ünlü bir heykeli inceleyeceğiz, heykelin ismi 'Ölmek üzere olan Gaul'.Privim faimoasa sculptura intitulata
Çok ünlü bir heykeli inceleyeceğiz, heykelin ismi 'Ölmek üzere olan Gaul'.We kijken naar het beroemde scultuur genoemd
Çok ünlü bir heykeli inceleyeceğiz, heykelin ismi 'Ölmek üzere olan Gaul'.Βλέπουμε ένα διάσημο γλυπτό, που ονομάζεται
Çok ünlü bir heykeli inceleyeceğiz, heykelin ismi 'Ölmek üzere olan Gaul'.Ж: Перед нами знаменитая скульптура
Çok ünlü bir heykeli inceleyeceğiz, heykelin ismi 'Ölmek üzere olan Gaul'.Ми дивимось на відому скульптуру, що називається
Constantin'in burada gördüğümüz heykeli çok idealize edilmiş, çok ilahi gözüküyor gibi gelmedi bana.Ale jak dla mnie Konstantyn nie przedstawia żadnego z tych sposobów obrazowania.
Constantin'in burada gördüğümüz heykeli çok idealize edilmiş, çok ilahi gözüküyor gibi gelmedi bana.Ale zde Konstantin nevypadá jako by měl byť jediné z těchto "vymyšlených" tradičních zobrazování.
Constantin'in burada gördüğümüz heykeli çok idealize edilmiş, çok ilahi gözüküyor gibi gelmedi bana.Ma qui Costantino non sembra una di quelle tradizioni per me.
Constantin'in burada gördüğümüz heykeli çok idealize edilmiş, çok ilahi gözüküyor gibi gelmedi bana.Але тут, Костянтин не відповідає жодній з цих традицій, на мій погляд.
Constantin'in burada gördüğümüz heykeli çok idealize edilmiş, çok ilahi gözüküyor gibi gelmedi bana.Ж: Но здесь портрет Константина, по-моему, не относится ни к одной из этих традиций.
Danimarka'ya gelince, ulusal heykelimizi gerçekten taşımayı planlamıştık,Alors au Danemark, quand il a été révélé que nous allions déplacer notre monument national,
Danimarka'ya gelince, ulusal heykelimizi gerçekten taşımayı planlamıştık,Aşa că, atunci când s-a făcut publică în Danemarca ştirea că vom muta monumentul nostru național,
Danimarka'ya gelince, ulusal heykelimizi gerçekten taşımayı planlamıştık,Keď sa v Dánsku rozšírilo, že sa vlastne chystáme premiestniť našu národnú pamiatku,
Danimarka'ya gelince, ulusal heykelimizi gerçekten taşımayı planlamıştık,덴마크에 돌아와서는 국가유물을 옮기는 것에 대한
Danimarka'ya gelince, ulusal heykelimizi gerçekten taşımayı planlamıştık,Vậy nên khi tin tức được loan ra ở Đan Mạch rằng chúng tôi sẽ dời bức tượng quốc gia của chúng tôi,
Danimarka'ya gelince, ulusal heykelimizi gerçekten taşımayı planlamıştık,Когато в Дания разбраха, че всъщност щяхме да преместим нашия национален паметник,
Danimarka'ya gelince, ulusal heykelimizi gerçekten taşımayı planlamıştık,אז כששמעו בדנמרק שאנחנו באמת עומדים להזיז את האנדרטה הלאומית שלנו,
Danimarka'ya gelince, ulusal heykelimizi gerçekten taşımayı planlamıştık,لذلك حينما عادت الى الدنمارك حيث كنا في الحقيقة في طريقنا لنقل نصبنا التذكاري
Danimarka'ya gelince, ulusal heykelimizi gerçekten taşımayı planlamıştık,移動させるというので 人民党が反対意見を申し立てました
David heykeli kelimelerle ifade edilemeyecek kadar güzel. .Всередині знаходиться "Давид" Мікеланджело і він невимовно прекрасний.
David heykelinin duruşunun, daha önceki dönemlerde yapılmış olan Herkül heykellerini anımsattığı söylenebilir.Певною мірою поза статуї нагадує класичний образ
Dikkatimi çeken iki şey var. Birincisi, heykelin bronzdan yapılmış olması.Dvě věci, kterých si hned povšimnu jsou:
Dikkatimi çeken iki şey var. Birincisi, heykelin bronzdan yapılmış olması.Є дві речі, які я одразу помітив:
Dikkatimi çeken iki şey var. Birincisi, heykelin bronzdan yapılmış olması.(М) И в глаза сразу бросаются две особенности этой статуи.
Diz çökmüş adamın heykeli de ciddi hasar görmüş durumda, bunun Dionysus olduğu düşünülüyor.- ce poseda severe deteriorari - si care probabil il reprezinta pe Dionysus.
Diz çökmüş adamın heykeli de ciddi hasar görmüş durumda, bunun Dionysus olduğu düşünülüyor.la quale è severamente danneggiata ed è pensata come se fosse Dionisio.
Diz çökmüş adamın heykeli de ciddi hasar görmüş durumda, bunun Dionysus olduğu düşünülüyor.Tedy kromě toho nahého ležícího muže, ten je ale velmi poškozený. Jedná se patrně o Dionýsa.
Diz çökmüş adamın heykeli de ciddi hasar görmüş durumda, bunun Dionysus olduğu düşünülüyor.-είναι με εκτεταμένες ζημίες- και θεωρείται πως είναι ο Διόνυσος.
Diz çökmüş adamın heykeli de ciddi hasar görmüş durumda, bunun Dionysus olduğu düşünülüyor.Сохранилась только одна: голова обнаженного мужчины, которого считают Дионисом.
Diz çökmüş adamın heykeli de ciddi hasar görmüş durumda, bunun Dionysus olduğu düşünülüyor.みんな頭部がありませんが 最も表現を豊かにする
Dünyanın en ünlü heykeli.Bức tượng nổi tiếng nhất trên thế giới.
Dünyanın en ünlü heykeli. Bu, doğrusunu söylemek gerekirse ciddi bir zorluktaydı.Diria que esta foi um grande desafio.
Dünyanın en ünlü heykeli.Cea mai faimoasa statuie din lume.
Dünyanın en ünlü heykeli.Die berühmteste Statue der Welt.
Dünyanın en ünlü heykeli.Het beroemdste standbeeld ter wereld.
Dünyanın en ünlü heykeli.세계에서 가장 유명한 동상 이지요.
Dünyanın en ünlü heykeli.La estatua más famosa del mundo.
Dünyanın en ünlü heykeli.La statua più famosa al mondo.
Dünyanın en ünlü heykeli.La statue la plus célèbre du monde.
Dünyanın en ünlü heykeli.Najslávnejšia socha na svete.
Dünyanın en ünlü heykeli.Najsłynniejsza statua na świecie.
Dünyanın en ünlü heykeli.Най-прочутата статуя в света.
Dünyanın en ünlü heykeli.Самая известная статуя в мире.
Dünyanın en ünlü heykeli.הפסל הכי מפורסם בעולם.
Dünyanın en ünlü heykeli.أشهر تمثال في العالم.
Dünyanın en ünlü heykeli.これは 本当に
Dünya'ya göre ufalıyor gibi gözükmesi? Buradan yola çıkarak bu tunçtan heykeli yaptım.Y pues, me puse a hacer la escultura en bronce sólido.
Eğer bir heykel üzerinde sıra dışı bir değişiklik yapmadıysam, bu heykeli elimde tutmamaya karar verdim.todo fue un fracaso, y... No podía salvar la escultura a menos que le hiciera algo radical.
Eğer bir heykel üzerinde sıra dışı bir değişiklik yapmadıysam, bu heykeli elimde tutmamaya karar verdim.όλα καταστράφηκαν...και δεν μπορούσα να σώσω το γλυπτό εκτός εάν έκανα κάτι πραγματικά δραστικό.
Eğer bir heykel üzerinde sıra dışı bir değişiklik yapmadıysam, bu heykeli elimde tutmamaya karar verdim.הכל היה פיאסקו, ואהה... לא יכולתי להציל את הפסל אלא אם כן הייתי עושה לו משהו קיצוני.
Eminim o zamanlar heykelin etrafındaki mimari öğelerle etkileşimi şu ankinden daha farklıydı. . .Socha bola teda v inom pomere k danej stavbe.
Eminim o zamanlar heykelin etrafındaki mimari öğelerle etkileşimi şu ankinden daha farklıydı. . .Takže to bylo v jiném poměru s architekturou.
En Kutsal Yerde iki Keruv heykeli yaptırarak altınla kaplattı.A făcut în casa Locului prea sfînt doi heruvimi săpaţi, şi i -a acoperit cu aur.
En Kutsal Yerde iki Keruv heykeli yaptırarak altınla kaplattı.A v dome svätyne svätých spravil dvoch cherubov sochárskou prácou, a pokryli ich zlatom.
En Kutsal Yerde iki Keruv heykeli yaptırarak altınla kaplattı.Er machte auch im Hause des Allerheiligsten zwei Cherubim nach der Bildner Kunst und überzog sie mit Gold.
En Kutsal Yerde iki Keruv heykeli yaptırarak altınla kaplattı.És csináltatott a szentek-szentjébe két Kérubot is, szobormûveket, és beboríták azokat aranynyal.
En Kutsal Yerde iki Keruv heykeli yaptırarak altınla kaplattı.Hizo también en la sala del lugar santísimo, dos querubines, obra de escultura, a los cuales recubrió de oro
En Kutsal Yerde iki Keruv heykeli yaptırarak altınla kaplattı.I det Allerhelligste satte han to Keruber i Billedskærerarbejde, og han overtrak dem med Guld.
En Kutsal Yerde iki Keruv heykeli yaptırarak altınla kaplattı.Il fit dans la maison du lieu très saint deux chérubins sculptés, et on les couvrit d`or.