heyecanlı ile cümle

heyecanlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Öykünün icinden heyecanlı anları gösteren bir zaman cetveli goruyorsunuz.Se puede ver una línea de tiempo, mostrando los momentos emocionantes en la historia.
Öykünün icinden heyecanlı anları gösteren bir zaman cetveli goruyorsunuz.Sie können eine Zeitachse sehen, die Ihnen die aufregenden Momente der Geschichte zeigt.
Öykünün icinden heyecanlı anları gösteren bir zaman cetveli goruyorsunuz.Vedete la linea del tempo, che vi mostra i momenti eccitanti della storia.
Öykünün icinden heyecanlı anları gösteren bir zaman cetveli goruyorsunuz.Vous pouvez voir une ligne temporelle, montrant les moments d'excitation à travers l'histoire.
Öykünün icinden heyecanlı anları gösteren bir zaman cetveli goruyorsunuz.Βλέπετε ένα χρονοδιάγραμμα που δείχνει τις στιγμές ενθουσιασμού όλης της ιστορίας.
Öykünün icinden heyecanlı anları gösteren bir zaman cetveli goruyorsunuz.Можете да видите времевата линия, показваща ви вълнуващите моменти през цялата история.
Öykünün icinden heyecanlı anları gösteren bir zaman cetveli goruyorsunuz.Можно найти график времени, по которому можно проследить волнующие моменты на протяжении всей истории.
Öykünün icinden heyecanlı anları gösteren bir zaman cetveli goruyorsunuz.אתם יכולים לראות את רצועת הזמן, המראה לכם את הרגעים המרגשים במהלכו של הסיפור.
Öykünün icinden heyecanlı anları gösteren bir zaman cetveli goruyorsunuz.يمكنكم رؤية جدول زمني، يظهر لكم اللحظات المثيرة خلال القصة.
Öykünün icinden heyecanlı anları gösteren bir zaman cetveli goruyorsunuz.これらは日時順にまとめられます
O zamandan beri, bu büyük ve heyecanlı dünyanın içine girdiğim için hepsini keşfetmek istedim.Daí em diante, já que estava nesse enorme mundo empolgante, queria explorá-lo todo.
O zamandan beri, bu büyük ve heyecanlı dünyanın içine girdiğim için hepsini keşfetmek istedim.Dès lors que je faisais partie de cet immense et excitant environnement, j'ai voulu tout explorer.
O zamandan beri, bu büyük ve heyecanlı dünyanın içine girdiğim için hepsini keşfetmek istedim.E da allora in poi, visto che ero in questo enorme ed eccitante mondo, ho voluto esplorarlo tutto.
O zamandan beri, bu büyük ve heyecanlı dünyanın içine girdiğim için hepsini keşfetmek istedim.그 때부터 대단히 흥미로운 세계가 펼쳐지기 시작했어요. 단번에 전부 탐험하고 싶었죠. 물론 불가능하다는 것도 알지만요.
O zamandan beri, bu büyük ve heyecanlı dünyanın içine girdiğim için hepsini keşfetmek istedim.Și de atunci, deoarece eram în această nouă lume captivantă, am vrut să explorez tot.
O zamandan beri, bu büyük ve heyecanlı dünyanın içine girdiğim için hepsini keşfetmek istedim.Sindsdien bevond ik me in die grote, spannende wereld, die ik helemaal wilde verkennen.
O zamandan beri, bu büyük ve heyecanlı dünyanın içine girdiğim için hepsini keşfetmek istedim.Từ lúc đó, và vì bây giờ tôi đã ở trong thế giới thú vị ấy, tôi muốn khám phá tất cả.
O zamandan beri, bu büyük ve heyecanlı dünyanın içine girdiğim için hepsini keşfetmek istedim.Und von da an, da ich jetzt in dieser großen aufregenden Welt war, wollte ich alles erforschen.
O zamandan beri, bu büyük ve heyecanlı dünyanın içine girdiğim için hepsini keşfetmek istedim.Y a partir de entonces, puesto que ya estaba en este mundo enorme y emocionante, quería explorarlo todo.
O zamandan beri, bu büyük ve heyecanlı dünyanın içine girdiğim için hepsini keşfetmek istedim.Z chwilą, gdy znalazłam się w tym fascynującym świecie, chciałam badać wszystko na raz.
O zamandan beri, bu büyük ve heyecanlı dünyanın içine girdiğim için hepsini keşfetmek istedim.Από τότε, καθώς βρισκόμουν πλέον σε αυτό τον τεράστιο, συναρπαστικό κόσμο, ήθελα να εξερευνήσω τα πάντα.
O zamandan beri, bu büyük ve heyecanlı dünyanın içine girdiğim için hepsini keşfetmek istedim.И оттам нататък, тъй като вече бях в този огромен и вълнуващ свят, исках да го изследвам целия.
O zamandan beri, bu büyük ve heyecanlı dünyanın içine girdiğim için hepsini keşfetmek istedim.ומאותו רגע רציתי לחקור את כולו, רציתי הכל בבת אחת, אבל ידעתי שזה לא אפשרי.
O zamandan beri, bu büyük ve heyecanlı dünyanın içine girdiğim için hepsini keşfetmek istedim.全てを学びたいと思いました 実際は無理と知りつつも一度に全部知りたいと思っていました そしてたまたまガン幹細胞というものに遭遇しました
O zamanlar okulu bitirmek üzereydim, gerçek bir iş bulup yeni sanat malzemeleri almak için heyecanlıydım.Amikor befejeztem az iskolát, nagyon vártam, hogy végre igazi művészkellékeket vehessek a fizetésemből.
O zamanlar okulu bitirmek üzereydim, gerçek bir iş bulup yeni sanat malzemeleri almak için heyecanlıydım.이 때가 학교를 거의 졸업할 즈음이었고, 진짜 직업을 구해 새 미술 도구들을 살 생각에 들떠 있었어요.
O zamanlar okulu bitirmek üzereydim, gerçek bir iş bulup yeni sanat malzemeleri almak için heyecanlıydım.Pe atunci terminam școala și abia aşteptam să mă angajez ca să îmi permit să-mi cumpăr materiale.
O zamanlar okulu bitirmek üzereydim, gerçek bir iş bulup yeni sanat malzemeleri almak için heyecanlıydım.W tym czasie kończyłem szkołę i z zapałem szukałem pracy, by móc kupić nowe materiały.
O zamanlar okulu bitirmek üzereydim, gerçek bir iş bulup yeni sanat malzemeleri almak için heyecanlıydım.仕事をして新しい画材が やっと買えると 興奮していました 私は粗末な道具しか 持っていなかったので
Pek heyecanlı görünmüyor.Dia tidak kelihatan terlalu senang
Pek heyecanlı görünmüyor.Ela não parece muito contente.
Pek heyecanlı görünmüyor.김희중 씨 표정 참 거시기 한데요?
Pek heyecanlı görünmüyor.No parece muy contenta.
Pek heyecanlı görünmüyor.Несхоже, що вона схвильована.
Pek heyecanlı görünmüyor.أنهـا لا تبدو مرعوبة كثيراً
Sadece heyecanlı değillerdi, bize yardımcı olmak için orada olduklarını düşünüyorlardıEstavam entusiasmados, pensando que estavam ali para nos ajudar.
Sadece heyecanlı değillerdi, bize yardımcı olmak için orada olduklarını düşünüyorlardıIls étaient enthousiastes et vraiment prêts à nous aider.
Sadece heyecanlı değillerdi, bize yardımcı olmak için orada olduklarını düşünüyorlardıKipieli entuzjazmem. Uważali, że to oni pomagają nam.
Sadece heyecanlı değillerdi, bize yardımcı olmak için orada olduklarını düşünüyorlardı그들의 반응은 열광적이었으며 그들이 우리를 돕기위해 그자리에 나왔다는 생각을 주지하고 있었습니다.
Sadece heyecanlı değillerdi, bize yardımcı olmak için orada olduklarını düşünüyorlardıNon solo erano entusiasti, ma continuavano a pensare che fossero lì per aiutare noi.
Sadece heyecanlı değillerdi, bize yardımcı olmak için orada olduklarını düşünüyorlardıNo solo estaban entusiasmados, seguían pensando que ellos estaban ahí para ayudarnos a nosotros.
Sadece heyecanlı değillerdi, bize yardımcı olmak için orada olduklarını düşünüyorlardıNu doar că erau entuziaști, dar se tot gândeau că ei erau acolo să ne ajute.
Sadece heyecanlı değillerdi, bize yardımcı olmak için orada olduklarını düşünüyorlardıZe waren niet alleen enthousiast, maar hielden vooral in gedachte dat ze er waren om ons te helpen.
Sadece heyecanlı değillerdi, bize yardımcı olmak için orada olduklarını düşünüyorlardıА те не само, че бяха ентусиазирани, но и не спираха да мислят, че са там, за да ни помогнат.
Sadece heyecanlı değillerdi, bize yardımcı olmak için orada olduklarını düşünüyorlardıОни были не просто полны энтузиазма, они думали, что они были там для того, чтобы помочь нам.
Sadece heyecanlı değillerdi, bize yardımcı olmak için orada olduklarını düşünüyorlardıלא רק שהם היו נלהבים, הם המשיכו לחשוב שהם שם בשביל לעזור לנו.
Sadece heyecanlı değillerdi, bize yardımcı olmak için orada olduklarını düşünüyorlardıلم يكونوا فقط متحمسين لوجدنا، بل استمروا في التفكير بأنهم حضروا لساعدوننا.
Sadece heyecanlı değillerdi, bize yardımcı olmak için orada olduklarını düşünüyorlardı助けるのが自分の役目と思っていました 「ねぇ こうしたら役に立ちますか?」
Sadece yakalanmayacağız. Yapmamamız gereken birşeyi yapmak heyecanlı değil mi?안 걸리면 됐지
Sağlık koruma çalışmalarının ilginç ve heyecanlı kısmı- içine çeken kısmı- şurası ki;정말 재밌는 것은, 신나는 일은, 위생에 관련된 흥미로운 부분인데요.
Sağlık koruma çalışmalarının ilginç ve heyecanlı kısmı- içine çeken kısmı- şurası ki;אז העבודה המעניינת והמלהיבה באמת-- וזה החלק המרתק-- בתברואה,
Sağlık koruma çalışmalarının ilginç ve heyecanlı kısmı- içine çeken kısmı- şurası ki;لذا العمل المثير للإهتمام حقاً -- هنا أساس الإنخراط --- في المرافق الصحية هو أننا
Sağlık koruma çalışmalarının ilginç ve heyecanlı kısmı- içine çeken kısmı- şurası ki;人間の心を 理解する必要があるからです
Sahnede parlak gümüş bir baretle duran tek kişi olmaktan dolayı çok heyecanlıydım.Boldog voltam, hogy én álltam egyedül csillogó ezüst sisakban a színpadon.
Sahnede parlak gümüş bir baretle duran tek kişi olmaktan dolayı çok heyecanlıydım.Ero eccitato di essere la sola persona sul palco con uno splendente casco d'argento.
Sahnede parlak gümüş bir baretle duran tek kişi olmaktan dolayı çok heyecanlıydım.Ich war begeistert, dass ich der Einzige auf der Bühne war, der einen glänzenden, silbernen Helm trug.
Sahnede parlak gümüş bir baretle duran tek kişi olmaktan dolayı çok heyecanlıydım.Jako jedyny stałem tam w srebrzystym, połyskliwym hełmie.
Sahnede parlak gümüş bir baretle duran tek kişi olmaktan dolayı çok heyecanlıydım.이런 반짝거리는 은색을 씌워 준 사람은 저 하나였거든요.
Sahnede parlak gümüş bir baretle duran tek kişi olmaktan dolayı çok heyecanlıydım.Και αυτό γιατί ήμουν ο μόνος από τους παρευρισκομένους με γυαλιστερό ασημένιο κράνος.
Sahnede parlak gümüş bir baretle duran tek kişi olmaktan dolayı çok heyecanlıydım.שנמצא בשטח עם קסדה זוהרת בצבע כסף.
İlgili Sayfalar