Bir film de zamanla var olur, bu bir tecrübedir ki heyecanla gözden geçirmelisiniz.A film is az időben létezik, egy élmény, amit érzelmileg kell átélni.
Bir film de zamanla var olur, bu bir tecrübedir ki heyecanla gözden geçirmelisiniz.Auch ein Film existiert in der Zeit und ist eine Erfahrung, die man über sein Gefühl machen sollte.
Bir film de zamanla var olur, bu bir tecrübedir ki heyecanla gözden geçirmelisiniz.Een film bestaat ook in tijd; het is een ervaring waar je emotioneel doorheen moet gaan.
Bir film de zamanla var olur, bu bir tecrübedir ki heyecanla gözden geçirmelisiniz.E' lo stesso per un film, è un'esperienza da vivere emotivamente.
Bir film de zamanla var olur, bu bir tecrübedir ki heyecanla gözden geçirmelisiniz.Film juga ada seiring waktu, ini adalah pengalaman yang harus Anda lalui secara emosional.
Bir film de zamanla var olur, bu bir tecrübedir ki heyecanla gözden geçirmelisiniz.Film również istnieje w czasie. Jest doświadczeniem, które odwołuje się do emocji.
Bir film de zamanla var olur, bu bir tecrübedir ki heyecanla gözden geçirmelisiniz.Film takisto existuje v čase. Je to zážitok, ktorý by ste mali precítiť.
Bir film de zamanla var olur, bu bir tecrübedir ki heyecanla gözden geçirmelisiniz.영화도 있죠, 그것은 당신이 감성으로 느껴야 하는 경험입니다.
Bir film de zamanla var olur, bu bir tecrübedir ki heyecanla gözden geçirmelisiniz.Một bộ phim cũng được hiện lên đồng thời; đó là một trải nghiệm mà bạn nên trải nghiệm bằng cả cảm xúc.
Bir film de zamanla var olur, bu bir tecrübedir ki heyecanla gözden geçirmelisiniz.Şi un film există în timp, este o experienţă prin care trebuie să treci folosindu-ţi emoţiile.
Bir film de zamanla var olur, bu bir tecrübedir ki heyecanla gözden geçirmelisiniz.Un film aussi se situe dans le temps, c'est une expérience que l'on doit vivre émotionnellement.
Bir film de zamanla var olur, bu bir tecrübedir ki heyecanla gözden geçirmelisiniz.Μια ταινία επίσης υπάρχει στο χρόνο• είναι μια εμπειρία που θα πρέπει να βιώνεις συναισθηματικά.
Bir film de zamanla var olur, bu bir tecrübedir ki heyecanla gözden geçirmelisiniz.Филмът също съществува във времето - той е преживяване, през което трябва да преминете емоционално.
Bir film de zamanla var olur, bu bir tecrübedir ki heyecanla gözden geçirmelisiniz.Фильм также существует во времени; это тот опыт, который вы должны получить через эмоции.
Bir film de zamanla var olur, bu bir tecrübedir ki heyecanla gözden geçirmelisiniz.סרט גם קיים במרחב הזמן, זו חוויה שאתה צריך לעבור אותה רגשית.
Bir film de zamanla var olur, bu bir tecrübedir ki heyecanla gözden geçirmelisiniz.الفلم أيضاً جزء من "الزمن"، إنه تجربة يجب عليك أن تمر بها عاطفياً.
Bir film de zamanla var olur, bu bir tecrübedir ki heyecanla gözden geçirmelisiniz.感情的に経験すべき体験なのです 私はこの映画作りで 今までに見た
Bir gün müşterimiz çok heyecanlı bir şekilde bizi aradı ve "Bugün inanılmaz bir şey oldu" dedi.Einmal war unser Kunde sehr aufgeregt: "Etwas Unglaubliches ist heute geschehen."
Bir gün müşterimiz çok heyecanlı bir şekilde bizi aradı ve "Bugün inanılmaz bir şey oldu" dedi.Któregoś dnia nasz klient podekscytowany zadzwonił i powiedział "Stało się dzisiaj coś niesłychanego!"
Bir gün müşterimiz çok heyecanlı bir şekilde bizi aradı ve "Bugün inanılmaz bir şey oldu" dedi.Un giorno il cliente felicissimo ci dice: "oggi é successa una cosa incredibile".
Bir gün müşterimiz çok heyecanlı bir şekilde bizi aradı ve "Bugün inanılmaz bir şey oldu" dedi.В одну из недель, наш клиент был очень взбудоражен во время звонка "Что-то невероятное произошло сегодня!"
Bir gün müşterimiz çok heyecanlı bir şekilde bizi aradı ve "Bugün inanılmaz bir şey oldu" dedi.「テレビでウルグアイの事が取り上げられているんだ!!!」
Birinin kalıntıları sık sık yada ilk defa görmesi... ...çok heyecan vericidir.Ces fragments sont si excitants, ils sont souvent les seuls, ou les premiers à être découverts.
Birinin kalıntıları sık sık yada ilk defa görmesi... ...çok heyecan vericidir.발굴작업은 무척이나 흥미롭고 첫 발굴의 순간은 특히 그렇습니다.
Birinin kalıntıları sık sık yada ilk defa görmesi... ...çok heyecan vericidir.To niezwykle pasjonujące; często obcujemy z czymś, czego nikt wcześniej nie widział.
Birinin kalıntıları sık sık yada ilk defa görmesi... ...çok heyecan vericidir.И это всё ужасно интересно. Часто это единственные, если не самые первые найденные кем-либо останки.
Birinin kalıntıları sık sık yada ilk defa görmesi... ...çok heyecan vericidir.והדברים האלה הם כל כך מלהיבים, כי בד"כ זאת הפעם הראשונה שמישהו אי פעם ראה את השרידים האלה.
Birinin kalıntıları sık sık yada ilk defa görmesi... ...çok heyecan vericidir.وهذه الأمور مثيرة جدا، وأنها غالبا ما تكون كذلك فقط، أو للوهلة الأولى، لأي شخص يرى البقايا في أي وقت.
Birinin kalıntıları sık sık yada ilk defa görmesi... ...çok heyecan vericidir.何か見つけた瞬間は格別です めったに見つけられる物ではありません 私と母親が人類の祖先の痕跡を 発掘している とても特別な瞬間です
Birkaç kişi pek bir heyecanlandı.Algumas pessoas ficaram excitadas com isso.
Birkaç kişi pek bir heyecanlandı.Beberapa orang menjadi gempar karenanya.
Birkaç kişi pek bir heyecanlandı.Ça avait passionné quelques personnes.
Birkaç kişi pek bir heyecanlandı.Câţiva oameni au fost entuziasmaţi de asta.
Birkaç kişi pek bir heyecanlandı.E ad alcuni piacque.
Birkaç kişi pek bir heyecanlandı.Een paar mensen raakten enthousiast.
Birkaç kişi pek bir heyecanlandı.Kilku ludziom naprawdę się spodobał.
Birkaç kişi pek bir heyecanlandı.몇몇이 조촐하게 축하한 정도였어요.
Birkaç kişi pek bir heyecanlandı.Und einige Leute waren davon begeistert.
Birkaç kişi pek bir heyecanlandı.Và một số người thấy nó khá thú vị.
Birkaç kişi pek bir heyecanlandı.Некоторые люди были в восторге от него.
Birkaç kişi pek bir heyecanlandı.Няколко души се развълнуваха от това.
Birkaç kişi pek bir heyecanlandı.וכמה אנשים התרגשו מזה.
Birkaç kişi pek bir heyecanlandı.وقد أثار هذا إعجاب البعض
Birkaç kişi pek bir heyecanlandı.芸術家のマイケル・ハイザーを訪ねに ラスベガス辺の砂漠へ行ったんだ
Bir kavanozdaki ateşböcekleri fikri, bir nedenden dolayı, beni her zaman heyecanlandırmıştır.Az az ötlet, hogy szentjánosbogarakat tartsak egy üvegben valamiért mindig nagyon izgalmas volt számomra.
Bir kavanozdaki ateşböcekleri fikri, bir nedenden dolayı, beni her zaman heyecanlandırmıştır.Cette idée des lucioles dans un bocal, pour je ne sais quelle raison, a toujours été passionnante pour moi.
Bir kavanozdaki ateşböcekleri fikri, bir nedenden dolayı, beni her zaman heyecanlandırmıştır.Esta ideia dos pirilampos num frasco, sempre me entusiasmou imenso.
Bir kavanozdaki ateşböcekleri fikri, bir nedenden dolayı, beni her zaman heyecanlandırmıştır.Gagasan akan kunang-kunang di dalam toples, karena beberapa sebab sangat menyenangkan bagi saya.
Bir kavanozdaki ateşböcekleri fikri, bir nedenden dolayı, beni her zaman heyecanlandırmıştır.Glühwürmchen in einem Glas fand ich immer ganz aufregend.
Bir kavanozdaki ateşböcekleri fikri, bir nedenden dolayı, beni her zaman heyecanlandırmıştır.Het idee van vuurvliegjes in een pot, altijd heel opwindend voor mij.
Bir kavanozdaki ateşböcekleri fikri, bir nedenden dolayı, beni her zaman heyecanlandırmıştır.Ideea de licurici în borcan, din nu știu ce motiv, m-a captivat dintotdeauna.
Bir kavanozdaki ateşböcekleri fikri, bir nedenden dolayı, beni her zaman heyecanlandırmıştır.Idéen av eldflugor i en burk, av någon anledning, har alltid varit riktigt spännande för mig.
Bir kavanozdaki ateşböcekleri fikri, bir nedenden dolayı, beni her zaman heyecanlandırmıştır.왜그런지 모르지만 저는 유리병안에 있는 반딧불이를 생각을 하는걸 좋아하지요.
Bir kavanozdaki ateşböcekleri fikri, bir nedenden dolayı, beni her zaman heyecanlandırmıştır.Por alguna razón, las luciérnagas en un frasco siempre me resultaron apasionantes.
Bir kavanozdaki ateşböcekleri fikri, bir nedenden dolayı, beni her zaman heyecanlandırmıştır.Questa idea delle lucciole nel vaso, per qualche ragione mi ha sempre attratto moltissimo.
Bir kavanozdaki ateşböcekleri fikri, bir nedenden dolayı, beni her zaman heyecanlandırmıştır.Tahleta představa světlušky ve sklenici, z nějakého důvodu pro mě byla vždycky vzrušující.
Bir kavanozdaki ateşböcekleri fikri, bir nedenden dolayı, beni her zaman heyecanlandırmıştır.Tento nápad so svätojánskymi muškami v nádobe bol pre mňa z nejakého dôvodu vždy veľmi vzrušujúci.
Bir kavanozdaki ateşböcekleri fikri, bir nedenden dolayı, beni her zaman heyecanlandırmıştır.Ý tưởng nhốt đom đóm trong lọ thủy tinh, không biết tại sao, luôn vô cùng thú vị đối với tôi.
Bir kavanozdaki ateşböcekleri fikri, bir nedenden dolayı, beni her zaman heyecanlandırmıştır.Z jakichś przyczyn trzymanie świetlików w słoiku jawiło mi się zawsze jako świetny pomysł.
Bir kavanozdaki ateşböcekleri fikri, bir nedenden dolayı, beni her zaman heyecanlandırmıştır.Την ιδέα των πυγολαμπίδων στο βάζο, που για κάποιο λόγο, πάντα μου φαινόταν συναρπαστική.