Apollo gelmiş geçmiş en iyi heveslendirici şey idi.아폴로는 가장 강력한 동기였습니다.
Apollo gelmiş geçmiş en iyi heveslendirici şey idi.Und Apollo war einer der größten Motivatoren aller Zeiten.
Apollo gelmiş geçmiş en iyi heveslendirici şey idi.Η αποστολή Απόλλων ήταν ένα από τα μεγαλύτερα κίνητρα.
Apollo gelmiş geçmiş en iyi heveslendirici şey idi.И Аполо беше един от най-големите мотиватори.
Apollo gelmiş geçmiş en iyi heveslendirici şey idi.И миссия "Аполлон" была сильнейшим мотиватором.
Apollo gelmiş geçmiş en iyi heveslendirici şey idi.ואפולו היתה אחת המניעים הגדולים מעולם.
Apollo gelmiş geçmiş en iyi heveslendirici şey idi.لقد كان مشروع " ابولو " اعظم محفز على مر التاريخ
Apollo gelmiş geçmiş en iyi heveslendirici şey idi.何があったのでしょう? 1961年5月25日
Apollo zamanı motivasyonumdu. Apollo gelmiş geçmiş en iyi heveslendirici şey idi.Moja motywacja pojawiła się w okresie Apollo, który świetnie motywował.
-artık pek tutulmuyor. Gelip geçici bir hevesti sadece.-už prostě není akceptována. byl to trochu bláznivý nápad.
Aslında,bu, öğrendikleri dersleri... ...ve daha çok öğrenmek için heveslerini ispatladı.그들의 배움의 욕구를 보여주는지 미래의 고용주와 이야기하는 법을 알려주었습니다.
Aslında,bu, öğrendikleri dersleri... ...ve daha çok öğrenmek için heveslerini ispatladı.וגם איך לדבר עם מעסיקים עתידיים ולספר כיצד נסיון חייהם מבטא את הלקחים שלמדו
Aslında,bu, öğrendikleri dersleri... ...ve daha çok öğrenmek için heveslerini ispatladı.في الحقيقة أظهرت الدروس التي قد تعلموها وحرصهم على تعلم المزيد.
Aslında,bu, öğrendikleri dersleri... ...ve daha çok öğrenmek için heveslerini ispatladı.ということを教えました ブレンダのプログラムを修了した
Avustrayla ve o aşamada Yeni Zelanda'da ki başarımızla ilgili fazla hevesliydik.Akkor még nagy lázban égtünk az Ausztráliában és Új-Zélandon elért sikereinktől.
Avustrayla ve o aşamada Yeni Zelanda'da ki başarımızla ilgili fazla hevesliydik.A l'époque nous étions un peu trop enthousiastes de notre succès en Australie et en Nouvelle Zélande.
Avustrayla ve o aşamada Yeni Zelanda'da ki başarımızla ilgili fazla hevesliydik.Byliśmy lekko nabuzowani naszym sukcesem w Australii i Nowej Zelandii.
Avustrayla ve o aşamada Yeni Zelanda'da ki başarımızla ilgili fazla hevesliydik.Chúng tôi đại loại là đã rất hân hoan với sự thành công của mình tại Úc và New Zealand trong giai đoạn đó.
Avustrayla ve o aşamada Yeni Zelanda'da ki başarımızla ilgili fazla hevesliydik.Eram încă dedicați succesului nostru în Australia şi Noua Zeelandă în acest stadiu.
Avustrayla ve o aşamada Yeni Zelanda'da ki başarımızla ilgili fazla hevesliydik.Eravamo troppo entusiasti per il successo avuto in Australia e in Nuova Zelanda in quel periodo.
Avustrayla ve o aşamada Yeni Zelanda'da ki başarımızla ilgili fazla hevesliydik.Estábamos muy entusiasmados con nuestro éxito en Australia y Nueva Zelanda en ese momento.
Avustrayla ve o aşamada Yeni Zelanda'da ki başarımızla ilgili fazla hevesliydik.Estávamos demasiado entusiasmados com o nosso sucesso na Austrália e na Nova Zelândia nessa fase.
Avustrayla ve o aşamada Yeni Zelanda'da ki başarımızla ilgili fazla hevesliydik.사실 호주나 뉴질랜드에서는 꽤 성공적인 편이었는데 말입니다.
Avustrayla ve o aşamada Yeni Zelanda'da ki başarımızla ilgili fazla hevesliydik.Úspěch v Austrálii a Novém Zélandu v té době nás totiž celé nažhavil.
Avustrayla ve o aşamada Yeni Zelanda'da ki başarımızla ilgili fazla hevesliydik.Vi var på en måde meget fandenivoldske over vores succes i Australien og New Zealand på det tidspunkt.
Avustrayla ve o aşamada Yeni Zelanda'da ki başarımızla ilgili fazla hevesliydik.Vtedy sme boli nadšení úspechom doma v Austrálii a Novom Zélande.
Avustrayla ve o aşamada Yeni Zelanda'da ki başarımızla ilgili fazla hevesliydik.Wij waren helemaal enthousiast door ons succes in Australië en Nieuw-Zeeland, op dat punt.
Avustrayla ve o aşamada Yeni Zelanda'da ki başarımızla ilgili fazla hevesliydik.Wir waren irgendwie sehr verwöhnt durch den Erfolg in Australien und Neuseeland zu diesem Zeitpunkt.
Avustrayla ve o aşamada Yeni Zelanda'da ki başarımızla ilgili fazla hevesliydik.Ήμασταν πολύ ενθουσιασμένοι με την επιτυχία μας στην Αυστραλία και τη Νέα Ζηλανδία σε εκείνο το στάδιο.
Avustrayla ve o aşamada Yeni Zelanda'da ki başarımızla ilgili fazla hevesliydik.Бяхме много горди с успеха си в Австралия и Нова Зеландия на този етап.
Avustrayla ve o aşamada Yeni Zelanda'da ki başarımızla ilgili fazla hevesliydik.Ми були сповнені оптимізму через успіх в Австралії і Новій Зеландії на цьому етапі.
Avustrayla ve o aşamada Yeni Zelanda'da ki başarımızla ilgili fazla hevesliydik.После нашего успеха в Австралии и Новой Зеландии мы были настроены слишком оптимистично.
Avustrayla ve o aşamada Yeni Zelanda'da ki başarımızla ilgili fazla hevesliydik.זה לא היה מוצלח כמו שחשבנו שזה יהיה. היינו די שחצנים בעקבות ההצלחה שלנו באוסטרליה
Avustrayla ve o aşamada Yeni Zelanda'da ki başarımızla ilgili fazla hevesliydik.فلقد كنا في قمة الحماس من مبادرتنا ونجاحها في أستراليا و نيوزيلندا في تلك المرحلة
Avustrayla ve o aşamada Yeni Zelanda'da ki başarımızla ilgili fazla hevesliydik.ただ がむしゃらに行ってしまっていました この年 私達は忍耐の重要性を学びました
Bence bu konuda hevesli yaratıklarız, DNA'mız bize hikaye anlatmamızı söyler.Beh, penso che siamo "cablati" così, che il nostro DNA ci porti a raccontare storie.
Bence bu konuda hevesli yaratıklarız, DNA'mız bize hikaye anlatmamızı söyler.Bem, eu acredito que estamos ligados, o nosso ADN diz-nos para contarmos histórias.
Bence bu konuda hevesli yaratıklarız, DNA'mız bize hikaye anlatmamızı söyler.Bueno, creo que estamos conectados, nuestro ADN nos dice que contemos historias.
Bence bu konuda hevesli yaratıklarız, DNA'mız bize hikaye anlatmamızı söyler.Jag tror vi är vi är gjorda så, att vårt DNA ber oss berätta historier.
Bence bu konuda hevesli yaratıklarız, DNA'mız bize hikaye anlatmamızı söyler.Je crois que c'est dans nos gènes, notre ADN nous dit de raconter des histoires.
Bence bu konuda hevesli yaratıklarız, DNA'mız bize hikaye anlatmamızı söyler.Nun, ich denke, wir ticken so, unsere DNA sagt uns, dass wir Geschichten erzählen sollen.
Bence bu konuda hevesli yaratıklarız, DNA'mız bize hikaye anlatmamızı söyler.Думаю, мы для этого рождены, наша ДНК толкает нас рассказывать истории.
Bence bu konuda hevesli yaratıklarız, DNA'mız bize hikaye anlatmamızı söyler.Думаю, у нас це вроджене, наше ДНК вимагає від нас історій.
Bence bu konuda hevesli yaratıklarız,Eu cred că suntem făcuţi pentru asta.
Bence bu konuda hevesli yaratıklarız,Hvorfor en historie?
Bence bu konuda hevesli yaratıklarız,Saya rasa kita semua diprogram,
Bence bu konuda hevesli yaratıklarız,Tôi nghĩ chúng ta được kích thích,
Bence bu konuda hevesli yaratıklarız,Volgens mij zijn we daarop gebouwd.
Bence bu konuda hevesli yaratıklarız,Мисля, че сме обвързани,
'Ben cellat kendim alırım,' Kral hevesle dedi ve o acele."Aku akan mengambil algojo sendiri," kata Raja bersemangat, dan ia bergegas pergi.
'Ben cellat kendim alırım,' Kral hevesle dedi ve o acele."Będę pobrać kata siebie, rzekł król niecierpliwie, a on pobiegł.
'Ben cellat kendim alırım,' Kral hevesle dedi ve o acele."Én letölteni a hóhér magam," mondta a király mohón, és ő elsietett.
'Ben cellat kendim alırım,' Kral hevesle dedi ve o acele.'Eu vou buscar o carrasco me ", disse o Rei ansiosamente, e ele correu.
'Ben cellat kendim alırım,' Kral hevesle dedi ve o acele."Ich hole der Henker mich", sagte der König eifrig und eilte er.
'Ben cellat kendim alırım,' Kral hevesle dedi ve o acele.'Ik zal de beul zelf te halen, "zei de koning gretig, en haastte hij zich af.
'Ben cellat kendim alırım,' Kral hevesle dedi ve o acele.'Io a prendere il boia me,' disse il re con impazienza, e lui corse via.
'Ben cellat kendim alırım,' Kral hevesle dedi ve o acele."Jag hämtar bödeln själv," sade kungen ivrigt, och han skyndade bort.
'Ben cellat kendim alırım,' Kral hevesle dedi ve o acele."Jaz bom puščati rabelj sam," je dejal King nestrpno, in je pohitel off.
'Ben cellat kendim alırım,' Kral hevesle dedi ve o acele."Jeg vil hente bødlen selv," sagde kongen ivrigt, og han skyndte sig væk.
'Ben cellat kendim alırım,' Kral hevesle dedi ve o acele."Je vais chercher le bourreau moi-même, dit le Roi avec empressement, et il courut.