Ana içeriğe geç
Sözlük

heves ile cümle

heves kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Köylüler ve rahipler dışındaki bütün İranlılar kendilerinden üst sınıftakiler gibi giyinmeye heves ederlerdi.除了農民及祭司之外的波斯人都希望可以打扮得像是社會階級更高的人物。
Parisli cumhuriyetçiler, kırmızı Frigya başlığını giyerek devrim heveslerini açıkça göstermekteydiler.在巴黎參與革命的人們紛紛佩戴紅色弗里吉亞帽,彰顯革命熱情與團結。
Bâkî heves!) diye yanıt vermiştir.杨问其故,以实答,并不解其故。
Babası önceleri bunun bir çocukluk hevesi olduğunu sandı.但是她的母親原先想要她有個普通的童年生活。
Bâkî heves!) diye yanıt vermiştir.'라고 대답(농담)을 하였다.
Babası önceleri bunun bir çocukluk hevesi olduğunu sandı.그녀의 어머니는 처음에는 그녀가 평범한 어린 시절을 가지길 원했다고 한다.
Hukuk, diplomasi ve tarih üzerine yaptığı çalışmalar geçici hevesler olarak görülmüştür.עבודתו על משפט, דיפלומטיה והיסטוריה נתפסה כמעוררת עניין בר חלוף.
Filmin prodüksiyona başladığını öğrendiğinde, proje hakkındaki hevesini ifade etmek için Gluck'la buluştu.כאשר היא גילתה שהסרט נכנס להפקה, היא נפגשה עם גלוק כדי להביע את ההתלהבות שלה מהפרויקט.
Irving, Madrid'e gitti ve çeşitli malzemeler için İspanyol arşivlerini hevesle araştırmaya başladı.אירווינג הגיע למדריד מלא התלהבות והחל נובר בארכיונים ספרדיים אחר חומר מעניין לכתיבה.
Eğitilmeye heveslidirler ve görevlerini gönüllü olarak yaparlar.הם נבחרים בקפידה ועוברים הכשרה מקיפה לקראת תפקידם.
Hastalığıyla gelen duyarlılık, onda yazma hevesi uyandırdı.מחלת עור שפקדה אותו הקשתה עליו את הכתיבה.
Parker hevesli bir hip-hop müzik ve rap hayranıdır.הוא מגדיר את עצמו כאוהד מוזיקת רוק והיפ-הופ.
Bu görevlerinde kavrayış, cesaret ve içten heves göstermiştir.במעשיו אלה גילה רב־סמל דן איתן אומץ לב, קור רוח ודבקות במשימה."
Germanicus, tüm zaferlerini hevesle kutlayan Roma yurttaşları arasından çok popülerdi.Германик е много популярен сред гражданите на Рим, които ентусиазирано честват неговите победи.
Parker hevesli bir hip-hop müzik ve rap hayranıdır.Паркър е яростен фен на хип-хоп и рап музиката.
Pertharite'nin 1652'de aldığı kötü yorumlar, Corneille'in hevesini kırdı ve tiyatroyu bırakmasına neden oldu.През 1652 г. за пиесата Pertharite има лоши отзиви и обезсърченият Корней решава да се откаже от театъра.
Bundan hevese gelip kısa şiirler yazmaya başlar.Това донякъде го кара да започне да пише поеми.
Kızı onunla her yere gitmeye hevesli.Дъщеря му е развълнувана да ходи с него навсякъде.
The Quietus'tan Emily Mackay albümde heves eksikliği olduğunu ve Madonna'nın risk almadığını belirtti.Emily Mackay iz The Quietus je primjetila "nedostatak ambicija" i optužila Madonnu za "igranje na sigurno".
Hafniyum elementi 1923 yılında Dirk Coster ve Georg von Hevest tarafından Danimarka’da keşfedilmiştir.Hafnij su 1923. godine otkrili Dirk Costner (Nizozemska) i Georg Karl von Hevesy (Mađarska).
Germanicus, tüm zaferlerini hevesle kutlayan Roma yurttaşları arasından çok popülerdi.Germanicus sa medzi Rimanmi tešil značnej popularite, jeho víťazstvá sa nadšene oslavovali.
İleride Avrupa'da oynamak gibi bir hevesim yok.Hniezdi v palearktíde po východnú Európu.
Hafniyum elementi 1923 yılında Dirk Coster ve Georg von Hevest tarafından Danimarka’da keşfedilmiştir.Hafnij sta leta 1923 v danskem Københavnu (latinsko ime: Hafnia) odkrila Dirk Coster in Georg von Hevesy.
Bu, Almanları adanın geri kalan bölümünü elde etmek için heveslendirdi.Tai paskatino vokiečius taip pat įsitvirtinti Okeanijoje, užgrobiant likusią salos dalį.
İleride Avrupa'da oynamak gibi bir hevesim yok.Lietuvoje neretas, kitur Europoje nykstantis.
Germanicus, tüm zaferlerini hevesle kutlayan Roma yurttaşları arasından çok popülerdi.Merkurijus buvo ypač populiarus tarp romėnų užkariautų tautų.
Bir ara, kemana da heves etti.Ma nägin, kuhupoole ta jooksis.
ABD Ulusal Bilim Vakfı ve bazı ülkeler bu konuda oldukça hevesli.A National Science Foundation e outros países estão muito interessados nisso.
ABD Ulusal Bilim Vakfı ve bazı ülkeler bu konuda oldukça hevesli.A Nemzeti Tudományos Alapítvány, és más országok is nagyon érdekeltek ebben.
ABD Ulusal Bilim Vakfı ve bazı ülkeler bu konuda oldukça hevesli.De National Science Foundation en andere landen zijn er zeer in geïnteresseerd.
ABD Ulusal Bilim Vakfı ve bazı ülkeler bu konuda oldukça hevesli.Die National Science Foundation der USA, andere Länder sind sehr interessiert daran, das zu tun.
ABD Ulusal Bilim Vakfı ve bazı ülkeler bu konuda oldukça hevesli.Fundaţia Naţională pentru Ştiinţă, alte ţări sunt foarte interesate de asta.
ABD Ulusal Bilim Vakfı ve bazı ülkeler bu konuda oldukça hevesli.미국 국립 과학 재단과 다른 나라에서도 이런 작업에 큰 관심이 있습니다.
ABD Ulusal Bilim Vakfı ve bazı ülkeler bu konuda oldukça hevesli.La Fundación Nacional de Ciencias y otros países están muy interesados.
ABD Ulusal Bilim Vakfı ve bazı ülkeler bu konuda oldukça hevesli.La National Science Foundation, altri paesi sono molto interessati a questo.
ABD Ulusal Bilim Vakfı ve bazı ülkeler bu konuda oldukça hevesli.La National Science Foundation, d'autres pays, s'y intéressent vraiment.
ABD Ulusal Bilim Vakfı ve bazı ülkeler bu konuda oldukça hevesli.Nacionalna znanstvena fundacija pa tudi druge države se zelo zanimajo za to.
ABD Ulusal Bilim Vakfı ve bazı ülkeler bu konuda oldukça hevesli.Národný Vedecký Fond, ostatné krajiny majú o tento cieľ veľký záujem.
ABD Ulusal Bilim Vakfı ve bazı ülkeler bu konuda oldukça hevesli.Narodowa Fundacja na rzecz Nauki czy inne kraje też się tym interesują.
ABD Ulusal Bilim Vakfı ve bazı ülkeler bu konuda oldukça hevesli.National Science Foundation [Národní vědecká nadace] i další země mají na této činnosti veliký zájem.
ABD Ulusal Bilim Vakfı ve bazı ülkeler bu konuda oldukça hevesli.Nationella vetenskapsstiftelsen och andra länder är jätteintresserade av detta.
ABD Ulusal Bilim Vakfı ve bazı ülkeler bu konuda oldukça hevesli.Viện khoa học quốc gia, và các nước khác cũng làm việc này.
ABD Ulusal Bilim Vakfı ve bazı ülkeler bu konuda oldukça hevesli.Yayasan Ilmu Pengetahuan Nasional dan negara-negara lain juga sangat tertarik melakukannya.
ABD Ulusal Bilim Vakfı ve bazı ülkeler bu konuda oldukça hevesli.Το Εθνικό Ίδρυμα Επιστημών, άλλες χώρες ενδιαφέρονται πολύ γι' αυτό.
ABD Ulusal Bilim Vakfı ve bazı ülkeler bu konuda oldukça hevesli.Националната научна фондация, други страни са много заинтересовани да правят това.
ABD Ulusal Bilim Vakfı ve bazı ülkeler bu konuda oldukça hevesli.Национальный научный фонд, и другие страны все в этом заинтересованы.
ABD Ulusal Bilim Vakfı ve bazı ülkeler bu konuda oldukça hevesli.החדשות הטובות הן שמחפשים אותם. נאס"א הקדישה כסף לכך.
ABD Ulusal Bilim Vakfı ve bazı ülkeler bu konuda oldukça hevesli.المؤسسة العلمية الوطنية ( NSF )، ودول أخرى مهتمة جداً بفعل ذلك.
ABD Ulusal Bilim Vakfı ve bazı ülkeler bu konuda oldukça hevesli.この事にとても関心を持っています これらの脅威を見つけ出すために
ABD Ulusal Bilim Vakfı ve bazı ülkeler bu konuda oldukça hevesli.國家科學基金同埋其他國家 都對呢件事還有興趣
@AJBaker: Diktatörlük hevesi olan insanların kadının doğurganlığını hedef almaları ne kadar acayip.Andrew Finkel , écrivain et chroniqueur basé en Turquie a écrit :
Alice hevesle gitti.Alice a continuat cu nerăbdare.
Alice hevesle gitti.Alice continuou avidamente.
Alice hevesle gitti.Alice đã hăm hở.
Alice hevesle gitti.Alice dalej chętnie.
Alice hevesle gitti.Alice est allé sur le avidement.
Alice hevesle gitti.Alice folytatta lelkesen.
Alice hevesle gitti.Alice gick på ivrigt.
Alice hevesle gitti.Alice gik ivrigt.
Alice hevesle gitti.Alice ging eifrig.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod