Ana içeriğe geç
Sözlük

herhalde ile cümle

herhalde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Bunun böyle gitmesine izin vermeyiz herhalde.Y no vamos a dejar que eso ocurra.
Bunun böyle gitmesine izin vermeyiz herhalde.Zoiets gaan we gewoon niet laten gebeuren.
Bunun böyle gitmesine izin vermeyiz herhalde.А ние просто няма да оставим нещата така.
Bunun böyle gitmesine izin vermeyiz herhalde.И мы не собираемся их отпускать так просто.
Bunun böyle gitmesine izin vermeyiz herhalde.ואנחנו פשוט לא ניתן לזה להתפתח לכיוון הזה.
Bunun böyle gitmesine izin vermeyiz herhalde.ونحن سنواصل على ذات النهج
Bunun böyle gitmesine izin vermeyiz herhalde.(笑)
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.C'est une anecdote que m'a raconté quelqu'un qui venait de l'entendre de... probablement une histoire vraie.
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.Det är en berättelse jag hörde från någon som hört den av en av -- förmodligen en sann berättelse.
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.Die Geschichte wurde mir erzählt von Jemandem, der sie von - wahrscheinlich eine wahre Geschichte.
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.Đó là một câu truyện được kể cho tôi bởi một người khác có lẽ là một câu truyện có thật.
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.É uma história que me contou alguém que a tinha ouvido contra, provavelmente, uma história verdadeira.
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.Je to příběh, který mi vyprávěl někdo, kdo ho slyšel od někoho jiného... nejspíš bude pravdivý.
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.해당 인물에게서 들은 사람이 저에게 얘기해 준 이야기입니다. 아마 실화일 것입니다.
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.Tento príbeh mi povedal niekto, kto ho počul od niekoho iného -- pravdepodobne je pravdivý.
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.To historia zasłyszana, ale chyba prawdziwa. To historia zasłyszana, ale chyba prawdziwa.
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.To je zgodba, ki mi jo je povedal nekdo, ki jo je slišal od nekoga; verjetno resnična zgodba.
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.Valaki elmesélte nekem ezt a történet, ő is hallotta az egyik -- valószínűleg igaz történet.
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.Είναι μια ιστορία που μου είπε κάποιος που την άκουσε από κάποιον που - μάλλον είναι μια αληθινή ιστορία.
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.Това е история, разказана ми от човек, който я е чул от друг - но вероятно е истина.
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.Цю історію розповіла мені людина, котра чула її від одного з... словом, схожа на правду.
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.Эта историю рассказал мне человек, который услышал её от одного из... словом, она похожа на правду.
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.זה סיפור שסופר לי על ידי מישהו ששמע ממישהו ש וכנראה שזה סיפור אמיתי.
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.إنها قصة قصّها لي شخص ما سمعها من أحد -- مرجح أنها قصة حقيقية.
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.きっと本当の話でしょう ある院生の話です 私はラトガー大学にいて2人の共同研究者がいます その1人アート・アーロンは
Bu öyküyü bana ilk elden duymuş biri anlattı - herhalde gerçek bir öyküdür.呢個故事係由人哋講我知嘅,而佢又係聽另一個人講嘅 可能係真人真事
Burası "büyük N" olmalı. Bir önceki videoda beynim durmuş herhâlde. Zamanım azalınca hep başıma gelen şey.E isto é o que chamamos de Série Geométrica.
"Bu vahşi, ama ben içki olabilir herhalde.""E sălbatic - dar cred că am să beau."
"Bu vahşi, ama ben içki olabilir herhalde.""É selvagem - mas eu suponho que eu beba."
"Bu vahşi, ama ben içki olabilir herhalde.""E 'selvaggio - ma suppongo che io possa bere".
"Bu vahşi, ama ben içki olabilir herhalde.""Es fantástico - pero supongo que yo beba".
"Bu vahşi, ama ben içki olabilir herhalde.""Ez vad -, de azt hiszem, én is inni."
"Bu vahşi, ama ben içki olabilir herhalde.""Hoang dã - nhưng tôi cho rằng tôi có thể uống nước."
"Bu vahşi, ama ben içki olabilir herhalde.""Se on villi - mutta kai voi juoda."
"Bu vahşi, ama ben içki olabilir herhalde.""Είναι άγρια - αλλά υποθέτω ότι μπορεί να πιει".
"Bu vahşi, ama ben içki olabilir herhalde.""Это дикая - но я полагаю, я могу пить".
Bu yeterli herhalde. . .좋습니다 이 정도면 충분히 좋네요 좋습니다. 이 정도면 충분히 좋네요. 이런 그래픽스러운 걸 해 본적이 없어서요
Bu yeterli herhalde. . .No hice algo de este tamaño.
Bu yeterli herhalde. . .هذا جيد بما فيه الكفاية المطلوب الآن ان نعرف اي رسم بياني لم اقم بعمل شيئ بهذا الشكل البياني
Bu yeterli herhalde. . .いいですか? こんなにグラフを描くことはありませんでした。 y =ー2*(x−1)^2+1です。
Bu yüzden, eğer mesleğime benzetecek bir meslek düşünecek olsaydım, herhalde "balıkçılığı" tercih ederdim.Als ik een beroep zou moeten bedenken als metafoor voor mijn werk, dan was ik veel liever een visser.
Bu yüzden, eğer mesleğime benzetecek bir meslek düşünecek olsaydım, herhalde "balıkçılığı" tercih ederdim.Aşa că de-aş căuta un gen de activitate ca metaforă pentru lucrul meu, mai degrabă aş fi un pescar.
Bu yüzden, eğer mesleğime benzetecek bir meslek düşünecek olsaydım, herhalde "balıkçılığı" tercih ederdim.Así, si tuviera que pensar en algún oficio como metáfora de mi trabajo, preferiría ser pescadora.
Bu yüzden, eğer mesleğime benzetecek bir meslek düşünecek olsaydım, herhalde "balıkçılığı" tercih ederdim.Assim, se tivesse de pensar numa profissão, como metáfora para o meu trabalho, preferia ser um pescador.
Bu yüzden, eğer mesleğime benzetecek bir meslek düşünecek olsaydım, herhalde "balıkçılığı" tercih ederdim.Donc, si je devais réfléchir à un travail qui soit une métaphore de mon travail, je préférerais la pêche.
Bu yüzden, eğer mesleğime benzetecek bir meslek düşünecek olsaydım, herhalde "balıkçılığı" tercih ederdim.Dużo lepszą metaforą mojej pracy, byłby rybak.
Bu yüzden, eğer mesleğime benzetecek bir meslek düşünecek olsaydım, herhalde "balıkçılığı" tercih ederdim.핑계를 찾기 마련이잖아요. 그래서 만약 제 직업을 무엇인가에 비유해야 한다면 저는 낚시꾼에 비유하겠어요.
Bu yüzden, eğer mesleğime benzetecek bir meslek düşünecek olsaydım, herhalde "balıkçılığı" tercih ederdim.Takže pokud bych měla vymyslet nějaké povolání jako metaforu pro svou práci, pak já bych ráda byla rybářem.
Bu yüzden, eğer mesleğime benzetecek bir meslek düşünecek olsaydım, herhalde "balıkçılığı" tercih ederdim.Úgyhogy, ha egy metaforát kellene találnom a munkámra, sokkal jobban szeretnék halász lenni.
Bu yüzden, eğer mesleğime benzetecek bir meslek düşünecek olsaydım, herhalde "balıkçılığı" tercih ederdim.Εάν έπρεπε να σκεφτώ μια εργασία συμβολικά για τη δουλειά μου, θα προτιμούσα να θεωρούμαι ψαράς.
Bu yüzden, eğer mesleğime benzetecek bir meslek düşünecek olsaydım, herhalde "balıkçılığı" tercih ederdim.Ако трябва да измисля някакъв занаят като метафора за моята работа - по-скоро бих предпочела да съм рибар.
Bu yüzden, eğer mesleğime benzetecek bir meslek düşünecek olsaydım, herhalde "balıkçılığı" tercih ederdim.Если бы мне надо было придумать занятие в качестве метафоры моей работы, я бы предпочла быть рыбаком.
Bu yüzden, eğer mesleğime benzetecek bir meslek düşünecek olsaydım, herhalde "balıkçılığı" tercih ederdim.Якщо б мені довелося подумати, яке заняття могло б стати метафорою для моєї роботи, я б обрала рибалку.
Bu yüzden, eğer mesleğime benzetecek bir meslek düşünecek olsaydım, herhalde "balıkçılığı" tercih ederdim.אז אם הייתי צריכה לחשוב על סוג של עיסוק כדימוי למה שאני עושה, הייתי מעדיפה להיות דייגת
Bu yüzden, eğer mesleğime benzetecek bir meslek düşünecek olsaydım, herhalde "balıkçılığı" tercih ederdim.لذلك إذا كانت لدي فرصة لإختيار نوع المهنه التي أودها لكي أصف عملي , فأ فضل أن أكون صياد سمك .
Bu yüzden, eğer mesleğime benzetecek bir meslek düşünecek olsaydım, herhalde "balıkçılığı" tercih ederdim.漁師でありたいものです 英語という深く青い海に網を投げ入れて
CA: Bu filmler öncelikli olarak sinemalarda gösterilen filmler değil herhalde?CA: 이 영화들은 극장에서 상영되는 게 아니지요?
CA: Bu filmler öncelikli olarak sinemalarda gösterilen filmler değil herhalde?CA : mais ce ne sont pas des films qui sont vus en premier lieu au cinéma ?
CA: Bu filmler öncelikli olarak sinemalarda gösterilen filmler değil herhalde?Te filmy nie są pokazywane w kinach?
CA: Bu filmler öncelikli olarak sinemalarda gösterilen filmler değil herhalde?Và đó không phải là những bộ phim được xem đại trà trong rạp phải không?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod