her zaman ile cümle

her zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
İnsanların her zaman olduğundan daha çok boş zamanı var.People have more leisure than they have ever had.
İnsanlar her zaman göründüğü gibi değildir.People are not always what they seem.
Hayat her zaman gitmesini istediğimiz tarzda gitmez.Life doesn't always go the way we want it to.
Başarı her zaman azimlinin tarafındadır.Success is always on the side of the persevering.
Bir politikacı her zaman aldığı paranın hesabını verebilmeli.A politician must always be able to account for money he receives.
Doğru ile yanlışı ayırmak her zaman kolay değildir.It is not always easy to separate right from wrong.
Dürüstlük her zaman karşılığını vermez.Honesty doesn't always pay.
Dürüstlük her zaman en iyi politika değildir.Honesty is not always the best policy.
Kömür her zaman siyah değildir.Coal is not always black.
Bebek her zaman aç görünür.The baby appears hungry all the time.
Gemi her zaman batmaya hazırdı.The ship was ready to sink any time.
Gemi her zaman batacak gibiydi.The ship was ready to sink any time.
Gemi her zaman batacak durumdaydı.The ship was ready to sink any time.
Büyükbabam her zaman bu sandalyede oturur.My grandfather always sits in this chair.
Büyükbabam her zaman, şu ya da bu nedenle söyleniyor.My grandfather was always grumbling about something or other.
Büyükannem her zaman soğuktan şikâyet ediyor.My grandmother is always complaining of the cold.
Her zamanki gibi.Same as usual.
Her zamanki gibi meşgulüm.I'm as busy as ever.
Güneş her zaman parlamaz.The sun doesn't always shine.
Güneş her zaman doğudan doğar.The sun always rises in the east.
Taro her zaman burada değil.Taro is not always here.
Cüsseli erkekler her zaman güçlü değildir.Big men are not always strong.
Herkes Tom'dan her zaman iyi şekilde bahseder.Everyone always speaks well of Tom.
Çocuklar her zaman okuldan sonra futbol oynamak isterler.Boys always want to play football after school.
Şafaktan önce hava her zaman en karanlıktır.It's always darkest before the dawn.
Ben her zaman kahvaltıda kahve ve tost alırım.I always have coffee and toast for breakfast.
Kuşlar her zaman yuvalarına dönerler.Birds always return to their nests.
Erkek kardeşimin odası her zaman dağınık.My brother's room is always a mess.
Erkek kardeşim her zaman aptalca hareket ediyor.My brother is always acting foolishly.
Ülkedeki yaşam her zaman sakin değildir.Life in the country is not always tranquil.
Çabalar her zaman faydalı olmaz.Efforts do not always pay off.
İstatistikler her zaman bütün hikayeyi anlatmaz.Statistics don't always tell the whole story.
Japonya bu yıl her zamankinden daha çok araba üretti.Japan has produced more cars than ever this year.
Japonlar saygı belirtisi olarak her zaman eğilmezler.The Japanese do not always make a bow as a mark of respect.
Pazar günleri biz her zaman işi boş veririz.We always take it easy on Sundays.
Yaşlı olanlar genç olanlara göre her zaman daha fazla bilmiyorlar.The older ones do not always know more than the younger ones.
Büyük olan çocuklar her zaman ona dalavere yapıyorlar.The older boys are always playing tricks on him.
Onun onu yazıp yazmadığı her zaman bir sır kalacaktır.Whether he wrote it or not will always remain a secret.
Ben her zaman onun kızlarla konuşma tarzına şaşırırım.I'm always surprised at the way he talks to girls.
Onunla birlikte olmak beni her zaman mutlu eder.Being with him always makes me happy.
Onunla her zaman orada görüşüyorum.I'm always meeting him there.
O her zaman üstesinden gelecek.He'll always come through.
Her zaman olduğu gibi, geç geldi.He came late, as is often the case with him.
Her zaman onun tarafını tutma.Don't always take sides with him.
Onun fikirleri her zaman çok pratiktir.His ideas are always very practical.
Onun fikirleri her zaman pratiktir.His ideas are always practical.
Yaptıkları her zaman söyledikleriyle bağdaşmıyor.His actions do not always correspond to his words.
Bütün dehasına rağmen, o her zaman olduğu kadar bilinmiyor.For all his genius, he is as unknown as ever.
Onun tavsiyesi her zaman mantıklı.His advice is always very sensible.
Erkek kardeşi her zaman TV izliyor.His brother is always watching TV.
Babası her zaman eve geç gelir.His father always comes home late.
Onun odası her zaman düzenli.His room is always tidy.
Onun odası her zaman düzgün.His room is always in good order.
Odası her zaman arkadaşlarıyla doludur.His room is always filled with his friends.
Onun odası her zaman düzensizdir.His room is always out of order.
Onun elbiseleri her zaman kötü kokar.His clothes always smell bad.
Onun elbiseleri her zaman demode.His clothes are always out of style.
Her zaman ciddi müzik dinler.He always listens to serious music.
O her zaman ciddi müzik dinler.He always listens to serious music.
Onun konuşmasını dinlemek her zaman hoş.His talk is always pleasant to listen to.

İlgili Sayfalar