her zaman ile cümle
her zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom her zaman çok rekabetçiydi.Tom has always been very competitive.
Tom her zaman Mary'nin doğum gününü unutur.Tom always forgets Mary's birthday.
Teslimatlar her zaman olduğu gibi devam edecek.Deliveries will continue as usual.
Tom her zaman başı dertte gibi görünüyor.Tom always seem to be in trouble.
Her zaman Tom'un tarafını tutma.Don't always take sides with Tom.
Tom her zaman rekabetçiydi.Tom has always been competitive.
Her zaman Tom'dan yardım isteyebiliriz.We can always ask Tom for help.
Tom bana karşı her zaman iyiydi.Tom has always been good to me.
Tom her zaman istediğini alır.Tom always gets what he wants.
Tom her zaman beni eleştiriyor.Tom is always criticizing me.
Tom ve ben her zaman aynı fikirde olmayız.Tom and I don't always agree.
Tom her zaman meydan okumayı sever.Tom always likes a challenge.
Bu her zaman beni güldürür.This always makes me chuckle.
Güvenlik her zaman bizim endişemiz.Safety is always our concern.
O renkten her zaman nefret ettim.I've always hated that color.
Tom her zaman bana bakıyor.Tom is always staring at me.
Bu her zaman büyük bir endişeThat's always a big concern.
Onun her zaman değişeceğinden şüpheliyim.I doubt that'll ever change.
Her zaman Tom'a güvenebiliriz.We can always count on Tom.
Tom her zaman abartıyor.Tom is always exaggerating.
Tom neredeyse her zaman haklı.Tom is almost always right.
Tom onu her zaman yapar.Tom does that all the time.
Tom her zaman sorumluydu.Tom was always in charge.
Tom her zaman başımın etini yiyor.Tom is always nagging me.
Tom her zaman bana yardım etti.Tom has always helped me.
Tom her zaman yorgun görünüyor.Tom always seems tired.
Tom her zaman abartır.Tom always exaggerates.
Tom her zaman bana yalan söyler.Tom always lies to me.
Her zaman Boston'u görmek istedim.I've always wanted to see Boston.
Tom her zaman koyu elbiseler giyer.Tom always wears dark clothes.
Tom her zaman mavi gömlek giyer.Tom always wears a blue shirt.
Ben her zaman o kitabı okumak istiyorum.I always want to read that book.
Seni her zaman kalbimde taşıyacağım.I'll always carry you in my heart.
Tom'un her zaman söyleyecek bir sözü vardır.Tom is never at a loss for words.
Tom neredeyse her zaman güneş gözlüğü takar.Tom almost always wears sunglasses.
Tom her zaman onları alıştırmak için yeni ayakkabılarını evde giyer.Tom always wears his new shoes at home first to break them in.
Tom her zaman her şeyi son dakikaya bırakır.Tom always leaves everything to the last minute.
O her zaman dakik.He's always punctual.
O her zaman zamanında gelir.He always arrives on time.
O her zaman çok sade şekilde giyinir.She always dresses very simply.
O her zaman çok alçak gönüllülükle giyinir.She always dresses very modestly.
Tom'un her zaman son sözü söylemesi gerekiyor.Tom always needs to have the last word.
Tom her zaman penceresi açıkken uyur.Tom always sleeps with his window open.
Tom her zaman penceresi açık uyur.Tom always sleeps with his window open.
Tom her zaman beni rahatsız ediyor.Tom is always bothering me.
Seni her zaman rahatsız ettiğim için üzgünüm.I'm sorry to always be bothering you.
Burada her zaman çok insan var mı?Are there always so many people here?
Tom her zaman hoşnutsuz gibi görünüyor.Tom always seems to be dissatisfied.
Tom her zaman şemsiyelerini kaybeder.Tom always loses his umbrellas.
Neden ani tepkin her zaman çok olumsuz?Why is your immediate reaction always so negative?
Tom her zaman işleri berbat ediyor.Tom is always making a mess of things.
Esperanto hareketi her zaman 'ebedi başlayanlar' sorunu ile uğraşmak zorunda kalmıştır.The Esperanto movement has always had to grapple with the problem of 'eternal beginners'.
Her zaman Türkiye'yi ziyaret etmek istedim.I've always wanted to visit Turkey.
Her zaman Türkiye'yi ziyaret etmek istemişimdir.I've always wanted to visit Turkey.
O her zaman siyah renkli kıyafetler giyer.He always wears black clothes.
Tom her zaman yaptığı gibi anahtarını masanın üstüne bıraktı.Tom left his key on the desk, as he usually does.
O her zaman senin ne zaman döneceğini sorar.He always asks when you will return.
Bize en kötü şekilde ihanet edenler her zaman bizim için gözde olanlardır.Those who betray us in the worst way are always those who are dearest to us.
Tom her zaman patronu hakkında şikayet ediyor.Tom is always complaining about his boss.
Tom her zaman siyah kıyafetler giyer.Tom always wears black clothes.