her zaman ile cümle
her zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
O yer her zaman tıka basa dolu.That place is always packed.
Neden her zaman buralardaki bütün işi ben yapmak zorundayım?Why do I always have to do all the work around here?
Tom gelmişti bile, ki o her zaman erken gelir.Tom, who was always early, was there already.
Böyle rahatsızlıklar her zaman ortaya çıkabilir.Such inconveniences can always happen.
İngiltere güçlü savunmacılarından dolayı Dünya Kupası maçlarında her zaman iyi yapar.England always does well in the World Cup matches because of their strong defenders.
Her zaman istediğin şey bu.That's what you've always wanted.
Her zaman yaptığın bu.That's what you always do.
Her zaman söylediğim bu.That's what I always say.
Bunu her zaman nasıl yapıyorsun?How do you always do it?
Tom'un küçük erkek kardeşi her zaman onu örnek aldı.Tom's little brother has always looked up to him.
Tom her zaman Mary'yi eleştiriyor ve onu başkası sanıyor.Tom's always criticizing Mary and putting her down.
Yasak meyve her zaman en tatlısıdır.Forbidden fruit is always the sweetest.
Yazdığın her şeyi her zaman anlayamam.I can't always understand everything you write.
Benim her zaman bir not defterim var.I always have a notepad.
Biz her zaman ayın aynı tarafını görürüz.We see the same side of the moon at all times.
O, her zaman bulaşık yıkamaktan kaytarırdı.She always got out of washing-up.
Tom her zaman yemekten şikayet eder.Tom always complains about the food.
Tom her zaman geçinmesi çok kolay biri olmuştur.Tom has always been a very easy person to get along with.
Tom ayın sonuna kadar her zaman züğürt.Tom is always broke by the end of the month.
Tom çalışmak için her zaman bir kravat takmaz.Tom doesn't always wear a tie to work.
Her zaman işini sevdim.I've always loved your work.
Tom her zaman çok neşeli bir kişi olmuştur.Tom has always been a very cheerful person.
Tom her zaman işleri yapma tarzım hakkında şikayet eder.Tom always complains about the way I do things.
Tom randevulara her zaman zamanında gelir.Tom is always on time for appointments.
Tom her zaman gece yarısından önce yatmaya gitmez.Tom doesn't always go to bed before midnight.
Tom her zaman kravat takmaz mı?Doesn't Tom always wear a tie?
Güvenlik her zaman önce gelir.Safety always comes first.
Şiven çok iyi. Her zaman İngiliz diye geçinebilirsin.Your accent is excellent. You'd pass for an Englishman any time.
Tom çok tatlıydı. O bana her zaman çiçek getirdi.Tom was so sweet. He brought me flowers all the time.
Bir gün bunun olacağını her zaman biliyordum.I always knew that one day this would happen.
Her zaman bu kadar soğuk mu?Is it always this cold?
Bu her zaman böyle midir?Is it always like this?
O her zaman konuşmak için sonuncu olmak istiyor.He always wants to be the last to speak.
Kaynak vermek her zaman gereklidir.It is always necessary to give sources.
İngilizcede dil adlarının ilk harfleri her zaman büyük mü yazılır?Are the first letters of the names of languages always written in uppercase in English?
Babam her zaman kahvaltıdan önce gazete okur.My father always reads the newspaper before breakfast.
Tom her zaman bir şey hakkında homurdanıyor.Tom is always grumbling about something.
Bayanın davranışı her zaman onurluydu.The lady's behaviour was always dignified.
Doğal olarak, karısı her zaman haklıdır.Naturally, the wife is always right.
Ben hala her zaman onun hakkında düşünürüm.I still think about him all the time.
Her zaman aklımdasın.You are always on my mind.
Kapım her zaman açık. İstediğin zaman ziyaret etmeye çekinme.My door is always open. Feel free to visit when you want.
Bir anlaşmazlığımız olduğunda, neden her zaman bu kadar şahsi algılıyorsun?Why do you always have to get so personal when we have an argument?
Kapımı her zaman çalabilirsin.You're always welcome at my place.
Benim için her zaman iyi bir arkadaştın.You were always a good friend to me.
Sen her zaman romantiktin.You were always the romantic.
Ben her zaman Sen ve Tom'un evli olduğunu düşündüm.I always thought you and Tom were married.
Benim çanta her zaman tıka basa dolu.My bag's always packed.
Evlat edinildiğimi her zaman biliyordum.I always knew I was adopted.
Ben her zaman, Tom'un biraz paranoyak olduğundan şüphelendim.I always suspected that Tom was a little paranoid.
Bunun nasıl sona ereceğini her zaman bildim.I've always known how this would end.
Tom her zaman onu güvende oynar.Tom always plays it safe.
Senin her zaman bir avantajın vardı.You've always had an advantage.
Tom her zaman imkansızı yapmaya çalışıyor.Tom is always trying to do the impossible.
Her zaman sorun bekliyorum.I always expect trouble.
Mesleğimde her zaman sorun beklerim.In my profession, I always expect trouble.
Aşk işyerinde her zaman olur.Love happens in the workplace all the time.
Onları her zaman izlemek zorundayım.I have to watch them all the time.
Ben her zaman Tom'u izliyor olamam.I can't be watching Tom all the time.
Sen her zaman bana bunu anlatıyorsun.You tell me that all the time.