her zaman ile cümle

her zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Bu onların her zaman yapmak istedikleri bir şey.It's something they always wanted to do.
Büyükannem her zaman yiyeceği boşa harcamanın bir günah olduğunu söyledi.My grandmother always said it was a sin to waste food.
Bazı tuvaletler her zaman temizlendiği için çok su israf ediyorlar.Some toilets waste a lot of water every time they are flushed.
Annem ve babam beni her zaman ağabeyimle karşılaştırır.My parents always compare me to my older brother.
Tom her zaman okula çok geç gider.Tom always leaves for school too late.
Sen her zaman bir şeyin peşindesin.You're always up to something.
Tom her zaman bir şey hakkında yakınıyor.Tom is always complaining about something.
Bu her zaman yapmak istediğim bir şey.That's something I've always wanted to do.
Facebook her zaman promotörleri kızdırmak için bir yol bulur.Facebook always finds a way to annoy promoters.
Neden her zaman Tom'un tarafını tutuyorsun?Why are you always taking Tom's side?
Onun her zaman bir kitaba gömülü burnu vardır.He always has his nose buried in a book.
Bu her zaman yapmak istediğim şey.This is what I've always wanted to do.
Tom her zaman bir kulağı açık uyur.Tom always sleeps with one ear open.
O her zaman bana mesaj attı.He always texted me.
Biz her zaman fakirdik.We've always been poor.
Biz pazartesi günleri her zaman evde değiliz.We're not always at home on Mondays.
Tom her zaman Mary'nin çok hızlı araba sürmesinden şikayet eder.Tom always complains that Mary drives too fast.
Biz her zaman sana iyi davrandık.We always treated you well.
Tom her zaman sana aşıktı.Tom has always had a big crush on you.
Büyük anlaşma nedir? İnsanlar bunu her zaman yapar.What's the big deal? People do this all the time.
Onlar her zaman kışın kayak yapmaya gider.They always go skiing in the winter.
Hayaller her zaman farklı olarak ortaya çıkıyor.Dreams always come out differently.
Tom ne yaparsa yapsın her zaman yüzde yüz verir.Tom always gives 100 percent in whatever he does.
Her zaman Tom'dan nefret ettim.I've always hated Tom.
Ben ondan her zaman nefret ettim.I've always hated her.
Seni her zaman seveceğimi bilmeni istiyorum.I want you to know that I'll always love you.
Her zaman Tom için orada olacağım.I'll always be there for Tom.
Seni her zaman buluştuğumuz yerde karşılayacağım.I'll meet you where we always meet.
Tom her zaman sana bakıyor.Tom is always looking at you.
Büyükbabam böyle günler olacağını her zaman söyledi.Grandpa always said there'd be days like this.
Bana her zaman yalan söylüyordun, değil mi?You've been lying to me all this time, haven't you?
Her zaman gidebilirsin.You may leave at any time.
Tom'a her zaman mesaj atabilirsin.You can always text Tom.
Her zaman tekrar gelebilirsin.You're welcome back anytime.
Tom'un neden her zaman şikayet ettiğini bilmiyorum.I don't know why Tom is always complaining.
Sporlarda her zaman iyi miydin?Were you ever good at sports?
Tom her zaman Mary'nin resmini cüzdanında tutar.Tom always keeps Mary's picture in his wallet.
Her zaman onunla olmak istedim.I wanted to be with her all the time.
Her zaman Tom'la olmak istedim.I wanted to be with Tom all the time.
Tom her zaman Mary ile olmak istedi.Tom wanted to be with Mary all the time.
Tom her zaman Mary ile olmak istiyor.Tom wants to be with Mary all the time.
Tom her zaman Mary ile takılıyor.Tom hangs out with Mary all the time.
Tom her zaman Mary ile takılırdı.Tom used to hang out with Mary all the time.
Son günlerde Tom her zaman Mary ile takılıyor.Recently, Tom has been hanging out with Mary all the time.
Neden sen her zaman buradasın?Why are you always here?
Benim kapım her zaman açık.My door is always open.
Biz her zaman birlikte olacağız.We'll always be together.
O her zaman çevrimiçidir.He is always online.
Her zaman yaşlı kadınlarla flört ettim.I've always dated older women.
Her zaman başarılı olamazsın.You win some, you lose some.
Sen her zaman bana karşı çok iyiydin.You've always been so good to me.
O kelimeyi telaffuz etmede her zaman sorun yaşadım.I've always had trouble pronouncing that word.
O kelimeyi telaffuz etmede her zaman güçlük yaşıyorum.I always have trouble pronouncing that word.
Mary her zaman çok parfüm kullanır.Mary always wears too much perfume.
Tom'la konuşmak her zaman bir zevk.It's always a pleasure to talk with Tom.
Senin hakkında her zaman sevdiğim şey bu.That's what I've always loved about you.
Her zaman altıdan önce kalkar mısın?Do you always get up before six?
Neden her zaman o şapkayı takıyorsun?Why do you always wear that hat?
"Aç mısın?" "Her zaman açım.""Are you hungry?" "I'm always hungry."
Onun kitaplarında her zaman mevcut olan temalar vardır.There are themes that are always present in his books.

İlgili Sayfalar