her zaman ile cümle
her zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
O kampa gittiği her zaman aynı kırmızı flanel gömleği giyer.Tom wears the same red flannel shirt every time he goes camping.
Tom her zaman siyah elbiseler giyer.Tom always dresses in black.
Sen Aziz Parik gününde her zaman yeşil giyer misin?Do you always wear green on St. Patrick's Day?
Tom her zaman yerde uyur.Tom always sleeps on the floor.
Bunu her zaman yapmalı mısın?Must you do this every time?
Sen bunu her zaman yapmak zorunda mısın?Do you have to do this every time?
Her zaman benimle konuşabilirsin.You can always talk to me.
Her zaman onun hakkında konuşuyoruz.We talk about it all the time.
Tom her zaman senden bahsetti.Tom talked about you all the time.
Tom'un her zaman konuşma tarzı budur.That's the way Tom talks all the time.
Ben her zaman Tom ve Mary'yle konuşurum.I talk with Tom and Mary all the time.
Tom neredeyse her zaman Mary hakkında konuşur.Tom talks about Mary almost all the time.
Her zaman bahsettiğin Tom bu mu?Is this the Tom you're always talking about?
Tom ve Mary'nin her zaman ne hakkında konuştuğunu merak ediyorum.I wonder what Tom and Mary always talk about.
Sorun nedir, Tom? Daha önce bu tür şey hakkında her zaman konuşabiliyorduk.What's wrong, Tom? We've always been able to talk about this kind of thing before.
Öfke iyi bir yatırımdır. Her zaman, kaybettiğinden fazlasını geri alırsın.Anger is a good investment. You always get back more than you give out.
Sağlıklı kalmak her zaman kolay değil.It's not always easy to stay healthy.
Tom her zaman iğrenç bir mizah anlayışım olduğunu söylerdi.Tom has always said I have a sick sense of humor.
Tokyo'ya geldiğinde, her zaman beni ziyaret eder.He visits me every time he comes to Tokyo.
Tom her zaman arabasına titizlikle baktı.Tom has always looked after his cars fastidiously.
Tom her zaman titiz giyinir.Tom is always meticulously dressed.
Mary her zaman bakımlı ve modaya uygun olarak giyimlidir.Mary is always well-groomed and fashionably dressed.
Doğru şeyi yapmak her zaman o kadar kolay değildir.It's not always so easy to do the right thing.
Tom her zaman gerçeği söylemez.Tom doesn't always tell the truth.
Tom her zaman aynı hikayeleri anlatır.Tom always tells the same stories.
Tom'un sana söylediği şeyi her zaman yapar mısın?Do you always do what Tom tells you?
Bana her zaman kendimi düşünmemi söyledin.You always tell me to think for myself.
Tom'un yapmanı söylediği şeyi her zaman yapar mısın?Do you always do what Tom tells you to do?
Farkı söylemek her zaman o kadar kolay değildir.It's not always so easy to tell the difference.
Sadece seni her zaman sevdiğimi söylemek istiyordum.I just wanted to tell you I've always loved you.
Doğru ile yanlışı ayırt edebilmek her zaman çok kolay değildir.It's not always so easy to tell right from wrong.
Tom ve ben her zaman birbirimize her şeyi söyleyebiliriz.Tom and I could always tell each other everything.
Ben gençken, insanlar her zaman bana çirkin olduğumu söylerdi.When I was young, people always told me I was ugly.
Bana her zaman mirasımla gurur duymam gerektiğini söylüyorsun.You always tell me I should be proud of my heritage.
Her zaman gerçeği söylemek zorunda değilsin ama söylersen genellikle daha iyidir.You don't always have to tell the truth, but it's usually better if you do.
Kadınsı mantık her zaman mantıklı değildir.Feminine logic is not always logical.
Sana yardım etmek için her zaman burada olacağım.I'll always be here to help you.
Tom, o aptalca bir şey yaptığında her zaman Mary'ye bağırır.Tom always yells at Mary every time she does something stupid.
Lisa, ABD'de bulunduğunda her zaman Tom'u ziyaret eder.Lisa visits Tom every time that she's in the United States.
Tom Boston'da olduğu her zaman Mary'yi ziyaret eder.Tom visits Mary every time he's in Boston.
Tom Boston'a gittiği her zaman Mary'yi ziyaret eder.Tom visits Mary every time he goes to Boston.
Tom her zaman kendini tekrarlamak zorunda kalmaktan bıktı.Tom was fed up with having to repeat himself all the time.
Neden her zaman bu vakitte uyanırım?Why do I always wake up at this time?
Neden her zaman bu vakitte kalkarım?Why do I always get up at this time?
Onlar her zaman iyi arkadaştılar.They were always good friends.
Biz her zaman altta değil ve üstte olabilir miyiz?May we always be on top and not at the bottom.
Tom her zaman çalışıyor ama bir şey öğreniyor gibi görünmüyor.Tom is always studying, but he never seems to learn anything.
O her zaman akrabalarına karşı çok sevecendir.He is always very affectionate with his relatives.
O her zaman akrabalarına karşı çok sevgi doludur.She is always very affectionate with her relatives.
Gezideyken her zaman yanımda bir iğne taşırım.I always carry a needle with me when I travel.
Sürerken her zaman kamyonlardan kaçınırım.When I drive, I always avoid trucks.
O, şikayetleri ile her zaman benim canımı sıkıyor.He is always annoying me with his complaints.
Dönüşlü fiiller dersi öğrenciler için her zaman zordur.The lesson on reflexive verbs is always difficult for the students.
O her zaman dikkatli sürmemi söyler.He always tells me to drive cautiously.
Alplerde her zaman kar yağar.It always snows in the Alps.
Fransa'da çocuklar yaşlı insanlara karşı her zaman nazik olmalıdırlar.Children must always be polite to older people in France.
O hemen hemen her zaman geç gelir.She almost always arrives late.
Odaları her zaman temizdir.Their rooms are always clean.
Deniz yakını her zaman rüzgarlıdır.It is always windy near the sea.
Tom her zaman çocuklarını yeni şeyler denemeye teşvik ediyor.Tom always urges his children to try new things.