her zaman ile cümle

her zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Benim özel yeteneğim, her zaman, her yerde, herkesle bir arkadaşlık kurabilmemdir.My special talent is that I can form a friendship at any time, anywhere, and with anyone.
Sonuçta herkesin öğreneceğini sen her zaman biliyordun.You've always known that eventually everyone would find out.
Tom ve Mary her zaman birbirleriyle konuşurdu.Tom and Mary used to talk to each other all the time.
Sonunda bunun olacağını her zaman biliyordun.You've always known this would eventually happen.
Her zaman ilk olarak izin istemelisiniz.You should always ask for permission first.
Tom'un karısı her zaman çocuklarla evde kalır.Tom's wife always stays home with the kids.
Tom her zaman arabasında bir olta tutar.Tom always keeps a fishing rod in his car.
Keşke Tom'a karşı her zaman bu kadar kaba olmasan.I wish you weren't always so rude to Tom.
Tom Mary'nin neden John'da nefret ettiğini her zaman merak etti.Tom always wondered why Mary hated John.
Tom her zaman eve bu kadar geç gelmez.Tom doesn't always come home this late.
Keşke Tom'a her zaman bağırmasan.I wish you didn't always yell at Tom.
Tom her zaman şehrin dışında gibi görünüyor.Tom always seems to be out of town.
Tom her zaman sınıfta dikkat eder.Tom always pays attention in class.
Her zaman seni arkadaşım olarak düşüneceğim.I'll always consider you my friend.
Keşke siz ikiniz her zaman dövüşmese.I wish you two didn't always fight.
Sen her zaman Tom'u küçümsedin.You've always underestimated Tom.
Her zaman başın belada gibi görünüyorsun.You always seem to be in trouble.
Tom her zaman Mary ile flört ediyor.Tom is always flirting with Mary.
Tom eve her zaman akşam yemeği için gelir.Tom always comes home for dinner.
Tom her zaman seni etrafında isteyecek.Tom will always want you around.
Tom her zaman bir yabancı olacak.Tom will always be an outsider.
Her zaman Tom'un babası olacaksın.You'll always be Tom's father.
Tom her zaman bir şeyin peşinde.Tom is always up to something.
Senin için her zaman zamanım olacak.I'll always have time for you.
Ben her zaman kirayı dakik öderim.I always pay the rent on time.
Kazalar her zaman olur.Accidents happen all the time.
Tom her zaman sana yalan söylüyor.Tom lies to you all the time.
Ben her zaman senin bakımını üstleneceğim.I'll always take care of you.
Odan her zaman çok düzenli.Your room is always so neat.
Tom her zaman derse geç kalır.Tom is always late to class.
Ben her zaman bilecek en son kişiyim.I'm always the last to know.
Her zaman başımızın üstünde yeriniz var.You're always welcome here.
Her zaman başımın üstünde yerin var.You're always welcome here.
Tom her zaman parasız.Tom is always out of money.
Seni her zaman önemseyeceğim.I'll always care about you.
Sana her zaman inanacağım.I'll always believe in you.
Biri her zaman görevde.Someone is always on duty.
Her zaman yorgun hissediyorum.I feel tired all the time.
Onlar her zaman haklı değil.They're not always right.
Ben her zaman bu kadar erken ayaktayım.I'm always up this early.
Bana her zaman yardım ettin.You've always helped me.
Bana her zaman yardım ettiniz.You've always helped me.
Her zaman olduğu gibi haklısın.You're right, as always.
Her zaman bir seçeneğimiz var.We always have a choice.
Bana her zaman bir şey sor.Ask me anything anytime.
Her zaman bir planın var.You always have a plan.
Bizim her zaman seçeneklerimiz var.We always have options.
Tom her zaman hatalı değildir.Tom isn't always wrong.
Tom her zaman doğru değildir.Tom isn't always right.
Tom her zaman haklı değildir.Tom isn't always right.
Ben her zaman oradayım.I'm there all the time.
Tom her zaman vaktinde.Tom is always on time.
Her zaman evdeyim.I'm home all the time.
Onlar her zaman onu söylerler.They always say that.
Her zaman sana ihtiyacım olacak.I'll always need you.
Her zaman erken kalkarım.I'm always up early.
Her zaman burada olacağım.I'll always be here.
Gaz lambasının altı her zaman karanlıktır.It is always dark beneath the oil lamp.
O her zaman olduğu gibi sabahleyin erkenden kalkıp jogginge gitti.As always, he got up early in the morning and went jogging.
Her zaman o kitap üzerinde çalışıyorsun.You've been working on that book forever.

İlgili Sayfalar