her zaman ile cümle

her zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Maria sonuçları unutarak her zaman aceleci kararlar veriyor.Maria is always making hasty decisions, forgetting about the consequences.
Her zaman buradayım.I've always been here.
Bu her zaman planladığımız şey.It's what we always planned.
Bu her zaman hayal ettiğimiz şey.It's what we've always dreamed of.
Benim de her zaman yanılgılarım var.I always have misconceptions, too.
Tom her zaman şikâyet eder, değil mi?Tom always complains, doesn't he?
Tom her zaman bir şeye konsantre oluyor gibi görünüyor.Tom always seems to be concentrating on something.
Tom her zaman kavga ediyor gibi görünüyor.Tom always seems to be fighting.
Tom her zaman şikâyet etmez, değil mi?Tom doesn't always complain, does he?
Her zaman olduğum yerde uyuyabilirim.I can always sleep wherever I am.
Sanırım Mary'yi her zaman seveceğim.I think I'll always love Mary.
Sanırım her zaman Mary'yi sevdim.I think I've always loved Mary.
Çocuklar her zaman arkadaş olmak için bir neden bulur.Children always find a reason to become friends.
Nerede olursam olayım her zaman uyuyabilirim.I can always sleep no matter where I am.
Çocuklar arkadaş olmak için her zaman bir neden bulurlar.Children always find a reason to make friends.
Tom ve Mary her zaman bir ekip olarak birlikte çalışır.Tom and Mary always work together as a team.
Biz her zaman zıt yönlere gittik.We always went in opposite directions.
Yardım her zaman takdir edilir.Help is always appreciated.
O her zaman derse geç kalır.He's always late to class.
O her zaman dudaklarında bir gülümseme ile konuşur.She always talks with a smile on her lips.
Her zaman Fransızca öğrenmek istedim.I've always wanted to study French.
Fransızca her zaman öğrenmek istediğim dillerden biridir.French is one of the languages I've always wanted to learn.
Mary'nin ona gülümsediği her zaman, Tom mutlu hisseder.Every time Mary smiles at him, Tom feels happy.
Her zaman açık tutun.Keep clear at all times.
Bu her zaman kolay değil.It's not always easy.
Ben her zaman inandım ve bu konuda ısrar ettim.I've always believed in and insisted on this.
Bana her zaman takılıyor.He teases me all the time.
O her zaman bana yalan söylüyor.He lies to me all the time.
O her zaman sana yalan söylüyor.He lies to you all the time.
Tom Mary'ye her zaman yalan söyler.Tom lies to Mary all the time.
Marika her zaman Japonca öğrenmek istiyor.Marika has always wanted to learn Japanese.
Fince bir şey söylediğim her zaman Marika mutlu olurdu.Marika was happy every time I said something in Finnish.
Tom her zaman gülümsüyor.Tom is always smiling.
Tom'un yıllık ziyaretini her zaman sabırsızlıkla bekleriz.We always look forward to Tom's annual visit.
Tom her zaman Fransızca öğrenmek istemişti ve sonunda öğrenme fırsatını yakaladı.Tom had always wanted to study French and he finally got his chance to.
Fransızcada her zaman iyi notlar aldım.I always got good grades in French.
Tom'la her zaman Fransızca konuşurum.I always speak French with Tom.
Tom her zaman Fransızca konuşur.Tom always speaks in French.
O beni her zaman çağırır.She calls me all the time.
O beni her zaman arar.She calls me all the time.
Tom her zaman Mary ile telefonla görüşüyor gibi görünüyor.Tom always seems to be on the phone with Mary.
Onlar her zaman oynuyorlardı.They were always playing.
Tom her zaman orada değildi.Tom wasn't always there.
Tom her zaman akortsuz şarkı söyler.Tom always sings out of tune.
Bir sorun olması durumunda her zaman ona güvenirim.I always rely on him in case there's a problem.
Arabamda her zaman bir çift plaj havlum var.I always have a couple of beach towels in my car.
Tom her zaman elbiselerim üzerinde yorum yapar.Tom always comments on my clothes.
Her zaman hakkında konuştuğun bu Tom kim?Who's this Tom you always talk about?
Her zaman kapıyı kilitle.Always lock the door.
Parti her zaman haklıdır.The Party is always right.
Her zaman etrafta olmayacağım.I won't always be around.
O her zaman etrafta olmayacak.He won't always be around.
Sana yardım etmek için her zaman buralarda olmayacağım.I won't always be around to help you.
Tom ve Mary her zaman iyi geçindiler.Tom and Mary have always gotten along well.
Tom ve Mary her zaman Boston'da yaşadı.Tom and Mary have always lived in Boston.
Tom ve Mary birbirleriyle her zaman Fransızca konuşurlar.Tom and Mary always speak to each other in French.
Her zaman kumsala giderim.I always go to the beach.
Sorunları her zaman önleyemezsin.You can't always avoid problems.
Sen her zaman senin kendi yoluna sahip olamazsın.You can't always have your own way.
Her zaman herkesi mutlu yapamazsın.You can't always make everyone happy.

İlgili Sayfalar