her zaman ile cümle

her zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Seni görmek her zaman bir zevk.It's always a pleasure to see you.
Ben sabahleyin her zaman saat 6'da kalkarım.I always get up at 6 o'clock in the morning.
Böyle şeyler her zaman olur.Such things happen all the time.
Her zaman zamanında gel.Always arrive on time.
Bu her zaman olduğu gibi.This is how it has always been.
Diğer tarafta ki çimler her zaman daha yeşil görünüyor.The grass always seems greener on the other side.
Her zaman senin gibi yemek yapmayı öğrenmek istedim.I've always wanted to learn to cook like you.
Her zaman sizin gibi yemek yapmayı öğrenmek istedim.I've always wanted to learn to cook like you.
Kızkardeşim her zaman benimle alay eder.My sister always makes fun of me.
O her zaman hayır diyor.She always says no.
Otobüsteyken her zaman önde otururum.When in a bus, I always sit at the front.
Paris her zaman Paris olacak.Paris will always be Paris.
Kimse anlamamasına rağmen ben her zaman gerçeği söylerim.Although no one understands, I always tell the truth.
O her zaman kalplerimizde yaşayacak.She will live forever in our hearts.
Her zaman yalnız yaşayan biriydim.I was always a loner.
Her zaman yaşamın aydınlık yüzüne bak.Always look on the bright side of life.
Hayata her zaman olumlu yönden bak.Always look on the bright side of life.
O her zaman yeni şeyleri deniyor.She is always trying new things.
Küçükken her zaman denizde yüzmeye giderdim.I would always go swimming in the sea when I was little.
Her zaman bir kahraman olmak imkansızdır ama her zaman bir erkek kalabilirsin.It is impossible to be always a hero, but you can always remain a man.
Böyle bir mikrodalga fırınla, her zaman Yılbaşı gecesidir!With a microwave oven like this, it's always New Year's Eve!
Amaçlarımıza ulaşmak için her zaman çaba harcamak zorundayız.We always have to make efforts to reach our goals.
Takımım hakkında övünemem. O her zaman maçları kaybeder.I cannot brag about my team. It always loses games.
Bu sözlüğü ödünç veremem. Ona her zaman ihtiyacım var.I cannot lend this dictionary. I always need it.
Her zaman yarın vardır.There's always tomorrow.
O her zaman bir şey saklıyor gibi hissettim.I always felt like she was hiding something.
Takımım her zaman kaybediyor.My team is always losing.
Tatoeba'da her zaman çevirecek bir şey vardır.There is always something to translate in Tatoeba.
O bilir. O her zaman bilir.She knows. She always knows.
O bizi her zaman rahatsız ettiği için biz Tom'u rahatsız ediyoruz.We are disturbing Tom because he always disturbs us.
Seni görmek bana her zaman babamı düşündürüyor.Seeing you always makes me think about my father.
Ben her zaman erkek kardeşimle oynadım.I've always played with my brother.
Bu her zaman işe yarar.This works every time.
O bunu her zaman yapar.He does this all the time.
Ben bunu her zaman yaparım!I do this all the time!
Her zaman her şeyden sakınamazsın.You can't always avoid everything.
Seninle her zaman mutlu olacağım.Being with you, I will always be happy.
O her zaman mutlu değil.He is not always happy.
Amerikan filmlerinde, siyah adam her zaman ilk olarak ölür.In American movies, the black guy always dies first.
O, her zaman sabahleyin biraz asabidir.He is always a little irritable in the morning.
Elit askerler hemen hemen her zaman özel güçler arasından seçilir.Elite soldiers are almost always selected among the special forces.
O her zaman yeni teknik ve teknolojileri öğreniyor.He is always learning new techniques and technologies.
Bu Publix her zaman kalabalık.This Publix is always crowded.
Tom işe gitmeden önce her zaman yemek yer.Tom always eats before going to work.
Tom her zaman şekersiz kahvaltı gevreği yer.Tom always eats breakfast cereal without sugar.
Tom onları yemeden önce her zaman elmaları soyar.Tom always peels apples before he eats them.
Tom bir şey yemeden önce her zaman ellerini yıkar.Tom always washes his hands before eating anything.
Tom her zaman yemek yiyor gibi görünüyor.Tom seems to be eating all the time.
Eğer her zaman bu kadar çok yersen kilo alırsın.If you always eat that much, you'll gain weight.
Onun sıkı programına rağmen, Tom'un çocuklarıyla geçirmek için her zaman zamanı var.In spite of his tight schedule, Tom always has time to spend with his children.
Tom her zaman büyük bir acele içinde görünür.Tom always seems to be in a big hurry.
Dünyanın bu kısmında seyahat ediyorsan iyi yemek yemek her zaman mümkün değildir.It's not always possible to eat well when you're traveling in this part of the world.
"Lütfen zamanında gel." "Ben her zaman zamanında geliyorum, değil mi?""Please be on time." "I always am, aren't I?"
"Yatmadan önce ev ödevini yap." "Ben her zaman yaparım, değil mi?""Do your homework before you go to bed." "I always do, don't I?"
Ben her zaman uyumadan önce bir bardak süt içerim.I always drink a glass of milk before going to sleep.
Tom hakkında endişe etme. O her zaman öyle davranır.Don't worry about Tom. He always acts that way.
Bu her zaman aynı.It's the same every time.
Açgözlülük her zaman iyi değildir.Greed is not always good.
Tom her zaman Mary'den bahsediyor.Tom talks about Mary all the time.
Tom her zaman seni sevdi.Tom always liked you.

İlgili Sayfalar