her zaman ile cümle
her zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Jane her zaman çok zenginmiş gibi davrandı.Jane always pretended that she was very rich.
Benim çocuk yabancılarla etrafında utangaç ve her zaman benim arkamda saklanır.My kid is shy around strangers and always hides behind me.
O her zaman hikayeler uydurduğu için hiç kimse Kevin'e inanmadı.Nobody believed Kevin because he always makes up stories.
Onunla oynamayı sevmiyorum. Her zaman aynı şeyleri yapıyoruz.I don't like playing with him. We always do the same things.
Onu her zaman cebimde taşırım.I always carry it in my pocket.
Yağışlı günler hariç, ben işe her zaman bisikletimle giderim.Apart from on rainy days, I always ride my bike to work.
O tiyatroya sıkça gider, ancak her zaman kendi başına.He goes very often to the theater, but always by himself.
Robert her zaman bir pilot olmayı hayal etti.Robert had always dreamed of becoming a pilot.
O bu kuralları her zaman zihninde tuttu.She's always kept these rules in mind.
Her zaman aptalca şeyler için dövüşürüz.We always fight over silly things.
Allah her zaman haklıdır.God is always right.
Tom 10:00'a kadar her zaman yataktadır.Tom is always in bed by 10:00.
Bir adam her zaman kahraman olamaz, ama her zaman adam olabilir.A man can't always be a hero, but he can always be a man.
Seni her zaman beklerim.You are always welcome.
Yaşlı insanlar her zaman gençlerden daha bilgili değildir.Old people aren't always wiser than young people.
Yaşlı insanlar her zaman gençlerden daha akıllı değildir.Old people aren't always wiser than young people.
Evin etrafında yapılması gereken bazı işler her zaman vardır.There are always some chores to be done around the house.
O, her zaman senin fikrini sorar.He always asks for your opinion.
Neredeyse her zaman.Almost always.
O her zaman yumurtaları tuzsuz ve bibersiz yer.He always eats eggs without salt and pepper.
Onun hangi oyunu oynadığı önemli değil, o her zaman kazanır.It doesn't matter what game he plays, he always wins.
Hangi oyunu oynarsa oynasın, o her zaman kazanır.No matter what game he plays, he always wins.
Bir pislik her zaman bir pislik kalır!A cunt remains a cunt!
O, hafta içi her zaman meşguldür.She's always busy on weekdays.
Bir deprem her zaman olabilir.An earthquake can happen at any time.
Her zaman meşgul müsün?Are you always busy?
Tom her zaman Mary'nin çalıştığı süpermarkete gider.Tom always goes to the supermarket where Mary works.
Annemi her zaman gururlandırdım.I always made my mother proud.
Tom her zaman emniyet kemerini takar.Tom always wears his seatbelt.
Bay Smith her zaman derslerine bir şaka ile başlar.Mr. Smith always begins his lectures with a joke.
Biz her zaman daha fazla ödemek zorundayız.We always have to pay more.
Tom her zaman prezervatif kullanır.Tom always uses a condom.
Tom her zaman kondom kullanır.Tom always uses a condom.
Neden her zaman beyaz gömlek giyiyorsun?Why do you always wear white shirts?
Seni her zaman hatırlayacağım.I will always remember you.
O her zaman eve akşam altıda gelir.He always gets home at six o'clock in the evening.
O her zaman akşam 6.00'da eve varır.He always gets home at 6:00 p.m.
Neden "Arkadaş" demiyorsun? Bu her zaman yeterli.Why don't you say "Friend"? It's always sufficient.
Ve unutma: Ben seni her zaman seveceğim.And don't forget: I will always love you.
Bu öğretmenden hoşlanmıyorum. O benim sorularımı her zaman yok sayar.I don't like this teacher; he always ignores my questions.
Onun her zaman yararı olur.That always helps.
Mary her zaman Tom'un yeterince romantik olmadığını söylüyor.Mary is always saying that Tom isn't romantic enough.
İşten sonra Tom her zaman yorgun.After work, Tom is always tired.
O, soğan doğrarken her zaman ağlar.She always cries when she chops onions.
Ben her zaman bunun yapmak için doğru şey olacağını düşündüm.I always thought this would be the right thing to do.
Her zaman doğruyu söylemelisin.You must always say the truth.
Tom her zaman kirasını zamanında öder.Tom always pays his rent on time.
Eski bisikletini istemiyorsan, onu her zaman birine hediye edebilirsin.If you don't want your old bicycle, you can always give it away.
Zamanlama her zaman önemlidir.Timing is always important.
O her zaman diğerlerine yardım etmeye çalışır.She always tries to help others.
Neden faturaları ödemek her zaman benim sorumluluğum?Why is it always my responsibility to pay the bills?
Ben okula her zaman yayan giderim.I always go to school on foot.
Reçine ve özsu arasındaki farkın ne olduğunu her zaman merak ediyorum.I'm always wondering what the difference is between resin and sap.
Bay Brown her zaman bir kitap taşır.Mr Brown always carries a book.
Şu ikisi her zaman beraber olacak.Those two will always be together.
Öğrencilerim her zaman ders çalışırlar.My students are always studying.
Her zaman iyi notlar almaya layıktın.You always deserved to get good grades.
Her zaman iyi notlar almaya layıktınız.You always deserved to get good grades.
Her zaman iyi notlar almayı hak ederdiniz.You always deserved to get good grades.
Her zaman iyi notlar almayı hak ederdin.You always deserved to get good grades.