her zaman ile cümle
her zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Hava güzel olduğu zaman, Tom her zaman pencerelerini açık bıraktı.When the weather was nice, Tom always left his windows open.
Tom her zaman göründüğü gibi görünüyordu.Tom looked like he always looks.
Tom her zaman kurallarıyla oynamaz.Tom doesn't always play by the rules.
Tom her zaman kurallara göre hareket etmez.Tom doesn't always play by the rules.
Tom her zaman kendi apartmanından kovulma endişesi yaşadı.Tom always worried about getting locked out of his own apartment.
Tom her zaman bir kelle avcısı olmayı hayal etti.Tom always dreamed of becoming a bounty hunter.
Her zaman kurallara uymak zorundayız.We always have to obey the rules.
O her zaman duşta şarkı söyler.He always sings while having a shower.
O her zaman duş alırken şarkı söyler.He always sings while having a shower.
İyi bir işçi her zaman aletleriyle ilgilenir.A good workman always takes care of his tools.
O her zaman kendi yeteneklerini abartır ve diğerleri genellikle ona inanır.He always exaggerates his own abilities and others often believe him.
Onun planları teoride her zaman kulağa hoş geliyor ama uygulamada çalışmaz.His plans always sound great in theory but they don't work in practice.
Onlar her zaman, pazar günleri bile, erken kalkarlar.They always wake up early, even on Sundays.
Biz her zaman yasalara itaat etmeliyiz.We should always obey laws.
O her zaman korkar.She is always scared.
Tom her zaman neden bu kadar yorgun görünüyor?Why does Tom always look so tired?
Her zaman öğleden sonra yaptığı gibi Tom bir yürüyüş için dışarı gitti.Tom went out for a walk as he always does in the afternoon.
Tom kadınların her zaman her şeyi en iyi arkadaşlarına söylediklerini düşünüyor.Tom thinks that women always tell their best friends everything.
Tom her zaman Mary'den yana olur.Tom sides with Mary all the time.
Tom Mary'ye her zaman güvenebileceğini biliyor.Tom knows he can always count on Mary.
Tom her zaman yemeklerden sonra dişlerini fırçalayamaz.Tom isn't able to always brush his teeth after meals.
Tom her zaman son sözü söylemek zorunda kalan insan türüdür.Tom is the kind of person who always has to have the last word.
Tom bugün olanın her zaman tekrar olacağından şüphe ediyor.Tom doubts what happened today will ever happen again.
Tom onun her zaman olacağını sanmıyor.Tom doesn't think that will ever happen.
Tom Mary'nin her zaman kendisini aramasını istemiyordu.Tom didn't want Mary to call him all the time.
Tom onun her zaman olacağını düşünmüyordu.Tom didn't think that would ever happen.
Tom her zaman istediğini alamaz.Tom can't always get what he wants.
Tom yardım için her zaman Mary'ye güvenebilir.Tom can always count on Mary for help.
Tom ve Mary birbirleri ile her zaman döğüşüyorlar.Tom and Mary fight with each other all the time.
Tom ve Mary her zaman döğüşüyorlar.Tom and Mary fight all the time.
Tom ve Mary her zaman aynı renk giysileri bile giyiyorlar.Tom and Mary even always wear the same color clothes.
Tom ve Mary her zaman birbirleriyle çelişiyor.Tom and Mary contradict each other all the time.
Tom ve Mary birbirleri ile her zaman tartışırlar.Tom and Mary argue with each other all the time.
Tom her zaman bir orman bekçisi olmak istemeyi düşündü.Tom always thought he'd like to become a forest ranger.
Tom her zaman Mary'ye her şeyi anlatır.Tom always tells Mary everything.
Mary ne yaparsa yapsın, Tom her zaman Mary'yi affeder.Tom always forgives Mary, no matter what she does.
Tom nereye giderse gitsin her zaman yanında bir kamera taşır.Tom always carries a camera with him wherever he goes.
Tom ne giyerse giysin, her zaman muhteşem görünür.No matter what Tom wears, he always looks great.
Ne yaparsam yapayım, Tom her zaman şikâyet eder.No matter what I do, Tom always complains.
Ne olursa olsun, Tom her zaman zamanında gelir.No matter what happens, Tom always shows up on time.
Ben ilkokul iken, annem her zaman beni okuldan alırdı.When I was in elementary school, my mother always fetched me from school.
Tom her zaman bir silah taşır mı?Does Tom always carry a gun?
Çocuklar her zaman şaraplarını en az üçte iki suyla karıştırmalılar.Children should always mix their wine, with at least two-thirds water.
Tom her zaman kendi yoluna sahip olmak zorunda olan insan türüdür.Tom is the type of person who always has to have his own way.
Seni her zaman sevdim.I've always loved you.
Neden erkeklerin her zaman sekreterleri ile ilişkileri var gibi görünüyor?Why do men always seem to have affairs with their secretaries?
Kalbimde senin için her zaman bir yer vardı.There was always a place for you in my heart.
Mutsuzluğun için her zaman beni suçluyorsun.You always blame me for your unhappiness.
Erkek torunumu görmeye gittiğimde her zaman ona bir şey veririm.When I go to see my grandson, I always give him something.
Bu fotoğraf bana her zaman babamı hatırlatır.This photograph always reminds me of my father.
Annem her zaman haklıdır.Mom is always right.
Birlikte daha çok zaman geçirmemiz gerektiğini her zaman söyleyen sen değil misin?Aren't you the one who's always saying we should spend more time together?
Tom her zaman Mary'yi hatırlayacaktır.Tom will always remember Mary.
Tom her zaman gülümseyen bir tiptir.Tom is the type of person who always smiles.
Tom işleri her zaman erteliyor.Tom is always postponing things.
Tom her zaman güneş kremi sürmez.Tom doesn't always wear sunscreen.
Tom her zaman geçici işlerde gibi görünüyor.Tom always seems to be between jobs.
Bir mektuba başlamak her zaman zordur.It's always difficult to start a letter.
Resimleri üzerinde çalışırken onu her zaman ıslık çalarken buluyorum.I always find him whistling while working on his paintings.
Edebiyattaki her kusursuz adam, her zaman bir kadının kalemi tarafından yaratıldı.Every perfect man in literature has always been created by the pen of a woman.