her zaman ile cümle

her zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Her zaman istediğini alamazsın.You can't always get what you want.
Arabaya bindiğinde her zaman bir emniyet kemeri takmalısın.You should always wear a seat belt when you are riding in a car.
Başka herkesin yapıyor gibi göründüğü şeyi her zaman yapmamalısın.You shouldn't always do what everyone else seems to be doing.
Her zaman topluluğu izlememelisin.You shouldn't always follow the crowd.
Umma musibetten her zaman daha kötüdür.The anticipation is always worse than the calamity.
Bekleme her zaman felaketten daha kötüdür.The anticipation is always worse than the calamity.
Biz her zaman arkadaştık.We have always been friends.
Bob, her zaman 10:00 'da yatmaya gider.Bob always goes to bed at 10:00.
Sizin tavsiyeniz bana her zaman yardımcı olmuştur.Your advice has always been very helpful to me.
Bazı insanlar her zaman son sözü söylemek istiyor gibi görünürler.Some people seem to always want to have the last word.
İnsanlar her zaman bana yaptığımı niçin yaptığımı soruyorlar.People always ask me why I do what I do.
Daha büyük her zaman daha iyi değildir.Bigger is not always better.
Çıplak gözle her zaman görülemez.It cannot always be perceived by the naked eye.
Tom'un odasına girmeden önce her zaman kapıyı çalmalısın.You should always knock before entering Tom's room.
Her zaman Tom'un yardımını isteyebilirsin.You can always ask for Tom's help.
Tom her zaman meşgul gibi görünüyor.Tom seems to be busy all the time.
Tom her zaman doğru zamanda doğru şeyi söylüyor gibi görünüyor.Tom seems to always say the right thing at the right time.
Tom her zaman tanıdığı insanlarla karşılaşıyor gibi görünüyor.Tom seems to always be running into people he knows.
Tom her zaman gerçeği söylemen gerektiğini söylüyor.Tom says you should always tell the truth.
Tom onun her zaman aynı şeyleri yaptığını söylüyor.Tom says that he's a creature of habit.
Tom uyuyakaldı ve her zaman bindiği otobüsü kaçırdı.Tom overslept and missed the bus he usually rides.
Tom her zaman geç kalmaz fakat sık sık kalır.Tom isn't always late, but he often is.
Tom bir tartışmada her zaman son söze sahip olduğu için sinir bozucudur.Tom is irritating because he always has to have the last word in any argument.
Tom her zaman kendi metoduna sahip olduğu için sinir bozucudur.Tom is irritating because he always has to have his own way.
Tom her zaman herkese onun harika olduğunu düşündürmeye çalışıyor.Tom is always trying to make everybody think he's cool.
Tom her zaman soğukkanlı olmaya çalışıyor.Tom is always trying to be cool.
Tom her zaman aklımda.Tom is always on my mind.
Tom'un her zaman acelesi var.Tom is always in a hurry.
Tom her zaman bir şey hakkında şikayet eder.Tom is always complaining about one thing or another.
Tom her zaman işinden şikâyet ediyor.Tom is always complaining about his wife.
Tom her zaman meşgul.Tom is always busy.
Tom neredeyse her zaman neşelidir.Tom is almost always cheerful.
Tom Pazar günleri neredeyse her zaman evdedir.Tom is almost always at home on Sundays.
Tom her zaman satır aralarını okumakta zorluk çekti.Tom has always had trouble reading between the lines.
Tom her zaman geç kaldığı için bir üne sahiptir.Tom has a reputation for always being late.
Tom her zaman ebeveynlerine itaat eder.Tom doesn't always obey his parents.
Tom bir araba süremez bu yüzden her zaman bir bisiklete biner.Tom can't drive a car so he always rides a bicycle.
Tom eğer işinden hoşlanmadıysa her zaman onu bırakabilir.Tom can always quit his job if he doesn't like it.
Tom her zaman daha fazla parasının olmasını istiyor.Tom always wished he had more money.
Tom her zaman yüzerken gözlük takar.Tom always wears goggles when he swims.
Tom, Cumalar hariç, çalışmak için her zaman kravat takar.Tom always wears a tie to work, except on Fridays.
Tom her zaman yeni bir şey denemek ister.Tom always wants to try something new.
Tom her zaman ön sırada oturmak ister.Tom always wants to sit in the front row.
Tom her zaman ilgi odağı olmak ister.Tom always wants to be the center of attention.
Yağmur yağmıyorsa, Tom her zaman okula kadar yürür.Tom always walks to school if it isn't raining.
Tom, her zaman açık fikirli olmaya çalışıyor.Tom always tries to keep an open mind.
Tom hataları için her zaman başka birini suçlamaya çalışır.Tom always tries to blame someone else for his failures.
Tom yaşlı bir köpeğe yeni hileler öğretemeyeceğinizi her zaman bize söyledi.Tom always told us that you can't teach an old dog new tricks.
Tom her zaman gülümsüyor gibi görünüyor.Tom always seems to be smiling.
Tom her zaman parası yok gibi görünüyor.Tom always seems to be short of money.
Tom her zaman bir şeyler okuyor gibi görünüyor.Tom always seems to be reading something.
Tom her zaman şikâyet ediyor gibi görünüyor.Tom always seems to be complaining.
Tom her zaman yemekten önce dua eder.Tom always prays before eating.
Tom her zaman kurallara uydu.Tom always obeyed the rules.
Tom her zaman bir kadına yaşını asla sormamayı bir kural olarak benimser.Tom always makes it a rule never to ask a woman her age.
Tom her zaman en az beş dakika önce varmayı kendine vazife edinir.Tom always makes a point of arriving at least five minutes ahead of time.
Tom her zaman mutlu görünür.Tom always looks happy.
Tom her zaman mutlu göründü fakat asla değildi.Tom always looked happy, but never was.
Tom her zaman ceketinin cebinde biraz aspirin bulundurur.Tom always keeps some aspirin in his jacket pocket.
Tom her zaman sözünü tutar.Tom always keeps his word.

İlgili Sayfalar