hep birlikte ile cümle
hep birlikte kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
4
HECE
13
ORT. KELİME
Lütfen hep birlikte Sam'e teşekkür edip hoş geldin diyelim.رجاء انظموا اليّ لنشكر ونرحب بسام.
Lütfen hep birlikte Sam'e teşekkür edip hoş geldin diyelim.サム: ありがとうございます フランシス: よくやった 素晴らしかったよ
Neyse, bu ikisi ve dayı ertesi gün öğle yemeğine geldiler ve hep birlikte restorandan atıldık.Alors ces deux-là sont venus déjeuner, et nous avons été jetés du restaurant.
Neyse, bu ikisi ve dayı ertesi gün öğle yemeğine geldiler ve hep birlikte restorandan atıldık.Așa că cei doi au venit la masă și am fost dați afară din restaurant.
Neyse, bu ikisi ve dayı ertesi gün öğle yemeğine geldiler ve hep birlikte restorandan atıldık.Así que los dos vinieron a almorzar y terminaron echándonos del restaurante.
Neyse, bu ikisi ve dayı ertesi gün öğle yemeğine geldiler ve hep birlikte restorandan atıldık.Ci dwoje przyszli na lunch i wyrzucono nas z restauracji.
Neyse, bu ikisi ve dayı ertesi gün öğle yemeğine geldiler ve hep birlikte restorandan atıldık.Così questi due vennero a pranzo e e fummo sbattuti fuori del ristorante.
Neyse, bu ikisi ve dayı ertesi gün öğle yemeğine geldiler ve hep birlikte restorandan atıldık.Die zwei kamen also zum Mittagessen, und wir wurden aus dem Restaurant geworfen.
Neyse, bu ikisi ve dayı ertesi gün öğle yemeğine geldiler ve hep birlikte restorandan atıldık.Dus deze twee komen lunchen, en we werden het restaurant uit gezet.
Neyse, bu ikisi ve dayı ertesi gün öğle yemeğine geldiler ve hep birlikte restorandan atıldık.그래서 그들 둘은 점심때 나왔습니다. 그리고 곧 우리는 레스토랑 밖으로 쫓겨났죠.
Neyse, bu ikisi ve dayı ertesi gün öğle yemeğine geldiler ve hep birlikte restorandan atıldık.Và rồi, cả hai đến ăn trưa, chúng tôi bị đuổi ra nhà hàng.
Neyse, bu ikisi ve dayı ertesi gün öğle yemeğine geldiler ve hep birlikte restorandan atıldık.Έτσι ήρθαν το μεσημέρι και μας πέταξαν έξω από το εστιατόριο.
Neyse, bu ikisi ve dayı ertesi gün öğle yemeğine geldiler ve hep birlikte restorandan atıldık.Двамата дойдоха на обяда и ни изхвърлиха от ресторанта.
Neyse, bu ikisi ve dayı ertesi gün öğle yemeğine geldiler ve hep birlikte restorandan atıldık.И вот эти двое пришли на ланч, и нас выкинули из ресторана.
Neyse, bu ikisi ve dayı ertesi gün öğle yemeğine geldiler ve hep birlikte restorandan atıldık.אז שניהם הגיעו לארוחת צהריים, וזרקו אותנו מהמסעדה.
Neyse, bu ikisi ve dayı ertesi gün öğle yemeğine geldiler ve hep birlikte restorandan atıldık.فجاء هذان الاثنان إلى الغذاء، و طردنا من المطعم.
Neyse, bu ikisi ve dayı ertesi gün öğle yemeğine geldiler ve hep birlikte restorandan atıldık.私達はレストランから放り出されました ヒョンスクのおじさんはどなり散らし
Nuh, oğulları, karısı, gelinleri tufandan kurtulmak için hep birlikte gemiye bindiler.A protož přišel Noé a synové jeho, i žena jeho, i ženy synů jeho s ním k korábu, pro vody potopy.
Nuh, oğulları, karısı, gelinleri tufandan kurtulmak için hep birlikte gemiye bindiler.A tak vošiel Noach i jeho synovia i jeho žena i ženy jeho synov s ním do korábu pred vodami potopy.
Nuh, oğulları, karısı, gelinleri tufandan kurtulmak için hep birlikte gemiye bindiler.Beméne azért Noé és az õ fiai, az õ felesége, és fiainak feleségei õ vele a bárkába, az özönvíz elõl.
Nuh, oğulları, karısı, gelinleri tufandan kurtulmak için hep birlikte gemiye bindiler.en hij ging met zijn vrouw, zijn zonen en hun vrouwen in de ark om aan de vloed te ontkomen.
Nuh, oğulları, karısı, gelinleri tufandan kurtulmak için hep birlikte gemiye bindiler.Et Noé entra dans l`arche avec ses fils, sa femme et les femmes de ses fils, pour échapper aux eaux du déluge.
Nuh, oğulları, karısı, gelinleri tufandan kurtulmak için hep birlikte gemiye bindiler.In Noe vstopi in sinovi njegovi in žena njegova in žene sinov njegovih ž njim v ladjo, pred vodami potopa.
Nuh, oğulları, karısı, gelinleri tufandan kurtulmak için hep birlikte gemiye bindiler.I wszedł Noe, i synowie jego, i żona jego, i żony synów jego z nim, do korabia, dla potopu wód.
Nuh, oğulları, karısı, gelinleri tufandan kurtulmak için hep birlikte gemiye bindiler.Ja Nooa ja hänen poikansa, vaimonsa ja miniänsä hänen kanssaan menivät arkkiin vedenpaisumusta pakoon.
Nuh, oğulları, karısı, gelinleri tufandan kurtulmak için hep birlikte gemiye bindiler.노아가 아들들과 아내와 자부들과 함께 홍수를 피하여 방주에 들어갔고
Nuh, oğulları, karısı, gelinleri tufandan kurtulmak için hep birlikte gemiye bindiler.Noa gik med sine Sønner, sin Hustru og sine Sønnekoner ind i Arken for at undslippe Flodens Vande.
Nuh, oğulları, karısı, gelinleri tufandan kurtulmak için hep birlikte gemiye bindiler.Noé entrou na arca com seus filhos, sua mulher e as mulheres de seus filhos, por causa das águas do dilúvio.
Nuh, oğulları, karısı, gelinleri tufandan kurtulmak için hep birlikte gemiye bindiler.Och Noa gick in i arken med sina söner och sin hustru och sina söners hustrur, undan flodens vatten.
Nuh, oğulları, karısı, gelinleri tufandan kurtulmak için hep birlikte gemiye bindiler.Vì cớ nước lụt , nên Nô - ê vào tàu cùng vợ , các con_trai và các dâu mình ;
Nuh, oğulları, karısı, gelinleri tufandan kurtulmak için hep birlikte gemiye bindiler.Vì cớ nước lụt, nên Nô-ê vào tàu cùng vợ, các con trai và các dâu mình;
Nuh, oğulları, karısı, gelinleri tufandan kurtulmak için hep birlikte gemiye bindiler.И вошел Ной и сыновья его, и жена его, и жены сынов его с ним в ковчег от вод потопа.
Nuh, oğulları, karısı, gelinleri tufandan kurtulmak için hep birlikte gemiye bindiler.И поради водите на потопа влязоха в ковчега Ной, синовете му, жена му и снахите му с него.
Nuh, oğulları, karısı, gelinleri tufandan kurtulmak için hep birlikte gemiye bindiler.ויבא נח ובניו ואשתו ונשי בניו אתו אל התבה מפני מי המבול׃
Nuh, oğulları, karısı, gelinleri tufandan kurtulmak için hep birlikte gemiye bindiler.فدخل نوح وبنوه وامرأته ونساء بنيه معه الى الفلك من وجه مياه الطوفان.
Nuh, oğulları, karısı, gelinleri tufandan kurtulmak için hep birlikte gemiye bindiler.挪 亞 就 同 他 的 妻 、 和 兒 子 、 兒 婦 、 都 進 入 方 舟 、 躲 避 洪 水
Nuh, oğulları, karısı, gelinleri tufandan kurtulmak için hep birlikte gemiye bindiler.挪亞 就 同 他 的 妻 、 和 兒子 、 兒婦 、 都 進入 方舟 、 躲避 洪水
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Akkor azok a férfiak berohantak és megtalálák Dánielt, a mint könyörge és esedezék az õ Istene elõtt.
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Alors ces hommes entrèrent tumultueusement, et ils trouvèrent Daniel qui priait et invoquait son Dieu.
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Atunci oamenii aceştia au dat năvală în casă, şi au găsit pe Daniel rugîndu-se şi chemînd pe Dumnezeul lui.
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Bấy giờ những người đó nhóm lại, thấy Ða-ni-ên đương cầu nguyện nài xin trước mặt Ðức Chúa Trời mình.
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Bấy_giờ những người đó nhóm lại , thấy Ða - ni-ên đương cầu_nguyện nài_xin trước mặt Ðức_Chúa_Trời mình .
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Da kamen diese Männer zuhauf und fanden Daniel beten und flehen vor seinem Gott.
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Então aqueles homens foram juntos, e acharam a Daniel orando e suplicando diante do seu Deus.
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Entonces aquellos hombres se reunieron y hallaron a Daniel rogando e implorando delante de su Dios
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Ketika musuh-musuh Daniel melihat Daniel sedang berdoa kepada Allahnya
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.그 무리들이 모여서 다니엘이 자기 하나님 앞에 기도하며 간구하는 것을 발견하고
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.När männen nu skyndade till, funno de Daniel bedjande och åkallande sin Gud.
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Tedaj se pripode ti možje in zalotijo Daniela, da moli in milo prosi pred Bogom svojim.
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Tedy muži ti shromáždivše se a nalezše Daniele, an se modlí a pokorně prosí Boha svého,
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Vtedy sa náhle s hrmotom shromaždili tí mužovia a našli Daniela prosiť a pokorne sa modliť pred jeho Bohom.
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Тогава ония човеци се събраха демонстративно и намериха, че Даниил отправяше просба и се молеше пред своя Бог.
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Тогда эти люди подсмотрели и нашли Даниила молящегося и просящего милости пред Богом своим,
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.אדין גבריא אלך הרגשו והשכחו לדניאל בעא ומתחנן קדם אלהה׃
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.فاجتمع جميع حينئذ هؤلاء الرجال فوجدوا دانيال يطلب ويتضرع قدام الهه.
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.那 些 人 就 紛 紛 聚 集 、 見 但 以 理 在 他 神 面 前 祈 禱 懇 求
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.那些 人 就 紛紛 聚集 、 見但以理 在 他 神 面前 祈禱懇求
Orda hep birlikteler.Elles sont toutes là.
Orda hep birlikteler.Están allí todas juntas.
Orda hep birlikteler.Estão lá todas juntas.