helak ile cümle
helak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
O'nun zatından başka her şey helak olacaktır. Hüküm O'nundur ve siz ancak O'na döndürüleceksiniz.All things perish, except His Face, Judgement is His, and to Him all of you shall return.
Zalimlerin de sadece helâk ve perişanlığını artır!"And do not increase the wrongdoers except in destruction."
Zalimlerin de sadece helakini artır."And do not increase the wrongdoers except in destruction."
Hem onları helake düşürmek, hem kendi aleyhlerinde dinlerini karmakarışık kılmak için.This led them (the pagans) to confusion in their religion and to face their own destruction.
Sonunda (ya kahrından) hastalanacaksın ya da helake uğrayanlardan olacaksın."By God, it will either make you sick or you will die".
Onu bu şekilde yalanladılar, biz de onları helâk ettik. Bunda elbette bir ibret var.In this there is evidence (of the Truth), yet most of them do not have any faith.
Dileseydin onları da beni de daha önce helak ederdin.(In Our presence).
Böylece o ülke, helake müstahak olur; biz de orayı darmadağın ederiz.Thus it becomes deserving to destruction and We destroy its very foundations.
Bizi ancak zaman helak eder. Bu hususta onların hiçbir bilgisi de yoktur.It is only time which will destroy us" They have no knowledge about this.
Biz de onları günahları yüzünden helâk ettik. Firavun ile arkasından gidenleri suda boğduk.We destroyed them for their sins and drowned the people of Pharaoh.
Böylece, o ülke helaka müstahak olur, biz de onu yerle bir ederiz.Thus it becomes deserving to destruction and We destroy its very foundations.
Sonra Allah onları helâk eder de artık kurtarılmazlar.Even if they were to help them, they would run away from the battle and leave them helpless.
Biz de onu ve ailesini kurtardık.Ancak eşi geride kalıp helâk olanlardan oldu.So We saved him and his family -- except for his wife.
Tanrı bundan dolayı yaklaşık 15.000 kadarını helak eder.For these acts, God destroys approximately 15,000 of them through various means.
Bunun ardından Cebrail bir çığlıkla inkârcıları helak etti.Vielmehr mußten sie an der Seite von Ungläubigen gegen andere Ungläubige kämpfen.
Erişim tarihi: 22 Haziran 2015. ^ "Helak: Kayıp Köy - Kayıp Köy: Helak".22. Juni 2005 Die Suche nach der Wahrheit: Schrank der Schande.
"Görmediler mi ki, kendilerinden önce nice kuşakları helak etmişiz.Il cite lui-même une multitude de travaux qui lui sont antérieurs, moins complets que les siens.
Bunun sonucunda Allah tarafından -Firavun ve Hâmân gibi- helak edilir.Tous les êtres de la création ; les divinités, le pharaon, les hommes y sont soumis.
Bunun ardından Cebrail bir çığlıkla inkârcıları helak etti.Затем в ней указывается на неверных, заблудившихся гордецов.
"Görmediler mi ki, kendilerinden önce nice kuşakları helak etmişiz.До нас дошли упоминания только о некоторых из них и то, чрезвычайно скудные.
Kendisi bir zamanlar dünyaya hükmetmiştir, ama artık öğrenir ki krallığı çoktan helak olmuştur.Тот уже успел принять яд, понимая, что его время прошло.
M. Nedim Hazar, Ferhat Barış takma (müstear) adı ile kitaplar yazmıştır: Bizi Helak Eder misin Allahım!فبكي عمرو بن الجموح وانطلق إلى النبي ليشتكي قائلاً: «"يا رسول الله!
Kendisi bir zamanlar dünyaya hükmetmiştir, ama artık öğrenir ki krallığı çoktan helak olmuştur.Perguntou o porquê, mas King apenas queria saber do que a maldade seria capaz agora.
Fakat, sonradan Âd kavmi ile benzer sebeplerle helak edilmişlerdir.Aad de Mos werd aangewezen als zijn opvolger.
"Görmediler mi ki, kendilerinden önce nice kuşakları helak etmişiz.Nie mają zębów przednich, natomiast boczne są liczne.
M. Nedim Hazar, Ferhat Barış takma (müstear) adı ile kitaplar yazmıştır: Bizi Helak Eder misin Allahım!Bóg daje pokój błogi, Bóg Chrystus wzywa nas i mówi: „Idę już”.
Bunun sonucunda Allah tarafından -Firavun ve Hâmân gibi- helak edilir.I Bóg dał jako przykład tym, którzy uwierzyli, żonę Faraona.
"Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib Kılma derman kim helakım zehri dermanındadır."Men skall jag arbeta mig till döds; skall jag aldrig få se äller smaka wärlden?
"Görmediler mi ki, kendilerinden önce nice kuşakları helak etmişiz.Přídomek tedy nebyl odvozen ze zranění, jak se dříve někteří badatelé domnívali.
Fakat, sonradan Âd kavmi ile benzer sebeplerle helak edilmişlerdir.Ó ano, pryč tedy s ´Ádovci, lidem Húdovým!"
Sonuçta 220,000 kişi helak oldu.20 000 obětí se podařilo identifikovat.
Sonuçta 220,000 kişi helak oldu.Yli 220 000 ihmistä kuoli.
Bunun ardından Cebrail bir çığlıkla inkârcıları helak etti.Så fik man dem også som allierede mod andre vantro.
Sonuçta 220,000 kişi helak oldu.Af dem omkom ca. 220.
Bunun ardından Cebrail bir çığlıkla inkârcıları helak etti.Så fikk man også dem som allierte mot andre vantro.
Bunun sonucunda Allah tarafından -Firavun ve Hâmân gibi- helak edilir.Namun para pengikut Fir'aun justru mengajak supaya kafir terhadap Allah.
M. Nedim Hazar, Ferhat Barış takma (müstear) adı ile kitaplar yazmıştır: Bizi Helak Eder misin Allahım!司馬馥は死に臨んで司馬虔へ「汝が我らを巻き添えにして一族を破滅させたのだ!」と叫んだ。
Bunun ardından Cebrail bir çığlıkla inkârcıları helak etti.從此以後,阮惠認為阮有整是政治投機分子,深惡其為人。
M. Nedim Hazar, Ferhat Barış takma (müstear) adı ile kitaplar yazmıştır: Bizi Helak Eder misin Allahım!普與匡義入白太祖,諸將已擐甲執兵,直扣寢門曰:『諸將無主,願策太尉為天子。
Fakat, sonradan Âd kavmi ile benzer sebeplerle helak edilmişlerdir.또 오딘은 인간의 전쟁에도 관여하여 승리와 패배를 결정하였다.
M. Nedim Hazar, Ferhat Barış takma (müstear) adı ile kitaplar yazmıştır: Bizi Helak Eder misin Allahım!仁任下般若獄, 臺諫巡衛府雜治之, 般若指新創中門, 號曰, “天若知吾寃, 此門必頹!”
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.Credinţă, şi să refuze învieri la fiintele care au pierit placelessly fără un mormânt.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.Đức tin, và từ chối resurrections những con người đã thiệt mạng placelessly mà không có một ngôi mộ.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.Faith, und sich weigern Auferstehungen die Wesen, die placelessly umgekommen ohne ein Grab.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.Fede, e rifiutare resurrezioni agli esseri che hanno placelessly morti senza una tomba.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.Fé, e se recusam ressurreições aos seres que têm placelessly pereceram sem sepultura.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.Geloof, en weigeren opstandingen om de wezens die placelessly zijn omgekomen zonder een graf.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.Hit és megtagadhatja feltámadás a lények, akik placelessly elpusztult nélkül sír.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.Iman, dan menolak kebangkitan bagi makhluk-makhluk yang telah placelessly tewas tanpa kuburan.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.La fe, y se niegan resurrecciones de los seres que han perecido placelessly sin tumba.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.La foi, et refusent résurrections aux êtres qui ont péri placelessly sans sépulture.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.믿음, 그리고 placelessly 사망하신 존재 to resurrections를 거부 무덤도없이.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.Tro, och vägrar uppståndelser till varelser som har placelessly omkommit utan en grav.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.Tro, og nægte opstandelser til de væsener, der har placelessly omkommet uden en grav.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.Usko, ja kieltäytyä ylösnousemuksen sen olennoille, jotka ovat placelessly menehtyivät ilman vakavaa.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.Vera in zavrne resurrections na bitja, ki so umrli placelessly brez groba.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.Viere, a odmietnuť vzkriesenie sa ľudia, ktorí zahynuli placelessly bez hrobu.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.Víře, a odmítnout vzkříšení se lidé, kteří zahynuli placelessly bez hrobu.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.Wiara i odmówić wskrzeszenia do istot, które zginęły placelessly bez grobu.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.Πίστη, και να αρνηθεί αναστάσεις στα όντα που έχουν placelessly χάθηκαν χωρίς τάφο.