Bir hedefi kaçırmak cezalandırılır.Onzorgvuldigheid wordt gestraft met een boete.
Bu durum, algoritmanın hedefi bulmasını geciktirir.Aan deze metafoor ontleent het algoritme zijn naam.
Oyun, 12 saatten daha kısa sürede Kickstarter'daki 500.000 dolarlık hedefine ulaştı.Het haalde op een paar uur tijd 2 miljoen dollar binnen op Kickstarter.
Ana hedefi, özgür ve demokratik seçimler yoluyla seçilmiş bir demokratik hükümeti yeniden kurmaktı.Neues Forum eiste vrije en democratische verkiezingen.
Yedinci kurşun hedefi bulmuştur; fakat hile ortaya çıkmıştır.Het zevende cijfer staat achter de streep en is het controlecijfer.
Jar hedefi compile hedefini bir bağımlılık olarak nitelendirmektedir.Target jar ma opisany cel compile jako zależność.
Bu savaşın, tek hedefi Bulgaristan idi.Następnym ich celem stała się Bułgaria.
Shane, bunun karşılığını vereceğini ancak şu anki hedefinin Survivor Series olduğunu anlattı.Selena stwierdza, że teraz jedyną liczącą się rzeczą jest przetrwanie.
Kokura, 9 Ağustos 1945 tarihinde ABD'nin atom bombası Fat Man'in birincil hedefiydi.Kokura była pierwotnym celem, na który 9 sierpnia 1945 roku miała być zrzucona druga bomba atomowa (Fat Man).
1 Eylül - Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın Başkomutan olarak emri: "Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir.1 września Kemal wydał rozkaz: „Armie, waszym pierwszym celem jest Morze Śródziemne.
Asıl hedefi başarılı bir muhabir olmaktı.Książka osiągnęła duży sukces wydawniczy.
Sıfır Hata yaklaşımının hedefi, sıfır müşteri şikayetidir.Przeciwieństwem grubego jest cienki klient.
Torpido botun iki torpidosu da hedefi bulmadı.Wystrzelone dwie torpedy chybiły celu.
Sonraki süreçte kendisi de Marksistlerin hedefi haline geldi.Oni to, na równi z marksizmem, stali się głównym celem jego ataków.
İlk Hedefiniz Akdeniz'dir.Pierwszym problemem są satelity.
İkinci hedefi ise Ruhr Nehri'ne ilerlemekti.Następnym krokiem było przekroczenie rzeki Dadu.
Ancak öncelikli hedefimiz düşmanı yenmektir.Zadaniem jest ostateczne pokonanie Wroga.
Takımın öncelikli hedefi 2011-2012 sezonunda ligde kalmayı başarmaktı ve bunu başardı.To, co było największym problemem drużyny w sezonie 2011–2012 to były kontuzje.
Öncelikle yaşlıların yaşam koşullarını iyileştirme hedefi takip edilmektedir.Celem działania jest poprawa jakości życia osób starszych.
Herkes bilir ki onun hedefi dünyayı ele geçirmekti.Jego celem był podbój naszego świata.
Bir hedefi kaçırmak cezalandırılır.Uszkodzenie podlega karze.
Ana hedefi ülke ekonomisini kontrol etmek.Ich głównym zadaniem była obserwacja sytuacji na terenie kraju.
Yedinci kurşun hedefi bulmuştur; fakat hile ortaya çıkmıştır.W drugim przejeździe osiągnął czwarty rezultat, jednak doznał kontuzji ścięgien przystrzałkowych.
Bu silahlar, 13.500 m uzaklıktan hedefi vurabilirdi.Mógł atakować w ten sposób cele w promieniu 3500 km.
Ancak Jean'ın artık bir hedefi vardır.Kosowo ma już swój hymn.
Hedefin kategorisini doğrulamak için daha çok ipucu aramaya çalışırız.Służyła do ćwiczeń namierzania celu.
Sosyalizm ise milletin ana hedefi olarak belirtildi.Socjalizm był uważany za głównego wroga.
Hedefinde çeteler, gangsterler, komünistler ve müşterek suçlular vardır.W jego skład wchodzą przestępcy polityczni, dezerterzy oraz zwykli kryminaliści.
Asıl hedefi yazar olmaktı.Był głównym tekściarzem.
Herkes katilin asıl hedefinin o olduğunu tahmin eder.Podejrzewano, że sprawcą wszystkich morderstw jest ta sama osoba.
İlk hedefi olarak 'Büyük birleşik ve bölünmez Rusya' düşüncesi olarak ilan etmişti.KONR uważał przede wszystkim za kontynuację idei jednej i niepodzielnej Rosji.
Bu aydınlatmanın hedefi bombalanacak yerin aydınlanması için kullanılıyordu.Pocisk oświetlający wykorzystywany jest do oświetlania terenu.
2006 yılına geldiğimizde Moxley'nin hedefinde HWA Heavyweight Championship vardı.W 2006 roku Moxley zaczął starania o HWA Heavyweight Championship.
2004 Anayasası'na göre temel hedefi uluslararası hukukun çalışılması, netleştirilmesi ve geliştirilmesidir.W polskim prawie karnym zasadniczo wyróżniamy przygotowanie, usiłowanie i dokonanie.
Bu şekilde aynı anda 100 hedefi izleyebilir ve 50 hedefe kilitlenebilir.Może śledzić jednocześnie 10 celów i naprowadzać rakiety na jeden z nich.
İsrail de, Gazze’deki 500 hedefi vurdu .50 celów w Strefie Gazy.
Bankanın ana hedefi Türkiye'nin dış ticaretini desteklemek olarak belirlenmişti.Prowadził politykę wspierania rosyjskiego handlu zagranicznego.
Burada kendine güvenen köyün yiğit atıcıları ustalıklarını göstererek hedefi vurmaya çalışırlar.Do ich górskiej kryjówki przyjeżdża przeszkolony przez terrorystów snajper.
Bu silahlar, 13.500 m uzaklıktan hedefi vurabilirdi.Dessa kanoner kunde engagera mål ut till 13 500 meter.
İlk hedefiniz Akdeniz'dir.Deras nästa mål är jorden.
Bu karâra çoğu zaman "Spaceguard hedefi" (İng.Detta kallas ibland för "Spaceguard-målet."
Planlama, uygulama ve proje kontrolü, proje yönetiminin birincil hedefidir.Start, mål och kontroller utgör en "orienteringsbana".
Hart açıklamasında; "Uzun zamandır bu benim hayatımın hedefiydi.Hon förklarade: "Den här resan var definitivt det mest avgörande jag har gjort för mig i mitt liv hittills.
Asıl hedefi başarılı bir muhabir olmaktı.Tidningen var upplagemässigt en framgång.
Hedefinizi gizlice öldürün.Tappa målföret – Tystna.
Hedefimizdeki düşman.Fiendens huvudstyrka.
Yedinci kurşun hedefi bulmuştur; fakat hile ortaya çıkmıştır.Vid det sjunde anfallet var det dock klart och försvaret var redo.
Organizasyonda kalite hedefi açık olarak belirlenmelidir.På institutionell nivå formuleras organisationens övergripande mål.
Radar ile hedefini arar ve tespit eder.En radar skall upptäcka målet.
Saldırıda özel bir hedefi yoktur.Det finns ingen specifik målvakt.
Eğitimi sırasında hedefini değiştirdi ve bir piyade subayı oldu.Max gick i sin fars fotspår och blev infanteriofficer.
Torpido botun iki torpidosu da hedefi bulmadı.Båda torpederna träffar sina mål.
Ancak tekrar döndüğü ülkesinde hiçbir hedefi yoktur.Det finns inga tecken på att han någonsin försökte återgå i tjänst någonstans.
Bilgisayar, bir suçun işlenmesinde kullanılmış olabileceği gibi bir suçun hedefi de olabilir.Ett föremål kan antas vara förverkat på grund av brott om det har använts som hjälpmedel vid brott.
1992 yılına kadar tek pazara geçilmesi hedefi belirlendi.För den svenska marknaden importerades den endast ett år 1992.
Harekâtın hedefi, Alman kuvvetlerini Smolensk ve Bryansk bölgesinden çıkarmaktı.Syftet var att rensa områdena kring Smolensk och Brjansk från tysk närvaro.
Yunanistan'ın büyük bölümünün, özellikle seferin en önemli hedefi Atina'nın istila edilmiş olduğunu anımsattı.Greklands största stad, Aten, hade många sådana högtider.
Bu araştırmaların hedefi, internet ortamında gerçekleşen ‘etkileşimleri’ incelemektir.För det andra används begreppet om förmågan att reagera på sin omgivning.
Hedefimize ulaşacağız.Vi kommer att nå vårt mål.
M3ün hedefi bütün Ay yüzeyinin ilk mineral haritasını sağlamaktı.M3 мав за мету скласти першу мінеральну карту всієї місячної поверхні.