Ana içeriğe geç
Sözlük

hedefi ile cümle

hedefi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu dönüştürme hedefi olmadan, anarko-sendikalizm varolamaz.Sin finalidad transformadora no existe el anarcosindicalismo.
10 Ocak 2005: Başlangıçtaki açılış hedefi.10 de enero de 2005: fecha prevista de apertura.
Eğitimin bu hedefi başarmada en iyi yol olduğunu bilmekte idi.Vio que la educación sería el mejor camino para llegar a ello.
Bu işlem paket hedefine ulaşıncaya kadar devam eder.Esto se hace de forma sucesiva hasta que el paquete llega a su destino.
İlk sürümün asıl hedefi MySQL kurulumlarını basitleştirmekti.El objetivo principal de la versión inicial era simplificar la gestión de instalación de MySQL.
Birliklerin hedefi Fırat Nehri üzerindeki üç önemli köprünün ele geçirilmesidir.Una mención especial merece el Puente de las Tres Lanchas.
Biz hedefimize ulaşmış bulunmaktayız.Sentí que habíamos logrado nuestro objetivo.
Ekip bizmut-209'dan oluşan bir hedefi hızlandırılmış demir-58 çekirdekleriyle bombaladı.El equipo lo consiguió bombardeando bismuto-209 con núcleos acelerados de hierro-58.
Eğitimi sırasında hedefini değiştirdi ve bir piyade subayı oldu.Durante su formación consiguió convertirse en un oficial de infantería.
Barajlar ve baraj yapımında kullanılan araçlar gerilla güçlerimizin hedefinde olacaktır.En las categoría de equilibrio y aeróbic estaremos representados por nuestros Miis.
Anlaşmanın hedefi, bölgenin gelişimini teşvik etmek ve bu süreçte doğal çevreyi korumaktır.El objetivo del tratado es proteger el entorno natural de los Alpes al tiempo que promover su desarrollo.
Hedefini şöyle açıklamıştı; "En yüksek rütbeli Sırp siyasetçisi olmak benim hedefimdir.Ellos decían: «Nosotros somos la vanguardia esclarecida del peronismo».
Diminuendo: Hedefi küçültür.Objetivo: disminuir la incidencia.
Taarruz öncesinde İtalyan Komutanlığı'nın hedefi Süveyş Kanalı idi.El objetivo era la captura del canal de Suez.
Son zamanlarda, görelilik araştırmasının büyük hedefi yerçekimsel dalgaların doğrudan keşfedilmesidir.El tema principal de su investigación física es la detección de ondas gravitacionales.
Tabi asıl hedefi Grammy'i kazanmaktı.En suma, ganó el premio Grammy.
Kısıtlı bütçeli bir takımla ligde kalma hedefiyle yola çıkıldı.Argumentaban que una fuerza lista para combatir podía ser retenida con un nivel presupuestario mucho más bajo.
Eğer hedefi ölürse Soytarıya dönüşür.Si el mentor muere, el niño se transforma en un hombre lobo salvaje.
Organizasyonda kalite hedefi açık olarak belirlenmelidir.La categoría taxonómica debe estar claramente indicada.
Oyun, 12 saatten daha kısa sürede Kickstarter'daki 500.000 dolarlık hedefine ulaştı.En Kickstarter consiguió su objetivo de 50,000 dólares en menos de diez minutos.
Fakat hiçbiri bu haccın son hedefinin Kudüs'e gitmek olduğunun açıkça belirtildiğini ifade etmemektedir.Ninguna de las fuentes de la época menciona plan alguno de ir a Jerusalén.
Hedefi ise paha biçilemez tarihi bir eseri bulmaktır.De modo que apenas dejaban rastro histórico alguno.
Hedefi, bir İngiliz Bale Topluluğu kurmaktı.Allí, pensaba poner una barra de ballet.
Pek çok hastalıkta rol oynayan bu reseptörler çağdaş ilaçların yaklaşık %40'ının hedefidir.El 40% de los medicamentos actuales tienen como fin último la activación de estos receptores.
Rachel herkesin hedefindedir.La existencia de Rachel es una sorpresa para todos.
Gençlerbirliği’ndeki ilk hedefim burada kalıcı olmak.Su principal propósito es la participación de la juventud en la comunidad.
Vakfın hedefi dünya futbolu ile ilgili ayrıntılı bir arşiv oluşturmaktır.Durante la semana, se crea un nuevo programa que se especializa en fútbol.
Bu savaşın, tek hedefi Bulgaristan idi.Solo Bulgaria formó parte de este grupo.
Temel hedefi ise İslam dinini korumaktır.Su objetivo principal es dar a conocer la fe musulmana.
Herkes bilir ki onun hedefi dünyayı ele geçirmekti.Su principal objetivo era dominar el mundo.
Ancak torpido hedefini bulamadı.Le queda un solo torpedo.
Sosyalizm ise milletin ana hedefi olarak belirtildi.Il socialismo venne dichiarato come principale obiettivo della nazione.
Ancak Jean'ın artık bir hedefi vardır.Nonostante ciò, Jane ha già un suo piano.
Sovyet taarruzunun iki hedefi vardı.L'offensiva sovietica aveva due obiettivi.
CEATL’ın biri iç biri dış olmak üzere iki hedefi vardır.Il CEATL persegue due tipi di obiettivi, uno interno e l'altro esterno.
Vakfın hedefi dünya futbolu ile ilgili ayrıntılı bir arşiv oluşturmaktır.La fondazione vuole costruire un archivio completo di informazioni circa il calcio di tutto il mondo.
Asıl hedefi başarılı bir muhabir olmaktı.Fu poi un giornalista di discreto successo.
Bir antikorun hedefine bağlanma afinitesi olağanüstü yüksektir.L'affinità di legame di un anticorpo con il suo obiettivo è straordinariamente elevato.
Siyasi hedefi muhtemelen sır değildi.Questa “tattica” non fu in realtà un segreto.
Slayerfest '98 adını verdikleri bu küçük çaplı katliamın hedefi Buffy ve Faith'tir.Buffy e Cordelia prendono così parte a quella che Trick chiama la Slayerfest '98.
Füze sahip olduğu yüksek uçuş hızı sayesinde hedefine çok çabuk varabilir.La velocità che il razzo ha durante il volo è molto alta.
İtdalaşına girildiğinde öncelikle hedefin arkasına geçilmeye çalışılır.Appena avverte il pericolo attacca per primo.
Başlıca hedefi ilk olarak Japonya'yı daha sonrasında ise dünyayı ele geçirmektir.Il suo sogno è quello di unificare il Giappone e poi conquistare il mondo.
Algımız daha seçici olur ve hedefin daha istikrarlı bir resmini çizeriz.Il giornale prenderà volto più preciso così come noi giungeremo a determinazioni più precise.
Bu silahlar, 13.500 m uzaklıktan hedefi vurabilirdi.La bomba poteva essere lanciata a 12-35 metri.
Bu adadaki herkes gerçeğin ne olacağını öğrenmek hedefiyle bulunmaktadır.Tutti sono ignari di quello che accadrà sull'Isola.
Fakat bunlar da Polluks'u hedefinden ayırtamazlar.Ma neppure lui sembra essere in grado di battere Hydrax.
Bu yüzden 1990'lardan beri tedavinin hedefi olarak daha ölümcül olan "hassas plak"lara odaklanılmıştır.Già adesso comunque la tecnologia ha reso il carbone assai più "pulito" rispetto a un secolo fa.
Oyuncu; her bir hedefe, hedefin yönünü ve uzaklığını gösteren HUD yardımıyla ulaşmaktadır.Ogni progettista sembra percorrere il suo cammino, con i suoi successi e insuccessi.
Ama yeraltı depremi iblislerinin bir hedefi haline gelirler.I tre diventano quindi il bersaglio del demone.
Projenin bir sonraki hedefi ise 10000 kişiye ulaşmak olarak belirlendi.Il progettista indica che la pulizia dell'arma è richiesta dopo 10.000 colpi.
Rusya'nın artık tek hedefi kalmıştı,o da henüz boyun eğmemiş olan Adıge kabileleri idi.4) Era un altro russo che non compare nei documenti giunti fino ad oggi.
Sovyet kuvvetleri, harekâtın esas hedefi olan Minsk'ten olabildiğince ilerlemek yönünde emir aldı.L'UE attua le misure restrittive decise dalle Nazioni Unite il più rapidamente possibile.
Hedefini asla kaçırmaz.Viene detto che non manca mai il bersaglio.
Torpido botun iki torpidosu da hedefi bulmadı.Nessuno dei siluri lanciati arrivò a bersaglio.
1035de bu hedefi gerçekleşterimek için yeni bir fırsat ortaya çıktı.Il progetto 1153 aveva quindi lo scopo di risolvere questo problema.
En çok hedefinde olanlar ise Yahudiler ve zencilerdir.Principali vittime saranno i calvinisti e gli ebrei.
Ama bu sefer hedefine ulaşamadı.Neanche stavolta riescono a concludere la corsa.
Sonunda o, hedefine ulaştı.В конце концов он достиг своей цели.
Mermi hedefini buldu.Пуля нашла свою цель.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod