Tibet Budizm’inin bir özelliği de gizli hazineleridir (Tibet Terma).Eine Besonderheit des tibetischen Buddhismus sind die „verborgenen Schätze“ (siehe: Terma).
Ali Baba, mağaradaki hazineleri ve hazinelere nasıl ulaşılacağını bilen tek kişidir artık.Ali Baba est ainsi la seule personne à connaître le secret du trésor dans la grotte et le moyen d'y accéder.
Aarnivalkea, gömülü hazineleri işaret eden sonsuz ateştir.Kalevala Pohjola Aarnivalkea, une flamme éternelle marquant l'emplacement d'un trésor enterré.
Kırk haraminin hazinelerini sakladığı mağaranın kapısını açmaya yaramaktadır.Elle ouvre l'entrée d'une caverne dans laquelle les quarante voleurs ont caché un trésor.
Kasai'de Japonya'nın ulusal hazinelerinden biri olan Ichijō-ji pagodası bulunmaktadır.Ce shintai de Kashima est l'un des trésors nationaux du Japon.
Tapınak Japonya'nın Ulusal Hazineleri'nden biridir.L’œuvre est classée trésor national du Japon.
Bu defa korsanların hazinelerine göz dikmiştir.Paraît cette fois le capitaine des pompiers.
Bu defa korsanların hazinelerine göz dikmiştir.Esta vez se trata de piratas.
Aarnivalkea, gömülü hazineleri işaret eden sonsuz ateştir.Kalevala Aarnivalkea, flama eterna que marcaba la ubicación de un tesoro enterrado.
Ve tüm hazineler toplandığında çıkış kapısı açılacak.Cuando todos estén a salvo se abrirá la salida del nivel.
Tapınak Japonya'nın Ulusal Hazineleri'nden biridir.Este castillo japonés es considerado un Tesoro Nacional de Japón.
Kiliseler aynı zamanda ülkenin ulusal kültürel hazineleri olarak da değerlendirilmektedir.La torre se consideraba por los propios chinos como un tesoro nacional.
Kırk haraminin hazinelerini sakladığı mağaranın kapısını açmaya yaramaktadır.Serve per aprire l'ingresso di una caverna dove quaranta banditi hanno nascosto un tesoro.
Aynı zamanda İrlanda'nın en güzel ulusal hazinelerinden biri olarak tanınır.È anche considerata uno dei tesori nazionali della Russia.
Devletin gelirleri onların hazinelerinde toplanıyor ve harcamaları öngördükleri şekilde yapıyorlardı.I governatori, d'accordo con i Pubblicani, gonfiavano i tributi da riscuotere e se ne intascavano i profitti.
Bu defa korsanların hazinelerine göz dikmiştir.На этот раз он был отдан на разграбление легионерам.
Aynı zamanda İrlanda'nın en güzel ulusal hazinelerinden biri olarak tanınır.Считается, что это один из самых популярных замков Ирландии.
Eline geçirdiği hazineleri merkeze yollaması istendi.Документы убитого он сдал в штаб.
Ek paket Su hazineleri de içerir ki; Yalnızca deniz birimlerince alınır.لا يزيل البخر إلا جزيئات من الماء الصافي، مما يرفع ملوحة ماء البحر المتبقي.
Sarı bütün altın, mücevher ve hazineler içindir.الذهب والفضة ومختلف المجوهرات.
Hamm'ın taslağında Penguen ve Kedi Kadın gizli hazinelerdi.No roteiro de Hamm, o Pinguim e a Mulher-Gato procuravam tesouros escondidos.
Hazineleri oldukça büyüdü.Depósitos cresceram fortemente.
Hazineler bir mağaradadır ve mağaranın ağzı sihir ile kapatılmıştır.O tesouro dos ladrões está numa caverna, que é aberta por magia.
Sarı bütün altın, mücevher ve hazineler içindir.Apreenderam todo o dinheiro, o ouro e as joias.
Hazineleri oldukça büyüdü.De bomen zijn flink gegroeid.
Bu defa korsanların hazinelerine göz dikmiştir.Deze keer wordt zijn schip echter overvallen door piraten.
Sarı bütün altın, mücevher ve hazineler içindir.De grond bezat in overvloed aan goud en juwelen.
Bu sayede oyuncular, denizin dibinde bulunan hazineleri ve gemi enkazlarını da keşfedebiliyorlar.De vrienden vinden ondertussen het gezonken schip en de kisten met goudstaven.
Tapınak Japonya'nın Ulusal Hazineleri'nden biridir.Jest to obecnie skarb narodowy Japonii.
Çok değerli kayıtlar ve belgeler bu hazinelerde saklanırdı.Najcenniejsze dzieła oraz relikwie strzeżone są w skarbcu.
Eline geçirdiği hazineleri merkeze yollaması istendi.Otrzymała meldunki, które miała dostarczyć do Śródmieścia.
Budizm bağlamındaki gizli hazineler tamamen yeni değildir.W buddyzmie koreańskich nie była to całkowicie nowa idea.
Saklı antik hazinelerin yeri konusunda sorgulandı.W jej tekście była wskazówka co do miejsca ukrycia zrabowanych skarbów.
Yapılardan dokuzu Japonya'nın ulusal hazineleri, diğer 94'ü ise Önemli Kültür Varlıkları'dır.Nio byggnader har status som Japans nationalskatt medan övriga 94 är klassade som Viktigt kulturobjekt.
Mezarı bulan arkeologlar mumyayı ve hazineleri Kahire Mısır Müzesi'ne gönderirler.Arkeologerna finner graven och lämnar över mumien och skatterna till ett museum i Kairo.
Aynı zamanda İrlanda'nın en güzel ulusal hazinelerinden biri olarak tanınır.Вважається одним із найкрасивіших замків Ірландії.
İspanyollar yerlilerin köylerini ve hazinelerini çok çabuk ele geçirdiler.Іспанські колонізатори швидко винищили індіанське населення.
Aynı zamanda İrlanda'nın en güzel ulusal hazinelerinden biri olarak tanınır.Je často považována za nejcennější irský národní poklad.
Kral Krezüs (Karun) hazineleri bu devre aittir.Regatul din Krewlod aparține acestui aliniament.
Yağmur ormanları dünya'nın en büyük biyolojik hazineleri biridir.Pădurile tropicale sunt unele dintre cele mai mari comori biologice ale lumii.
Tapınak Japonya'nın Ulusal Hazineleri'nden biridir.A szobor a Japán nemzeti kincs része.
Hazineler bir mağaradadır ve mağaranın ağzı sihir ile kapatılmıştır.A kincs egy vasajtóval elzárt barlangban rejtőzött, a szája varázslattal volt elzárva.
Tapınak Japonya'nın Ulusal Hazineleri'nden biridir.Se on yksi Japanin kansallisaarteista.
Bu defa korsanların hazinelerine göz dikmiştir.Αυτή τη φορά συμβουλευόταν τον Poisson.
Kasabanın arkeolojik hazineleri kalıcı arkeolojik müzesi olan Tornyai János Müzesi sergisinde görülebilir.Οι αρχαιολογικοί θησαυροί της πόλης εκτίθενται στη μόνιμη αρχαιολογική συλλογή του Μουσείου Tornyai János.
Aynı zamanda İrlanda'nın en güzel ulusal hazinelerinden biri olarak tanınır.Bogen er en af Irlands største nationale skatte.
Bu defa korsanların hazinelerine göz dikmiştir.Å denne gangen dreier det seg om oljedirekoratets arkiv.
Tapınak Japonya'nın Ulusal Hazineleri'nden biridir.Sverdet er i dag en av Japans nasjonalskatter.
Altın hazineleri çalan tek gözlü insanlardan oluşmaktadır.Den ble Ronstadts eneste gullselgende single.
Tapınak Japonya'nın Ulusal Hazineleri'nden biridir.Cho đến ngày nay, thanh gươm vẫn là một kho báu quốc gia của Nhật Bản.
Tüm bu hazineler Nadir Şah tarafından İran'a taşındı ve Darya-i-Nur o zamandan beri orada kaldı.これらの宝物はすべてナーディル・シャーによってイランへ運ばれ、ダルヤーイェ・ヌールはそれ以降現在に至るまでイランにある。
Altın hazineleri çalan tek gözlü insanlardan oluşmaktadır.金塊をめぐる仲間割れで壊滅した盗賊団の中で唯一生き残った。
Kiliseler aynı zamanda ülkenin ulusal kültürel hazineleri olarak da değerlendirilmektedir.本殿同様、国の重要文化財に指定されている。
Çok değerli kayıtlar ve belgeler bu hazinelerde saklanırdı.書架に並べきれない書籍や貴重な資料は書庫に収納されている。
Gelir elde etmenin bir başka yolu ise kayıp hazineleri veya kayıp şehirleri bulmaktır.財宝や失くし物を発見する力も持つ。
Saklı antik hazinelerin yeri konusunda sorgulandı.大昔の宝が隠されているという。
Hamm'ın taslağında Penguen ve Kedi Kadın gizli hazinelerdi.サム・ハムによる第1稿ではペンギンとキャットウーマンが隠された宝を探していた。
Sarı bütün altın, mücevher ve hazineler içindir.当然最多的还是金条、银条和珠宝。
Tapınak Japonya'nın Ulusal Hazineleri'nden biridir.七支刀是日本的国宝。
Kırk haraminin hazinelerini sakladığı mağaranın kapısını açmaya yaramaktadır.这句咒语可以打开四十大盗的藏宝山洞。