2000 yılında, Malta Ulusal hazinesi Din l-Art Ħelwa, bir restorasyon projesi başlattı.In 2000, the National trust of Malta, Din l-Art Ħelwa, started a project of restoration.
Beyt-ül mal Divanı (Hazine Bakanlığı) ?Treasury Diwan Bayt al-mal ?
Hazinedar ağa harem baş saymanının unvanıydı. [2]Hazinedar agha was the title of the chief eunuch treasurer.[4]
Hayatı boyunca, Dusty bir Avustralya Ulusal Hazinesi olarak kabul edildi.During his lifetime, Dusty was considered an Australian National Treasure.
Siyam Hazinesine teslim edildiler, ancak asla verilmediler.They were delivered to the Siamese Treasury, but never issued.
ABD'nin Nisan 1917'de savaşa girmesinden sonra, Hazine doğrudan ABD hükûmetinden borç aldı.[3]After the U.S. entered in April 1917, the Treasury borrowed directly from the U.S. government.[120]
Hazine düşük kiraları sübvanse etti.The Treasury subsidized the low rents.
Sadece müzenin tahliye edilen hazineleri hayatta kaldı.Only the evacuated treasures of the museum survived.
Zadith, Bilgelik Hazine Evini açan Anahtarı taşır.Senior Zadith carries the Key that opens The Treasure House of Wisdom.
Fujita, 1988'de 3. sınıf Kutsal Hazine Nişanı ile ödüllendirildi.Fujita was awarded the Order of the Sacred Treasure, 3rd class, in 1988.
Ellerimde nasıl bir hazine tuttuğumun farkına çok geç vardım.Zu spät wurde ich gewahr, welchen Schatz ich in Händen gehabt hatte.
Nisroch, karizmatik aşçı Hazine dertte Sihirli kalenin sırrı Cehennem!Nisroch, charismatischer Koch Schatz in Schwierigkeiten Das Geheimnis des magischen Schlosses Hölle!
Eylül 1525'te meclis, kilise hazinesinin kalanlarına da el koymayı kararlaştırdı.Im September 1525 beschloss der Rat daraufhin, auch die restlichen Kirchenschätze einzuziehen.
Budizm bağlamındaki gizli hazineler tamamen yeni değildir.Im buddhistischen Kontext sind verborgene Schätze aber nicht etwas völlig Neuartiges.
Bu konuya ilişkin bir diğer örnek de Japonların kelime hazinelerinde pirinç için var olan kelimeleridir.Ein anderes angeführtes Beispiel sind Lexeme für den Reis im Japanischen.
Hazineyi bulamamışlardır.Ein Schatz wurde aber nicht gefunden.
Çünkü aynı hazinenin peşinde olan başka adamlar da vardır.Mehrere Gruppen suchen denselben Schatz.
Lari kelimesi Gürcücede hazine ya da mülkiyet anlamına gelir.Das Wort Lari bedeutet im Georgischen sowohl Schatz als auch Eigentum.
Ayrıca, İmparatorluk büyüklük hazineye her yıl 100.000 nomismata mal oluyordu.Somit kam auf 100.000 echte Münzen eine Fälschung.
Burada gardiyanlar onun hazine konusundaki saçmalıklarına gülerler.Das Mädchen lacht über die Frechheiten des Bruders.
Bu defa korsanların hazinelerine göz dikmiştir.Doch diesmal kann er den Futterdieb ertappen.
Etimoloji (köken bilimi) bir dilin kelime hazinesinin zamansal gelişimini ve kökenini aydınlatmaya çalışır.Die Etymologie versucht, die zeitliche Entwicklung und Herkunft des Wortschatzes einer Sprache zu klären.
Devlet hazinesindeki paraların gereksiz yere harcanmasına engel oldu.Der Staat verschwendet sinnlos Steuergelder der Bürger.
Hazine gelirinin yarısının kesilmesi kararı alındı.Die Hälfte seines Vermögens wurde eingezogen.
135, Hazine Tribünlüğü hakkında bilgi, (İngilizce)135, mit Angabe einiger Klöster
Anlamı ise hazinedir.Es ist klar, es geht um einen Schatz.
Bütün Nibelungen hazinesi de onun olmuştur.Er ist auch das Wappentier von Nikolaiken.
Bu hazineden 700 bin altın cülus bahşişi olarak Kapıkulu ocaklılarına dağıltıldı.Zum Unterhalt des Hauses vermachte er in seinem Testament 7000 Gulden.
Tapınak Japonya'nın Ulusal Hazineleri'nden biridir.Das Hauptgebäude zählt zu den Nationalschätzen Japans.
İçlerinde Kızıl Rackham'ın Hazinesinin yerini gösteren Parşömenler vardır.Die Geschichte wird in Der Schatz Rackhams des Roten fortgesetzt.
Fakat bu yüksek harcamaları devlet hazinesini boşalttı.Dadurch füllte er seine Staatskassen auf.
Yapılardan dokuzu Japonya'nın ulusal hazineleri, diğer 94'ü ise Önemli Kültür Varlıkları'dır.34 weitere Gebäude sowie weitere Gegenstände sind wichtige nationale Kulturgüter.
Kiliseler aynı zamanda ülkenin ulusal kültürel hazineleri olarak da değerlendirilmektedir.Das Bauernhaus ist ebenfalls als nationales Kulturgut registriert.
Geliri doğrudan devlet hazinesine giderdi.Die Einnahmen flossen in den Staatshaushalt.
Bunun içinse öncelikle güçlü bir merkezi hazineye gerek vardı.Dafür musste das Gelände zunächst aufwendig vermessen werden.
Roma hazinesi burada saklanırdı.Der romanische Turm blieb erhalten.
Mendoza Hazine bulma tutkusuyla bölgeye bir keşif seferi düzenledi.Mendoza investierte viel Geld in die Entdeckungsreise.
Özellikle de Thrór'un hazinesi.Das Gold der Thraker.
Yaşamın en yüce gayesi en yüce hazinesi budur."Damit begann "die größte Schatzsuche der Geschichte."
Bakire olanı alırsan, her şeyi ile senindir, hazinedir.Wer sie erlöst, dem gehört der ganze Schatz.
Tibet Budizm’inin bir özelliği de gizli hazineleridir (Tibet Terma).Eine Besonderheit des tibetischen Buddhismus sind die „verborgenen Schätze“ (siehe: Terma).
Sonra uzun olaylar olur fakat yine de o hazineyi bulmayı başarırlar.Manchmal haben sie Probleme, einen Schatz auf Anhieb zu finden, aber letzten Endes finden sie alles.
İç hazine ise padişaha aitti.Das Kapital dafür stammte aus dem väterlichen Vermögen.
İyi geceler, hazinem!Bonne nuit, mon trésor !
Kelime hazinen yoksa, gramer bilginin hiçbir önemi yok.Si tu n'as pas le vocabulaire, la grammaire ne sert à rien.
Hazine boştu.Le trésor est vide.
Hagen ise Nibelungen hazinesini getirmeyi düşlemektedir.Elle réclame à Hagen la restitution du trésor des Nibelungen.
Ali Baba, mağaradaki hazineleri ve hazinelere nasıl ulaşılacağını bilen tek kişidir artık.Ali Baba est ainsi la seule personne à connaître le secret du trésor dans la grotte et le moyen d'y accéder.
Yeni imparatorun karşılaştığı ilk büyük sorun devlet hazinesinin boşaltılmış olmasıdır.Le problème le plus urgent qui se pose au nouvel empereur est la pénurie de ressources du Trésor impérial.
Aarnivalkea, gömülü hazineleri işaret eden sonsuz ateştir.Kalevala Pohjola Aarnivalkea, une flamme éternelle marquant l'emplacement d'un trésor enterré.
Kariyerine Hazine Müdürlüğü ve ardından Maliye ve Ekonomi Bakanlığı'nda devam etmiştir.Il fait carrière à la Direction du Trésor, puis au ministère de l'Économie et des Finances.
İlk ödülünü 1960 yılında devlet hazinesine bağışladı.En 1960, il fit don de son premier prix au trésor public.
Kırk haraminin hazinelerini sakladığı mağaranın kapısını açmaya yaramaktadır.Elle ouvre l'entrée d'une caverne dans laquelle les quarante voleurs ont caché un trésor.
Şans eseri Monte Kristo adasındaki bir hazineden haberi olmuştur.Celui-ci lui apprend qu'un formidable trésor est caché dans l'île de Monte-Cristo.
Japonya'nın Ulusal Hazinesi'nden biri olan Aoi Aso Tapınağı Hitoyoshi'de yer almaktadır.Le sanctuaire Aoi Aso, un des Trésors nationaux du Japon, est situé à Hitoyoshi.
Bu hazinede muazzam bir mali kaynak birikmişti.Un trésor royal important s'y trouvait.
Arazi bedeli yüzde 3 faiz oranıyla 25 yıllık hazine bonosu olarak verilmiştir.Le montant étant payé en bon pour une durée de vingt-cinq ans au taux d'intérêt de 3 %.
Hazineyi bulamamışlardır.Aucun trésor n'a été trouvé.
Burada gardiyanlar onun hazine konusundaki saçmalıklarına gülerler.Mais les invités de la fête se moquent de sa témérité.
Farya ona Monte Kristo adasındaki hazineden söz eder.Dieu a appelé Aaron pour lui parler sur la montagne de Sinaï.