Ana içeriğe geç
Sözlük

haz ile cümle

haz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Tom ve Mary gitmeye hazır.Tom and Mary are ready to go.
Tom akşam yemeği hazırlıyor, değil mi?Tom is making dinner, isn't he?
Tom yardım etmeye hazır, değil mi?Tom is ready to help, isn't he?
Tom ve Mary burada hazır.Tom and Mary are finished here.
Tom ve Mary hazırlanıyor.Tom and Mary are getting ready.
Tom ve Mary zaten hazır.Tom and Mary are finished already.
Tom Mary için hazır, değil mi?Tom is ready for Mary, isn't he?
Tom ve Mary bize yardım etmeye hazırlar.Tom and Mary are willing to help us.
Tom her zaman hazır, değil mi?Tom is always prepared, isn't he?
Tom'dan PowerPoint sunumu hazırlaması istendi.Tom was asked to prepare a PowerPoint presentation.
Tom'dan on dakikalık bir sunum hazırlaması istendi.Tom was asked to prepare a ten-minute presentation.
Fırtına herkesi hazırlıksız yakaladı.The storm took everyone by surprise.
Soğuk havaya hazır mısın?Are you ready for cold weather?
Sami, haziran 2006'da o birime taşındı.Sami moved to that unit in June, 2006.
Sami, Kahire'ye taşınmaya hazırlanıyordu.Sami was getting ready to move to Cairo.
Yenilgiyi hazmedemiyorum.I'm a bad loser.
Tom'un bunu yapmaya hazır olduğundan şüpheleniyorum.I suspect Tom is prepared to do that.
Sami Müslüman olmaya hazırdı.Sami was ready to convert to Islam.
Hazineyi arıyoruz.We're looking for the treasure.
Sami kendini o adımı atmaya hazır hissetmiyordu.Sami didn't feel ready to take that step.
Sami hazır değil.Sami isn't ready.
Sami de hazır değil.Sami isn't ready either.
Hazır olduğunu söyledi.She said she's ready.
Hazırlandıklarını söylediler.They said they were prepared.
Hazır olduklarını söylediler.They said they were ready.
2.30'da hazır olacağımI'll be ready by 2:30.
Bana salata hazırlamayı öğret.Teach me how to make a salad.
Tom bir yere gitmeye hazırlanıyor.Tom is getting ready to go somewhere.
Kendini en kötüsüne hazırla.Prepare yourself for the worst.
Hazır kahve neredeyse hiç içmem.I hardly ever drink instant coffee.
Hazır kahve genelde hiç içmem.I almost never drink instant coffee.
Hazır kahve çok nadir içerim.I very seldom drink instant coffee.
Nadiren hazır kahve içerim.I rarely drink instant coffee.
Tom her yıl kendi orijinal Noel kartlarını hazırlar.Tom makes his own original Christmas cards every year.
Tom hindiyi hazırladı.Tom carved the turkey.
Kahvaltı henüz hazır değil.Breakfast isn't ready yet.
Kahvaltı daha hazır değil.Breakfast isn't ready yet.
Tom bir sınava hazırlanmakla meşgul.Tom is busy preparing for an examination.
Sana hazırlanman için otuz dakika süre vereceğim.I'll give you thirty minutes to get ready.
Sana hazır olman için 30 dakika zaman tanıyacağım.I'll give you thirty minutes to get ready.
Tamamen hazırlıksız yakalanmıştım.I was caught completely off guard.
Sınava hazırlıklı olduğumu sanmıyorum.I don't think I'm prepared for the exam.
Marul bende hazımsızlık yapıyor.I can't digest lettuce.
Maceraya hazır mısın?Are you ready for an adventure?
O çorbayı nasıl hazırlıyorsun?How do you prepare that soup?
O çorba nasıl hazırlanıyor?How do you prepare that soup?
Cankurtaran başkalarına yardım etmeye her zaman hazırdır.The lifeguard is ever ready to help others.
Yaz tatiline hazırlanırken ne kadar para biriktirildi?How much money was saved in preparation for the summer vacation?
Her şey önceden hazırlanmıştı.Everything was prepared in advance.
Avukat bir sözleşme hazırladı.The lawyer wrote a contract.
Ama o seni sevdiğini söylerse, o zaman hazırlan!But if she says she loves you, then get ready!
Yedinci Gün Adventistleri, İsa'nın gelişine dünyayı hazırlamayı hedefleri olarak görüyor.SDA-people consider it their goal to prepare the world for the coming of Jesus Christ.
Yarınki derslere hazırlanıyor galiba.He seems to be preparing for tomorrow's lessons.
Raporu hazırlamaktan o sorumlu.She's responsible for preparing the report.
Sabahları hazırlanmasının ne kadar uzun sürdüğünü bilsen şaşarsın.You'd be amazed how long it takes her to get ready in the morning.
Ölmeye hazır değildi.He wasn't ready to die.
Sınava iyi hazırlanmıştı.He was well prepared for the exam.
Hazineyi aramayı bırakıp eve döndü.He stopped looking for the treasure and went back home.
Tom'u bizimle konuşmaya kendini hazır hissedene kadar rahat bırakmalıyız.We should give Tom his space until he's ready to talk to us.
Akşam yemeğini tek başıma hazırladım.I prepared dinner by myself.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod