Gitmek için hazırlandığını görüyorum.I see you're getting ready to go.
Senin için biraz çorba hazırlayacağım.I'll make some broth for you.
Ayrılmaya henüz hazır olduğumuzu sanmıyorum.I don't think we're ready to leave yet.
Tom haziran ayında okulu bitirdi.Tom finished school in June.
Hazırsan başlayabiliriz.We can begin if you're ready.
Durmaya hazır değilim.I'm not ready to stop.
Ben ayrılmak için hazır değilim.I'm not ready to leave.
Bu planı hazırlaman ne kadar sürdü?How much time did it take you to come up with this plan?
İtiraf etmeye hazırım.I'm ready to confess.
Tom sanki ağlamaya hazırmış gibi görünüyordu.Tom looked as if he were ready to cry.
Odana git ve itiraf etmeye hazır olana kadar orada kal.Go to your room and stay there until you are ready to confess.
"Benim için mi çay hazırlıyorsun?" "Hayır, Jamal için.""Are you making tea for me?" "No, for Jamal."
Masayı hazırladın mı?Have you set the table?
Hazır olduğunu söylediğini sanıyordum.I thought you said you were ready.
Çocuğunuzun okul öncesi eğitim için hazır olup olmadığını nasıl bilirsiniz?How do you know if your child is ready for preschool?
Sığır eti güveci nasıl hazırlarsın?How do you make beef stew?
Onun hazır olacağını düşündüm.I thought he would be ready.
Çekin hazır.Your check is ready.
Tom'un hazır olacağını düşündüm.I thought Tom would be ready.
Fadil ve Dania ilişkilerini güçlendirmek için her şeyi yapmaya hazırdı.Fadil and Dania were ready to do anything to fortify their relationship.
Fadıl işe geri dönmeye hazırdı.Fadil was ready to get back to business.
Hiçbir şey Fadıl'ı daha sonra olanlar için hazırlayamazdı.Nothing could prepare Fadil for what happened next.
Akşam yemeği 10 dakika içinde hazır olacak.Dinner will be ready in 10 minutes.
Onu senin için yapmaya hazırım.I'm willing to do that for you.
Biz henüz yüzde yüz hazır değiliz.We're not one hundred percent ready yet.
Bunu yapmam için bana ne kadar para ödemeye hazırsınız?How much are you willing to pay me to do that?
Öğle yemeği ne kadar sürede hazır olacak?How soon will lunch be ready?
Üç gün içinde hazır olmayı umuyorum.I hope to be ready in three days.
Senin yemen için bir şey hazırlayacağım.I'll make something for you to eat.
Akşam yemeği ne kadar yakında hazır olacak?How soon will supper be ready?
Onun için nasıl hazırlanıyorsunuz?How are you preparing for that?
Biz hazineyi buraya gömmedik.We didn't bury the treasure here.
Öyle hava durumu için nasıl hazırlanıyorsunuz?How do you prepare for weather like that?
Ne kadar para ödemeye hazırsınız?How much are you prepared to pay?
Bir pasta pişirmeye hazırlanıyorum.I'm getting ready to bake a cake.
Masayı hazırladım.I set the table.
Bize öğle yemeği hazırladım.I made us lunch.
Onun için hazır değildim sadece.I just wasn't ready for it.
Onu yapmak için hazırlanıyorum.I'm prepared to do that.
Onlar ne kadar para ödemeye hazırlar?How much are they prepared to pay?
Hazırlanacak çok şey var.There's a lot to prepare for.
Sadece onu yapmak için henüz hazır değildim.I just wasn't ready to do that yet.
Hazırlıklı geldim.I came prepared.
Tom'un ziyareti için hazır olmak zorundayız.We have to get ready for Tom's visit.
Hazırlanmam uzun zaman aldı.It took me a long time to get ready.
O zaman onu yapmaya hazır değildim.I wasn't ready to do that at that time.
Ben baba olmaya hazır değildim.I wasn't ready to be a father.
o konuda konuşmaya hazırım.I'm prepared to talk about it.
Bu tür bir iş için nasıl hazırlanıyorsun?How do you prepare for a job like this?
Onu yapmaya hazır olun.Be prepared to do that.
Tom buna hazır değil.Tom isn't ready for that.
Tom bize yardım etmeye hazır olduğunu söyledi.Tom says he's willing to help us.
Kendimi hazırladım.I braced myself.
Senin için bir sandviç hazırladım.I made a sandwich for you.
Saat 2.30'a kadar hazır olmalıyım.I should be ready by 2:30.
Seninle Boston'a gitmeye hazırım.I'm willing to go to Boston with you.
Yardımcı olmaya hazırım.I'm ready to help.
Atıştırmalık bir şeyler hazırladım kendimize.I fixed us a snack.
Çalışmaya hazırım.I'm ready to work.
Senin için kahvaltı hazırladım.I cooked breakfast for you.