Ana içeriğe geç
Sözlük

haz ile cümle

haz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Öyle yapmaya hazırlanıyoruz.We're preparing to do so.
Kahvaltı ne zaman hazır olacak?When will breakfast be ready?
Akşam yemeği ne zaman hazır olacak?When will dinner be ready?
Öğle yemeği ne zaman hazır olacak?When will lunch be ready?
En kötü ihtimale karşı hazırlanmalısın.You ought to prepare for the worst.
Gitmek için henüz hazır değilsin, değil mi?You're not ready to go yet, are you?
Tom Mary ve kendisi için özenle hazırlanmış bir yemek pişirdi.Tom cooked an elaborate meal for Mary and himself.
Tom artık eve gitmeye hazır.Tom is ready to go home now.
Tom çıkmaya hazır.Tom is ready to go out.
Tom akşam yemeğini hazırlamaya başlıyor.Tom is starting to get dinner ready.
Tom sizin için her şeyi feda etmeye hazır.Tom is willing to sacrifice everything for you.
Tom tanıklık etmeye hazır.Tom is willing to testify.
Tom onu yapmaya hazır değil.Tom isn't ready to do that.
Tom henüz gitmeye hazır değil.Tom isn't ready to leave yet.
Annesi masayı hazırlarken Tom spagetti sosunu karıştırdı.Tom stirred the spaghetti sauce while his mother set the table.
Tom senin için her şeyi feda etmeye hazır.Tom was willing to sacrifice everything for you.
Tom'u affetmeye hazırım.I'm ready to forgive Tom.
Teste hazırlanmak için çok saatler harcadı.He spent countless hours preparing for the test.
Derhal atımı hazırla!Get my horse ready at once!
Bu sahne için hazır değildim.I was not prepared for this scene.
Cumartesi günü için hazırlanalım.Let's get ready for Saturday.
Yeni albüm hazır mı?The new album's ready?
Yabancı ülkedeki bir geziye nasıl hazırlanmalıyım?How should I prepare for a trip to a foreign country?
Tom kahvaltı hazırlıyordu.Tom was preparing breakfast.
Hazineyi neden seninle paylaşmalıyım.Why should I share the treasure with you?
Hazine nihayet ellerimde!The treasure is finally in my hands!
Hazinenin gömüldüğü yer orasıdır.That's where the treasure's buried.
Mary annesinin akşam yemeği hazırlamasına yardım etti.Mary helped her mother prepare dinner.
Anlaşmanın ayrıntıları sahnelerin arkasında hazırlandı.The details of the agreement were worked out behind the scenes.
Tom çocuklarına okul için hazır olmalarını söyledi.Tom told his children to get ready for school.
Tom vazgeçmeye hazır olmadığını söyledi.Tom said he wasn't ready to give up.
Öğretmen bana dersime hazırlanmak için yeterince zaman ayırmadığımı söyledi.My teacher told me that I didn't devote enough time to preparing my lecture.
Öğretmenim bana konuşmamı hazırlarken daha fazla zaman ayırmam gerektiğini söyledi.My teacher told me that I should've devoted more time to preparing my speech.
Öğretmenim bana konuşmamı hazırlarken yeterli zaman ayırmadığımı söyledi.My teacher told me that I didn't devote enough time to preparing my speech.
Tom'a hazır olacağımızı söyle.Tell Tom we'll be ready.
Bu gece için hazır mısın?Are you ready for tonight?
Hiç kimse daha sonra olanlar için hazır değildi.No one was prepared for what happened next.
Hazır olduğumuzda gidebiliriz.When we're finished, we can leave.
Hazır olduğunda gidebilirsin.When you're finished, you can leave.
Tom'a hazır olduğunda gidebileceğini söyle.Tell Tom that when he's finished, he can leave.
Ütü ısınırken Mary buhar yapmak için hazneye damıtılmış su döktü.As the iron was heating up, Mary poured distilled water into the reservoir to make steam.
Masayı hazırlamak Mary'nin sadece birkaç dakikasını aldı.It only took Mary a few minutes to set the table.
Tom Mary'nin hazırlanmasının neden bu kadar uzun sürdüğünü merak etti.Tom wondered why it took Mary so long to get ready.
Tom Boston'a gitmek için hazırlanıyor.Tom is getting ready to leave for Boston.
Tom gitmeye hazırlanıyor.Tom is getting ready to go.
Tom da hazırlanıyor.Tom is also getting ready.
Tom zaten masayı hazırladı.Tom has already set the table.
Yarın için hazır mısın?Are you ready for tomorrow?
Hazır olmayacak.He won't be ready.
Akşam yemeği hazırdır.Supper is ready.
Tom hazır olmayacak.Tom won't be ready.
Tom kendi şarabını hazırlar.Tom makes his own wine.
Ben anne olmaya hazır değilim.I'm not ready to be a mother.
En kötüsü için hazırlan.Be prepared for the worst.
Hazırsan, başlayacağız.If you're ready, we'll begin.
Akşam yemeği yaklaşık on beş dakika içinde hazır olacak.Dinner will be ready in about fifteen minutes.
Gerekli hazırlıkları yapmak için en azından bir güne ihtiyacım olacak.I'll need at least a day to make the necessary preparations.
Biz girişimimizi yapmak için hazırız.We're prepared to make our attempt.
Sen bize biraz kahvaltı hazırlayabilir misin?Can you make us some breakfast?
Neden Tom'a yiyecek bir şey hazırlamıyorsun?Why don't you fix Tom something to eat?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod