Yolculuk için hazırlıklarını tamamladın mı?Have you finished your preparations for the trip?
O dün gece valizini hazırlamayı bitirdiğinden dolayı bu sabah erken hazırlanabildi.She was able to be ready early this morning, because she finished packing last night.
Akşam yemeği neredeyse hazır.Dinner is almost ready.
Patlamış mısır hazırlarken parmağımı yaktım.I burnt my fingers while I was preparing popcorn.
Hazırlık yapmalıyız ki hiçbir şeyden pişman olmayalm.We must prepare so that we will regret nothing.
Ben bir at yemeye hazırım.I'm ready to eat a horse.
Mary finallerine hazırlanmak için bu hafta geç saatlere kadar yatmıyor.Mary is staying up late this week to prepare for her finals.
Bir saat daha ve hindi hazır olacak.One more hour and the turkey will be ready.
Tom'un bana hazırladığı albümü çok sevdim.I love the scrapbook Tom made for me.
Hazır hissettiğinizde anne babanıza beni tanıştırın.Introduce me to your parents when you feel ready.
Hiçbir eğitim miktarı seni bunun için hazırlayamaz.No amount of training can prepare you for this.
Herkes için biraz meyve salatası hazırlayacağım.I'm going to make a little fruit salad for everyone.
Ben yatakta hasta iken benim için yemekler hazırladığın için sana teşekkür ederim.Thank you for preparing meals for me while I was sick in bed.
Onun için hazır değilim.I'm not ready for that.
Mary Tom'dan bilgisayarı kapatmasını ve akşam yemeği hazırlamasını istedi.Mary asked Tom to turn off the computer and prepare dinner.
Sanırım gitmeye hazırım.I think I'm ready to leave.
Sanırım her şey hazır.I think everything is ready.
Bu gece dışarıda takılmayı planlamıyorum. Derslerim için hazırlanmam gerek.I don't plan to hang out tonight. I need to prepare for my lessons.
Eh, en azından ben masayı hazırlayayım.Well, at least let me set the table.
En azından masayı hazırlamaya yardım edeyim.At least let me help set the table.
Çoğu öğrenci final sınavları için hazırlanıyor.Most students are preparing for the final exams.
Sağlık değerli bir hazinedir, kıymeti sadece hasta olunca bilinir.Health is a treasure, the value of which is known only to the sick.
Ben hazırım.Bir sonraki adım nedir?I'm done. What's the next step?
Annem akşam yemeğini hazırlıyor.My mother is preparing dinner.
Annem akşam yemeğini hazırlamakla meşgul.My mother is busy preparing supper.
Annem kahvaltı hazırlıyor.My mother is preparing breakfast.
Annem akşam yemeği için masayı hazırladı.My mother set the table for dinner.
Çabuk ol! Şimdiye dek hazır olman gerekir.Hurry up! You should be ready by now.
Gelecek için hazırlanmalısın.You should prepare for the future.
Hazır olmadığı için onsuz gittik.We went without him because he wasn't ready.
Yarın için hazırlıklar tamam mı?Are the preparations for tomorrow complete?
Bu işi son teslim tarihinden önce hazırlamalısın.You must prepare that work before the deadline.
O, 4 Haziran'da Bay Johnson'la evlenecek.She's going to get married to Mr. Johnson on June 4th.
Yağmur mevsimi haziran sonuna doğru başlar.The rainy season begins towards the end of June.
Orada saklı hazineler olduğu dedikodusu yapılıyor.It is rumored there are treasures hidden there.
Tom bir hazcıdır.Tom is an hedonist.
Sınav için 10 hafta hazırlık var.There are 10 weeks of preparation for the exam.
En iyiyi umut et; en kötüye hazırlan.Hope for the best; prepare for the worst.
Haziranda Avrupa'ya geri geliyoruz.We're coming back to Europe in June!
Zayıf bir şeker solüsyonu hazırladım.I prepared a weak sugar solution.
Henüz tam olarak hazır değil.It's not quite ready yet.
Tom Mary'nin, parti hazırlığı için ona yardım edeceğini hesaplamıştı.Tom was counting on Mary to help him get ready for the party.
Hazır mıyız?Are we done?
Hasta, ameliyat için hazır mı?Is the patient prepared for surgery?
Hazır olun.Prepare yourself.
Kendini hazırla.Prepare yourself.
Eski bir çöp yığını şu anda arkeolojik bir hazinedir.It is an ancient midden, presently an archaeological treasury.
Kızım haziranda evleniyor.My daughter is getting married in June.
Kızım haziranda evlenecek.My daughter will get married in June.
En geç yarım saate siparişiniz hazır.Your order will be ready within half an hour.
Akşama kadar parayı hazır et yoksa buraya polisle gelirim.Get the money ready by evening or I'll come back with the police.
Biz bir strateji hazırlamak için anlaştık.We agreed to elaborate a strategy.
Biz bir eylem planı hazırlamak için anlaştık.We agreed to elaborate an action plan.
John'un hazır bir dili var.John has a ready tongue.
Dün yeni bir mikrodalga fırında biraz lezzetli balık hazırladık.Yesterday we prepared some delicious fish in a new microwave.
Akşam yemeğini hazırladığımı ona söyle.Tell her that I am preparing dinner.
Ben bir tatil için hazırım.I'm ready for a vacation.
Yarın göreve hazır değilim.I am not on call tomorrow.
Hazır değilim.I'm not ready.
O hazır değil.He's not ready.