Tom çok erken geldi ve Mary henüz hazır değildi.Tom arrived too early and Mary wasn't ready yet.
Mary Tom uyanmadan önce kahvaltı hazırlamayı bitirmek istedi.Mary wanted to finish making breakfast before Tom woke up.
Mary pasta hamuru yapmaz, o genellikle hazır-yapılmış alır.Mary doesn't make pie crust. She usually buys it pre-made.
Zülfikar, dördüncü İslam halifesi olan Hazret-i Ali'nin meşhur kılıcıydı.Zulfiqar was the famous sword of Hazret-i Ali, fourth caliph of Islam.
Zülfikar, İslam'ın dördüncü halifesi Hazret-i Ali'nin ünlü kılıcıydı,Zulfiqar was the famous sword of Hazret-i Ali, fourth caliph of Islam.
Okul haziran ayında tatile girer.School breaks up in June.
Tom'un sorusu Mary'yi tamamen hazırlıksız yakaladı.Tom's question caught Mary completely off-guard.
Tom Mary'nin masayı hazırlamasına yardım etti.Tom helped Mary set the table.
Mary'nin ölümünü hazmetmek Tom'un uzun zamanını aldı.It took Tom a long time to get over Mary's death.
Tom Mary'nin aşkını ya da dostluğunu kabul etmeye hazır değildi.Tom wasn't ready to accept Mary's love or friendship.
Tom bir ter atma koşusuna yavaş yavaş hazırlandı.Tom worked up a sweat jogging.
Tom Mary'nin ne kadar kısa sürede akşam yemeğini hazırlayacağını merak etti.Tom wondered how soon Mary would have dinner ready.
Tom parti için hazırlanmasının Mary'nin kaç saatini aldığını merak etti.Tom wondered how many hours it took Mary to get ready for the party.
Tom Mary'nin hazırladığı yemeğin oldukça iyi olduğunu düşündü.Tom thought the food Mary had prepared tasted pretty good.
Tom bütün sabahı sunumuna hazırlanmakla geçirdi.Tom spent the whole morning getting ready for his presentation.
Tom iş için hazırlanmak zorunda.Tom has to get ready for work.
Tom onun için hazırlıklı değildi.Tom hadn't been prepared for that.
Tom hazineyi gölün dibinde buldu.Tom found the treasure at the bottom of the lake.
Tom onun 2.30'dan sonra zaten hazır olduğunu bilmiyordu.Tom didn't know it was already after 2:30.
Tom onun hazır olduğunu hissetmedi.Tom didn't feel that he was ready.
En kötüsü için hazır olmalıyız.We need to prepare for the worst.
Sen her ne zaman hazır olursan, ben işe başlamaya hazırım.I'm ready to start working whenever you are.
Sen hazır olduğunda ben gitmeye hazırım.I'm ready to leave whenever you are.
Henüz hazır değiliz!We're not done yet!
Gitmeye hazırım.I'm ready to go.
Çevirmen çevirinin pazartesi gününe kadar hazır olacağını söyledi.The translator said the translation would be ready by Monday.
Daha fazlası için kim hazır?Who's ready for more?
Kasım ayına hazır mısın?Ready for November?
Tom hazır olduğunu düşündü ama Mary ona onun hazır olmadığını söyledi.Tom thought he was finished, but Mary told him that he wasn't.
Tom Mary'nin hazırladığı yemeği tattı.Tom tasted the food Mary had prepared.
Libya hükümeti 'bit.ly'yi kapatmak için hazırdır.The Libyan government is ready to close ''Bit.ly''.
Tom dinlenmiş hissettiğini ve tekrar yürüyüşe hazır olduğunu söyledi.Tom said he felt rested and was ready to start hiking again.
Hazine, denizin derinliklerine gömüldü.The treasure was buried in the deepest of the sea.
Tom herhangi bir şey için hazırdır.Tom is ready for anything.
Tom akşam yemeğini hazırlıyor.Tom is getting dinner ready.
Tom yenilgiyi hazmedebilen biri.Tom is a good sport.
Hepiniz yürüyüşe gitmek için hazır mısınız?Are you all ready to go hiking?
Gitmek için hazır mıyım?Am I ready to go?
Biz Batı Samoa'ya karşı bir boykot için hazırlanacağız.We will prepare for a boycott against Western Samoa.
Ölmeye hazırım.I am ready to die.
Ev ödevin ne zaman hazır olacak?When will your homework be finished?
Hazırlıklı olmak zorundayız.We have to be prepared.
Siz hacca gitmek için gerçekten hazır değilsiniz.You are not really prepared to go on a pilgrimage.
Uçmak için hazır mısınız?Are you ready to fly?
Hazır olduğumuzu sanmıyorum.I don't think we're ready.
Bayanlar dans etmeye hazırlar!The ladies are ready to dance!
Ben gitmeye hazırım.I'm ready to leave.
Ben yola çıkmaya hazırım.I'm ready to depart.
Ayrılmaya, çıkmaya hazırım. (Bir seyahate v.b.)I'm ready to depart.
Ben başlamak için hazırım.I'm ready to start.
Yemeklerimi annem hazırlar.My mother cooks my meals for me.
Benim yemeklerimi annem hazırlar.My mother prepares my meals.
Benim yemekler annem tarafından hazırlanmaktadır.My meals are prepared by my mother.
Bu öğleden sonra final sınavına hazırlanacağım.I'm going to prepare for the final exams this afternoon.
Sınav için hazırlanarak bütün gece çalıştım.I pulled an all-nighter preparing for the exam.
Bütün geceyi kendini hazırlarken harcama.Don't spend the whole night preparing yourself.
Lütfen yemeği hazırlamama yardım et.Please help me prepare the food.
Ben kahvaltı hazırlamak zorundayım.I have to prepare the breakfast.
Ağaç henüz hazır değil.The tree isn't ready yet.
İti an çomağı hazırla.Speak of the devil...