hayvan ile cümle

hayvan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Uşşa hayvanlara göredir."Giddy up!" is for animals.
Seçici hayvan eşleştirmesine binlerce yıl önce başlamıştık.We started selectively breeding animals many, many thousands of years ago.
Bazı toplumlarda bu hayvanlar çeşitli amaçlar için kullanılmaktadırlar.And they are now using these in certain cultures.
Bu aslan ve kaplan karışımı hayvan dünyanın en büyük kedisidir.This is the largest cat in the world -- the lion-tiger hybrid.
Bunların hiçbiri Photoshop ile yapılmadı, hepsi gerçek hayvanlar.None of this is Photoshopped. These are real creatures.
Ve aslında, şu anda bir çok eyalette, biyoluminesens genli evcil hayvan satın alabilirsiniz.And in fact, right now in many states, you can go out and you can buy bioluminescent pets.
Bunlar kendi türlerinde ilk klonlanan hayvanlar.These are all the first cloned animals of their type.
Bunlar nesli tükenmekte olan türleri korumak için üretilmiş iki hayvan.These are two creatures that were created in order to save endangered species.
Guar, nesli tükenmekte olan ve Güneydoğu Asya'da yaşayan bir toynaklı hayvandır.The guar is an endangered Southeast Asian ungulate.
Bunlar kesinlikle melez hayvanlar, safkan değiller.These are really hybrids, not pure animals.
Hayvan kolunu farklı şekillerde hareket ettirirken bilgisayar beynin nasıl davrandığını öğrendi.The computer learned what the monkey brain did to move its arm in various ways.
Hayvanlarda denediğimiz teknoloji sadece bundan ibaret değildir.And it's not just technology that we're putting into animals.
Hayvanların genetik yapısına müdahele etme saltanatına sahip miyiz?Do we have free reign to design animals?
Birgün Pets"R"Us evcil hayvan dükkanına gidip şöyle diyebiliriz: "Merhaba, ben bir köpek istiyorum.Do we get to go someday to Pets 'R' Us and say, "Look, I want a dog.
Fakat bazen, bitkiler veya hayvanlar gibi karbon temelli organizmalar toprakta sıkışır.But sometimes, carbon based organisms like plants or animals get stuck in the earth.
Balikcilik, hayvancilik, ciftcilik hala dunyanin en onemli mesleklerindendir.Fishing, breeding, farming are still the world's foremost human occupations.
Et ise farklı bir hikâye, çünkü, hayvanlar hâliyle şehirlerin içine kadar yürüyebiliyorlardı.Meat is a very different story because, of course, animals could walk into the city.
Bu yüzden bir anda bu hayvanlar pazarlara yürümemeye başladı.So all of a sudden, these animals are no longer walking into market.
Buhar üreten hayvan ve bitki atıkları yığını.Steaming piles of humus.
Bence bu ses birçok hayvanı korkutup kaçırıyor olmalı.I think that's got to be scaring a lot of animals away.
Herkes gibi ben de hayvanlarla ilgili dünkü bölümden çok etkilendim.Like everybody else, I was entranced yesterday by the animal session.
Görünüşe göre, bilim, bu türün şu an dünya üzerindeki en yaşlı hayvan olduğunu söylüyor.Supposedly, science is stating that it could be the oldest living animal on earth right now.
Birlikte çalıştığım en çarpıcı hayvanlar bunlar, ve kutup ayıları.They are the most remarkable animals I've ever worked with, and the same with polar bears.
Kutup ayıları gibi, bu hayvanlarda buzlu bir çevreye bağımlı.And just like the polar bears, these animals depend on an icy environment.
Bu şekilde benim hayvan dokuları ile çalışmalarım 1984 yılında başladı.So my story in working with animal tissues starts in 1984.
Hayvanlar aleminin daha başka yararları da var.But we have other advantages from the animal kingdom.
Evcil hayvanlarınız sizden daha mutlu.Your pets are happier than you are.
Hayvanat bahçesinde ormandan gelen büyük kedilerimiz var.At the zoo we have big cats from the jungle.
Fakat o karşılaşmadan sonra geri o hayvanla gidip dans etmek istemedim.But after that encounter I really did want to go back with that animal and dance.
Şimdi, az takdir edilen bir gerçektir, okyanuslardaki çoğu hayvan ışık üretir.So it's a little-appreciated fact that most of the animals in our ocean make light.
Bu numarayı kullanan birçok hayvan var, mesela bu siyah ejderha balığı.There's a lot of animals that use this trick, for example this black dragonfish.
Açık okyanusta bir çok hayvan var -- birçoğu ışık yapabiliyorlar.So there's a lot of animals in the open ocean -- most of them that make light.
Bu bir bitkiye benziyor, ama aslında bir hayvan.This looks like a plant, but it's actually an animal.
Şimdi size derin denizdeki hayvanlardan çıkardığımız bazı cevapları göstermek istiyorum sadece.So I just want to show you some of the responses we've elicited from animals in the deep sea.
En güzeli hayvanlara dokunmaktı.I liked the feeling of touching animals best.
Ama hiçbir hayvan insan etine benzemez.But no animal can compare with human flesh.
Bekaretini bozacağım! Seni hayvan! Seni canavar!I'll take your virginity! you beast! you animal! yes, the beast who killed his mother.
Böcek araştırmacıları ve hayvan kuaförleri kadar hassas.As sensitive as insect feelers and animal whiskers.
Bu yönlerimiz bizi hayvanlar aleminden ayırıyor.That is separate and apart from the animal kingdom.
Bu bizi açık bir şekilde hayvanlar aleminden ayırıyor.This is something that clearly separates us from the animal kingdom.
Hayvanlar oyun oynamaktan hoşlanabilir. fakat izlemeyi sevmiyorlar.Animals might love to play, but they don't love to watch.
Bizler bir çeşit hayvanız, annelerimize muhtacız.We're animals, we need our moms.
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını.'Oh, I beg your pardon!' cried Alice hastily, afraid that she had hurt the poor animal's feelings.
Bu ses, hayvan için değerli olmak zorunda değil.The sound doesn't have to be valuable to the animal:
Ya da hayvanı tamamen anlamsız ve tahrip edici seslere maruz bırakabilirim.Or I can expose the animal to a completely meaningless and destructive sound.
Sol taraftaki hücredeki çekirdekler hayvanda, sağ taraftaki petri kabında.The nuclei in the cell on the left is in the animal, the one on the right is in a dish.
İturi ormanına gittiğimde orman bazı hayvanlar ve bitkilerle koruma bölgesi olarak ayrılmıştıThat time the Ituri Forest was created as a forest reserve with some animals and also plants.
Ve buraya bu güzel yaratık yüzünden Okapi Hayvan Koruma Alanı adı verilmişti.And it has been named Okapi Faunal Reserve because of this beautiful creature.
Askerler Okapi hayvan Koruma Alanına kaçıyorlardı.So soldier was fleeing in the Okapi Faunal Reserve.
İlk iki isyan sırasında hayvanat bahçesindeki bütün hayvanlar öldürüldü.During the first two rebellions, they killed all animals in the zoo.
Hayvanat bahçesinde 14 okapimiz vardı ve içlerinden biri hamileydi.We have a zoo of 14 Okapis, and one of them was pregnant.
Bu ülkedeki antibiyotik ilaçların yarısının insanlara degil, hayvanlara verilmesi gibi.Like half the antibiotics in this country are not administered to people, but to animals.
Ancak hayvanlar ve aburcubura geri dönelim.But back to animals and junk food.
Hayvan ürünlerine ihtiyacımız yok, ve kesinlikle beyaz ekmek ve kolaya da ihtiyaç duymuyoruz.We don't need animal products, and we certainly don't need white bread or Coke.
Ama yılda 10 milyar hayvan öldürürken onlara iyi davranıyor olmanın imkanı yok.But there's no way to treat animals well, when you're killing 10 billion of them a year.
Fakat o zamanlarda dahi büyükbaş hayvanlar doğal yöntemlerle yetiştirilmiyordu.But by then cattle were already raised unnaturally.
Birçok insan hayvanlardan korkar oldu.Many people became fat-phobic.
Dediğim gibi, sera gazlarının yüzde 18'i çiftlik hayvanı yetiştiriciliğiyle alakalı.As I said, 18 percent of greenhouse gases are attributed to livestock production.
Bunun için ne kadar çiftlik hayvancılığı gerekiyor?How much livestock do you need to produce this?
Hiçbir besin değeri yok, bu yüzden hayvanlara da veremiyorlar.It has no nutritional value, so they don't feed it to the animals.

İlgili Sayfalar