haysiyet ile cümle
haysiyet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Haysiyet, daha uygun bir zamanı bekleyemez.Würde kann nicht auf bessere Zeiten warten.
Haysiyet, daha uygun bir zamanı bekleyemez.Η αξιοπρέπεια δεν μπορεί να περιμένει καλύτερες μέρες.
Haysiyet, daha uygun bir zamanı bekleyemez.Връщането на достойнството не можеше да бъде отлагано повече.
Haysiyet, daha uygun bir zamanı bekleyemez.Добрые дела не могут ждать лучших времен.
Haysiyet, daha uygun bir zamanı bekleyemez.הכבוד לא יוכל לחכות לזמנים טובים יותר.
Haysiyet, daha uygun bir zamanı bekleyemez.لا يمكن للكرامة أن تنتظر لأوقات أفضل.
Haysiyet, daha uygun bir zamanı bekleyemez.その日以来 センターは休みなしです
Herhangi bir insani haysiyeti reddediş.Brak szacunku dla ludzkiej godności.
Herhangi bir insani haysiyeti reddediş.Bristen på respekt på mänsklig värdighet
Herhangi bir insani haysiyeti reddediş.Diese Missachtung jeder Art menschlicher Würde.
Herhangi bir insani haysiyeti reddediş.La falta de respeto marca a cualquier tipo de dignidad humana
Herhangi bir insani haysiyeti reddediş.Ľahostajnosť k akémukoľvek druhu ľudskej dôstojnosti.
Herhangi bir insani haysiyeti reddediş.Pela sua falta de respeito pela dignidade humana.
Herhangi bir insani haysiyeti reddediş.Prezir do človeškega življenja in dostojanstva.
Herhangi bir insani haysiyeti reddediş.Tak memandang sama sekali martabat manusia
Herhangi bir insani haysiyeti reddediş.Η περιφρόνηση κάθε μορφής ανθρώπινης αξιοπρέπειας.
Herhangi bir insani haysiyeti reddediş.Они пренебрегли всеми видами человеческого достоинства
Herhangi bir insani haysiyeti reddediş.ההתעלמות מכל סוג של כבוד אנושי
Herhangi bir insani haysiyeti reddediş.彼らの目的は人間をモノのように扱い
Herkes bundan faydalanıyor, tabi, işe alınanlar, çünkü bir iş buldular ve haysiyet.Alle profitieren davon - die Beschäftigten natürlich, weil sie einen Job haben und Würde.
Herkes bundan faydalanıyor, tabi, işe alınanlar, çünkü bir iş buldular ve haysiyet.Iedereen profiteert ervan - de medewerkers natuurlijk, omdat ze een job en waardigheid kregen.
Herkes bundan faydalanıyor, tabi, işe alınanlar, çünkü bir iş buldular ve haysiyet.Každý má z toho osoh - tí zamestnaní, pochopiteľne, lebo dostali prácu a dôstojnosť.
Herkes bundan faydalanıyor, tabi, işe alınanlar, çünkü bir iş buldular ve haysiyet.모든 사람들이 그로부터 혜택을 받습니다. 고용된 사람들은 직업과 인간의 존엄성이란
Herkes bundan faydalanıyor, tabi, işe alınanlar, çünkü bir iş buldular ve haysiyet.Mindenkinek a javára vált -- az alkalmazottaknak, persze, mert lett munkájuk és méltóságuk.
Herkes bundan faydalanıyor, tabi, işe alınanlar, çünkü bir iş buldular ve haysiyet.Toată lumea beneficiază de asta - cei angajați pentru că au o slujbă și își păstrează demnitatea.
Herkes bundan faydalanıyor, tabi, işe alınanlar, çünkü bir iş buldular ve haysiyet.Todos beneficiam com isso, os que são contratados, com certeza, porque conseguem um emprego e dignidade.
Herkes bundan faydalanıyor, tabi, işe alınanlar, çünkü bir iş buldular ve haysiyet.Todos se benefician, los empleados, por supuesto, porque consiguen sus trabajos y dignidad.
Herkes bundan faydalanıyor, tabi, işe alınanlar, çünkü bir iş buldular ve haysiyet.Tout le monde en profite - ceux qui travaillent, bien sûr, parce qu'ils obtiennent un emploi et la dignité.
Herkes bundan faydalanıyor, tabi, işe alınanlar, çünkü bir iş buldular ve haysiyet.Tutti ne traggono vantaggio -- chi ha un lavoro, certo, perché hanno un'occupazione, e una dignità.
Herkes bundan faydalanıyor, tabi, işe alınanlar, çünkü bir iş buldular ve haysiyet.Všichni z toho těží -- ti zaměstnaní, samořejmě, protože získají práci a důstojnost.
Herkes bundan faydalanıyor, tabi, işe alınanlar, çünkü bir iş buldular ve haysiyet.Wszyscy na tym korzystają... oczywiście ci zatrudnieni, ponieważ zyskują pracę i godność.
Herkes bundan faydalanıyor, tabi, işe alınanlar, çünkü bir iş buldular ve haysiyet.Όλοι επωφελούνται από αυτό -- οι υπάλληλοι φυσικά, επειδή έχουν μια δουλειά και αξιοπρέπεια.
Herkes bundan faydalanıyor, tabi, işe alınanlar, çünkü bir iş buldular ve haysiyet.Все выигрывают от такой политики. Те, кого нанимают, конечно, потому что они получают работу и самоуважение.
Herkes bundan faydalanıyor, tabi, işe alınanlar, çünkü bir iş buldular ve haysiyet.Всички се облагодетелстват от това -- назначените, разбира се, защото получават работа и достойнство.
Herkes bundan faydalanıyor, tabi, işe alınanlar, çünkü bir iş buldular ve haysiyet.זה טוב לכולם. כולם מרוויחים מזה -- אלו שמועסקים, כמובן,
Herkes bundan faydalanıyor, tabi, işe alınanlar, çünkü bir iş buldular ve haysiyet.كل شخص يستفيد من ذلك -- طبعا العاملون لأنهم يحصلون على عمل
Herkes bundan faydalanıyor, tabi, işe alınanlar, çünkü bir iş buldular ve haysiyet.雇われる人々は 仕事と 尊厳を手にします
Sadece bu vahşet, kullandıkları bu gaddar güç. Herhangi bir insani haysiyeti reddediş.A kegyetlenség, a brutális erő amit használtak, az emberi méltóság teljes semmibevétele.
Sadece bu vahşet, kullandıkları bu gaddar güç. Herhangi bir insani haysiyeti reddediş.Semplicemente la ferocità, la forza bruta che usavano, il disprezzo per ogni forma di dignità umana.
Sadece bu vahşet, kullandıkları bu gaddar güç. Herhangi bir insani haysiyeti reddediş.Просто яростта и силата, която ползваха, презрението спрямо човешкото достойнство...
Ve yaşamak, haysiyetiyle yaşamak, amaç budur.And to live, to live with dignity, this is the objective.
Ve yaşamak, haysiyetiyle yaşamak, amaç budur.Dan untuk hidup...dengan wibawa, inilah tujuan kita,
Ve yaşamak, haysiyetiyle yaşamak, amaç budur.Élni, tisztességesen élni, ez a cél.
Ve yaşamak, haysiyetiyle yaşamak, amaç budur.E vivere, vivere con dignità, questo è l'obiettivo,
Ve yaşamak, haysiyetiyle yaşamak, amaç budur.E viver, viver dignamente. Esse é o objectivo.
Ve yaşamak, haysiyetiyle yaşamak, amaç budur.I to życie, życie z godnością jest właściwym celem.
Ve yaşamak, haysiyetiyle yaşamak, amaç budur.Och att leva, att leva med värdighet, det är målet.
Ve yaşamak, haysiyetiyle yaşamak, amaç budur.Und zu leben, zu leben mit Würde, das ist das Ziel.
Ve yaşamak, haysiyetiyle yaşamak, amaç budur.Žiť dôstojne, to je cieľ.
Ve yaşamak, haysiyetiyle yaşamak, amaç budur.Και να ζουν με αξιοπρέπεια, αυτός είναι ο στόχος.
Ve yaşamak, haysiyetiyle yaşamak, amaç budur.Да живеем достойно, това е нашата цел.
Ve yaşamak, haysiyetiyle yaşamak, amaç budur.И жить, жить с достоинством, вот в чем цель.
Ve yaşamak, haysiyetiyle yaşamak, amaç budur.,ולחיות, לחיות בכבוד .זו היא המטרה
Ve yaşamak, haysiyetiyle yaşamak, amaç budur.億万長者になり 米国の 生活をする ばかげています
Yeniden, haysiyetini kazanmıştı bu iş sayesinde.Anh ta lấy lại được toàn bộ nhân phẩm nhờ công việc đó.
Yeniden, haysiyetini kazanmıştı bu iş sayesinde.Aveva riacquistato la propria dignità grazie a quel lavoro.
Yeniden, haysiyetini kazanmıştı bu iş sayesinde.Ele recuperou inteiramente a sua dignidade graças àquele trabalho.
Yeniden, haysiyetini kazanmıştı bu iş sayesinde.Él recuperó su dignidad por completo gracias al trabajo.
Yeniden, haysiyetini kazanmıştı bu iş sayesinde.Er hat seine volle Würde wiedererlangt dank dieser Arbeit.
Yeniden, haysiyetini kazanmıştı bu iş sayesinde.Hij had dankzij die baan weer zijn volle waardigheid.