haysiyet ile cümle

haysiyet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
O, insanların kendi haysiyetinin önemine inandığı için, intiharı savunuyor.Because he believes in the importance of people's own dignity, he advocates suicide.
Ailemin haysiyetini ayaklar altına aldım.I have dishonored my family.
Haysiyetin nerede?Where is your dignity?
Demokratlar haysiyetiyle kaybedemiyor gibi görünüyor.The Democrats seem not to be able to lose with dignity.
Haysiyet, daha uygun bir zamanı bekleyemez.Dignity cannot wait for better times.
Yeniden, haysiyetini kazanmıştı bu iş sayesinde.He has regained his full dignity thanks to that job.
Herkes bundan faydalanıyor, tabi, işe alınanlar, çünkü bir iş buldular ve haysiyet.Everybody benefits from that -- those employed, of course, because they get a job and dignity.
Ellerinizle ve haysiyetinizle çalışmak zorundasınız.You have to work with your hands. You have to have a dignity of labor.
Bir rahip olarak haysiyet ve onurunuz galip gelmeli.Todos os que votaram em Daens ficarão sem trabalho.
Ve yaşamak, haysiyetiyle yaşamak, amaç budur.And to live, to live with dignity, this is the objective.
Tıpkı milli gurur, haysiyet ve aptallar için olan diğer peri masalları gibi ...Just like national pride, dignity and the other fairy tales for fools ...
Bu, haysiyet ve geleceğe güvenle ilgili bir şeydir.It is about dignity and the confidence in the future.
Ceku: Sırplar Kosova'da "haysiyetli bir şekilde" yaşayacaklarCeku: Serbs to live "with dignity" in Kosovo
(Bütün insanlar hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar.(All human beings are born free and equal in dignity and rights.
Meryem, gelinle ve oğlu için kuropalatislerın yüksek imparatorluk haysiyetiyle Gürcistan'a döndü.Mariam returned to Georgia with the bride and the high imperial dignity of curopalates for his son.
Haysiyet (kerâme) şehri: Halkı milletler arasında ün ve itibar kazanmayı, övülmeyi, şan şöhreti sever.Zur Gemeinde Holtgast gehören neben der Ortschaft Holtgast die Ortschaften Damsum, Fulkum und Utgast.
DP içindeki muhalefetin büyümesi üzerine, parti yönetimi 19 milletvekilini Haysiyet Divanı'na verdi.Du temps du royaume de Prusse, dix-neuf membres de la famille se voient décorer de l'Ordre Pour le Mérite.
"İzci Töresi" İzci, sözünün eridir; şeref ve haysiyetini her şeyin üstünde tutar.Lei Escoteira O Escoteiro tem uma só palavra; sua honra vale mais que sua própria vida.
Ayrıca Mehmet Özgül Çevbir Haysiyet Kurulu’na başkanlık yapmaktadır.Vladimír Dlouhý bude znovu prezidentem Hospodářské komory.
Ellerinizle ve haysiyetinizle çalışmak zorundasınız.Anda harus bekerja dengan kedua tangan Anda Anda harus memiliki martabat para buruh.
Ellerinizle ve haysiyetinizle çalışmak zorundasınız.Bạn phải làm việc bằng tay. Bạn phải có phẩm chất lao động tốt.
Ellerinizle ve haysiyetinizle çalışmak zorundasınız.É preciso trabalhar com as mãos. É preciso ter uma dignidade de trabalho.
Ellerinizle ve haysiyetinizle çalışmak zorundasınız.Je moet werken met je handen. Je moet de waardigheid van arbeid inzien.
Ellerinizle ve haysiyetinizle çalışmak zorundasınız.Kétkezi munkásnak kell lenned. Tisztelned a munkát.
Ellerinizle ve haysiyetinizle çalışmak zorundasınız.직접 손으로 작업해야 합니다 노동의 존엄성을 가지고 있어야 하죠
Ellerinizle ve haysiyetinizle çalışmak zorundasınız.Man er nødt til at arbejde med sine hænder. Man er nødt til at kunne arbejde.
Ellerinizle ve haysiyetinizle çalışmak zorundasınız.Man muss bei der Arbeit anpacken. Man muss eine Würde der Arbeit haben.
Ellerinizle ve haysiyetinizle çalışmak zorundasınız.Musíte pracovat rukama. Musíte si vážit práce.
Ellerinizle ve haysiyetinizle çalışmak zorundasınız.Muszą ubrudzić sobie ręce. Mieć szacunek dla roboty.
Ellerinizle ve haysiyetinizle çalışmak zorundasınız.Si deve lavorare con le proprie mani. Si deve possedere una dignità del lavoro.
Ellerinizle ve haysiyetinizle çalışmak zorundasınız.Täytyy olla fyysisen työn tekijä. Täytyy arvostaa työntekoa.
Ellerinizle ve haysiyetinizle çalışmak zorundasınız.Trebuie să lucrezi cu mâinile. Trebuie să ai o demnitate a muncii.
Ellerinizle ve haysiyetinizle çalışmak zorundasınız.Tu dois vivre de tes mains. Tu dois avoir une certaine dignité relative au travail.
Ellerinizle ve haysiyetinizle çalışmak zorundasınız.Πρέπει να εργάζεσαι με τα χέρια σου. Πρέπει να έχεις την αξιοπρέπεια της εργασίας.
Ellerinizle ve haysiyetinizle çalışmak zorundasınız.Ви мусите працювати руками. Ви мусите поважати працю.
Ellerinizle ve haysiyetinizle çalışmak zorundasınız.Вы должны уметь работать своими руками. Вы должны уважать труд.
Ellerinizle ve haysiyetinizle çalışmak zorundasınız.Трябва да работиш с ръцете си. Трябва да имаш уважение към труда.
Ellerinizle ve haysiyetinizle çalışmak zorundasınız.אתה חייב לעבוד עם הידיים. אתה חייב לרכוש כבוד לעבודה.
Ellerinizle ve haysiyetinizle çalışmak zorundasınız.يجب عليك العمل بيديك يجب أن تمتلك كرامة العمل
Ellerinizle ve haysiyetinizle çalışmak zorundasınız.你必須用勞力做嘢 唔會因為勞動而羞恥
Ellerinizle ve haysiyetinizle çalışmak zorundasınız.労働に尊厳を持たねばなりません コミュニティに役立つ技能を持つことを示し
-- evet, ayaklardı, teşekkürler -- ama ilk olarak, haysiyetti.그렇죠. 그가 만든 의족들이었습니다. 정말 고맙습니다. 그렇지만 가장 먼저 인간의 존엄성 때문이었습니다.
-- evet, ayaklardı, teşekkürler -- ama ilk olarak, haysiyetti.Maar in de eerste plaats was het zijn waardigheid.
-- evet, ayaklardı, teşekkürler -- ama ilk olarak, haysiyetti.-- sì, le gambe, grazie tante -- ma il primo passo, era la sua dignità.
-- evet, ayaklardı, teşekkürler -- ama ilk olarak, haysiyetti.Да, в том числе и ноги, спасибо большое, но прежде всего... ...это было самоуважение.
-- evet, ayaklardı, teşekkürler -- ama ilk olarak, haysiyetti.כמובן שהיו רגלים, תודה רבה -- אך הגורם הראשון,
-- evet, ayaklardı, teşekkürler -- ama ilk olarak, haysiyetti.نعم، كان الرجلان، شكرا جزيلا لكم -- لكن كخطوة أولى، كانت الكرامة.
-- evet, ayaklardı, teşekkürler -- ama ilk olarak, haysiyetti.とにかく最初のうちはね 彼を大きくしたのは尊厳です 彼は仕事を得ることで
Haysiyet, daha uygun bir zamanı bekleyemez.A dignidade não pode esperar por melhores dias.
Haysiyet, daha uygun bir zamanı bekleyemez.A méltóság nem várhat jobb időkre.
Haysiyet, daha uygun bir zamanı bekleyemez.Demnitatea nu poate aștepta vremuri mai bune.
Haysiyet, daha uygun bir zamanı bekleyemez.Dôstojnosť nepočká na lepšie časy.
Haysiyet, daha uygun bir zamanı bekleyemez.Důstojnost nemůže čekat na lepší časy.
Haysiyet, daha uygun bir zamanı bekleyemez.Godność nie może czekać na lepsze czasy.
Haysiyet, daha uygun bir zamanı bekleyemez.인간 존엄성은 더 좋은 시기를 기다리지 않습니다.
Haysiyet, daha uygun bir zamanı bekleyemez.La dignidad no puede esperar tiempos mejores.
Haysiyet, daha uygun bir zamanı bekleyemez.La dignità non può aspettare che arrivino tempi migliori.
Haysiyet, daha uygun bir zamanı bekleyemez.La dignité ne peut pas attendre des jours meilleurs.
Haysiyet, daha uygun bir zamanı bekleyemez.Nhân phẩm không thể chờ đến thời điểm nào tốt hơn.
Haysiyet, daha uygun bir zamanı bekleyemez.Waardigheid kan niet wachten op betere tijden.

İlgili Sayfalar