Bilirsiniz, insanlar hayretle "Bunu yapacak vakti nereden buluyorsun?" gibi şeyler söylüyorlar.Oamenii se întreabă, ştiţi, "Cum de ai timp să faci asta?" Şi aşa mai departe.
Bilirsiniz, insanlar hayretle "Bunu yapacak vakti nereden buluyorsun?" gibi şeyler söylüyorlar.Si chiedevano:"Dove trovi il tempo per farlo?"
Bilirsiniz, insanlar hayretle "Bunu yapacak vakti nereden buluyorsun?" gibi şeyler söylüyorlar.Людям, вы знаете, интересно: "Как у меня на это хватает времени?"
Bilirsiniz, insanlar hayretle "Bunu yapacak vakti nereden buluyorsun?" gibi şeyler söylüyorlar.Хората се чудят, нали знаете, "Как намираш време за това?" И така нататък.
Bilirsiniz, insanlar hayretle "Bunu yapacak vakti nereden buluyorsun?" gibi şeyler söylüyorlar.אנשים תוהים, אתם יודעים, "איך יש לך זמן לעשות את זה?" וכו'.
Bilirsiniz, insanlar hayretle "Bunu yapacak vakti nereden buluyorsun?" gibi şeyler söylüyorlar.كما تعلمون , يتساءل الكثير " من أين لك الوقت للقيام بهذا؟" , و إلى ما هنالك
Bilirsiniz, insanlar hayretle "Bunu yapacak vakti nereden buluyorsun?" gibi şeyler söylüyorlar.このような状況でしたので 科学とアフリカの両方での行動を
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.Akár hallgatóként, vagy épp rajongóként hallgatom végig, mindig elképesztőnek találom.
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.Dintotdeauna -- doar ca ascultator, ca fan -- ascult si sunt efectiv uimit.
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.Eu sempre — apenas como ouvinte e fã — ouço aquilo e fico espantado. Eu penso:
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.Ich habe immer -- nur als Zuhörer, als Fan -- Ich höre das, und ich bin verblüfft.
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.Ik ben altijd - als luisteraar, als fan - uiterst verbaasd als ik hiernaar luister.
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.Io -- come ascoltatore, come appassionato -- l'ascolto, e rimango sbalordito.
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.J'ai toujours -- en tant que simple auditeur, en tant que fan -- j'écoute ça, et je suis stupéfait.
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.저는 언제나 그저 경청자로서, 그저 팬으로 있어왔습니다. 저는 그것을 들었고, 정말 깜짝 놀랐습니다.
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.Siempre que como oyente, como seguidor, escucho eso me quedo asombrado.
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.Vždy keď to - ako poslucháč, ako fanúšik - počujem, som ohromený.
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.Zawsze - jedynie jako słuchacz, jako fan - Słucham tego i jestem po prostu zdumiony.
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.Πάντα -- ως απλός ακροατής, ως θαυμαστής -- το ακούω, και μένω απλώς κατάπληκτος.
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.Винаги -- просто като слушател, както и като почитател -- слушам това и съм просто изумен.
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.Как слушатель и поклонник, я слушаю это и каждый раз поражаюсь.
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.ותמיד - כמאזין, כמעריץ - אני מאזין לזה ופשוט נדהם.
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.وانا دوما كمستمع وكمعجب .. استمع لهذا و اعجب تماما .. واصعق بهذا الابداع
Her zaman -- salt bir dinleyici, bir hayran olarak -- bunu dinliyorum ve hayretler içinde kalıyorum.これを聴くといつも感動します 何がこれを可能にしているのでしょう?
Iniş bir şey gördüm ve hayretler içinde durdu.A leszállás látott valamit, és megállt döbbenten.
Iniş bir şey gördüm ve hayretler içinde durdu.Aloitussivujen hän näki jotain ja pysähtyi hämmästyneenä.
Iniş bir şey gördüm ve hayretler içinde durdu.Auf dem Treppenabsatz sah er etwas und blieb erstaunt.
Iniş bir şey gördüm ve hayretler içinde durdu.En el rellano vio algo y se detuvo asombrado.
Iniş bir şey gördüm ve hayretler içinde durdu.Hạ cánh, ông nhìn thấy một cái gì đó và dừng lại ngạc nhiên.
Iniş bir şey gördüm ve hayretler içinde durdu.방문에 그는 뭔가를보고 놀랐다 중단되었습니다.
Iniş bir şey gördüm ve hayretler içinde durdu.Na podeście widział coś i zatrzymał się zdumiony.
Iniş bir şey gördüm ve hayretler içinde durdu.Na přistání viděl něco, co se zastavil a užasle.
Iniş bir şey gördüm ve hayretler içinde durdu.Na pristátie videl niečo, čo sa zastavil a užasnuto.
Iniş bir şey gördüm ve hayretler içinde durdu.No patamar que ele viu algo e parou atônito.
Iniş bir şey gördüm ve hayretler içinde durdu.Op de overloop zag hij iets en stopte verbaasd.
Iniş bir şey gördüm ve hayretler içinde durdu.Pada pendaratan ia melihat sesuatu dan berhenti heran.
Iniş bir şey gördüm ve hayretler içinde durdu.På landningen såg han något och stannade förvånad.
Iniş bir şey gördüm ve hayretler içinde durdu.Pe de aterizare a văzut ceva şi sa oprit uimit.
Iniş bir şey gördüm ve hayretler içinde durdu.Po pristanku je videl nekaj, in se ustavil osupel.
Iniş bir şey gördüm ve hayretler içinde durdu.Sul pianerottolo vide qualcosa e si fermò stupito.
Iniş bir şey gördüm ve hayretler içinde durdu.Sur le palier, il a vu quelque chose et arrêté étonné.
Iniş bir şey gördüm ve hayretler içinde durdu.Από την προσγείωση είδε κάτι και σταμάτησε έκπληκτος.
Iniş bir şey gördüm ve hayretler içinde durdu.На лестничной площадке он увидел что-то и остановился удивленный.
Iniş bir şey gördüm ve hayretler içinde durdu.На площадката е видял нещо и спря удивен.
Iniş bir şey gördüm ve hayretler içinde durdu.На сходовому майданчику він побачив щось і зупинився здивований.
Iniş bir şey gördüm ve hayretler içinde durdu.على الهبوط رأى شيئا ، وتوقفت عن الدهشة.
Iniş bir şey gördüm ve hayretler içinde durdu.彼自身の部屋のドアハンドルは血まみれだった。
Kral ona hayretle baktı.A király bámult rá csodálkozva.
Kral ona hayretle baktı.De koning keek hem met verbazing.
Kral ona hayretle baktı.Der König starrte ihn erstaunt an.
Kral ona hayretle baktı.El rey lo miró con asombro.
Kral ona hayretle baktı.Il re lo guardò con stupore.
Kral ona hayretle baktı.왕은 놀라서 그를 보았다.
Kral ona hayretle baktı.Kongen stirrede forundret på ham.
Kral ona hayretle baktı.Kráľ sa na neho v úžase.
Kral ona hayretle baktı.Král se na něj v úžasu.
Kral ona hayretle baktı.Król spojrzał na niego ze zdumieniem.
Kral ona hayretle baktı.Kungen stirrade på honom i häpnad.
Kral ona hayretle baktı.Kuningas tuijotti häntä hämmästyneenä.
Kral ona hayretle baktı.Le roi le regarda avec étonnement.