Ana içeriğe geç
Sözlük

hayretle ile cümle

hayretle kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bana hayretle baktı ve tek kelime bile etmeden gitti.She simply stared at me in amazement and went away without saying a word.
Tom hayretle Mary'ye baktı.Tom stared at Mary in astonishment.
Tom hayretle etrafına bakındı.Tom glanced around in astonishment.
Tom hayretler içinde kalmıştı.Tom was thunderstruck.
Hayretler içinde kalmıştım.My jaw dropped.
Onlar (hayretler içinde şöyle) dediler: "Ey Meryem!They said "O Maryam!
Bayırın tepesine çıktıklarında ise hayretler içinde kaldılar.When they reach the crest, they cascade down the far side.
Bu durum cepheyi ziyarete gelen heyetleri hayretler içinde bırakacaktır.In time he realizes that he will face the same fate as the preceding prospector.
Hayretle karşılıyorum.""Lütfiye Ercimen".
Ferit hayretler içinde kalır.The shit is in the fan.
Ona hayretle geniş Yorkshire konuştu.She spoke in broad Yorkshire in her amazement.
O, büyük bir hayretle şafak ışınlanmış oldu.He was irradiated by the dawn of a great amazement.
"Ve soruyorum: -" hayretler içinde olacaksınız, "Mr. Marvel dedi elini arkasında."And may I ask--" "You'll be astonished," said Mr. Marvel behind his hand.
Iniş bir şey gördüm ve hayretler içinde durdu.On the landing he saw something and stopped astonished.
O hayretle baktı.He stared at this in amazement.
Kral ona hayretle baktı.The King stared at him in amazement.
Onları hayretler içinde bırakacağımız anlamına geliyor.It means we'll wow them.
Ve size hayretle izleyeceğiniz bu hayvanın bir sonraki davranışını göstereceğim.And the next behavior I'll show you of this animal just stunned us the first time that we saw it.
Bilirsiniz, insanlar hayretle "Bunu yapacak vakti nereden buluyorsun?" gibi şeyler söylüyorlar.People wonder, you know, "How do you have time to do this?" And so on.
Ve ben bunu burada sizlere anlattığım için gerçekten hayretler içerisindeyim.And I am astounded that I'm standing here to tell you that.
Onlar (hayretler içinde şöyle) dediler: "Ey Meryem! doğrusu sen görülmemiş bir şey yaptın."They exclaimed: "O Mary, you have done a most astonishing thing!
"İtalyan'ın son derece yetenekli bir rakip olduğunu hayretle gördüm."To my amazement the Italian proved to be an extremely competent opponent.
Bayırın tepesine çıktıklarında ise hayretler içinde kaldılar.Würde sich ihr Vorkommen in mittleren Höhen (im Hügelland) tatsächlich überlappen, wären sie dort syntop.
Onlar (hayretler içinde şöyle) dediler: "Ey Meryem!Le Coran dit : Ô Marie !
Bayırın tepesine çıktıklarında ise hayretler içinde kaldılar.En passant au-dessus des pylônes, ils parviennent à atteindre les baraquements.
Bruce hayretler içinde kalır.Bruce continue de recevoir des énigmes.
Ferit hayretler içinde kalır.Dora vivra de folles aventures.
Onlar (hayretler içinde şöyle) dediler: "Ey Meryem!Alá dijo: "¡Jesús!
Bayırın tepesine çıktıklarında ise hayretler içinde kaldılar.Cuando se encontraban en el camino se preguntaban por ellos.
Hayretle karşılıyorum."«“Me siento bendecido”».
Onlar (hayretler içinde şöyle) dediler: "Ey Meryem!Они сказали: «О боги, родились масегуалы (заслуженные покаянием)».
Bayırın tepesine çıktıklarında ise hayretler içinde kaldılar.Оказавшись на троне, они тут же приросли к нему (по другой версии — их опутали змеи).
Kralla görüş ayrılığına sahip olmalarına rağmen kendisine çok bağlı kalmış, idamını hayretle karşılamıştır.Но не менее вероятно, что он опасался со стороны царя не поддающихся проверке клеветнических измышлений.
Burada hayretle Adam'ın bir ABD hükümet görevlisi olduğunu, asıl adının da Brian Cruikshank olduğunu öğrenir.يخبرها آدم أن اسمه الحقيقي يدعى بريان كروكشانك، وأنه المفوض الحكومي المسؤول عن استعادة الطوابع.
Onlar (hayretler içinde şöyle) dediler: "Ey Meryem!O Alcorão declara: "Ó Maria!
Yapılan gösteriyi izleyenler hayretler içinde kalırlar.De mensen die naar het optreden luisteren zijn laaiend enthousiast.
Bu durum cepheyi ziyarete gelen heyetleri hayretler içinde bırakacaktır.In dit verhaal maken de begijntjes hun debuut in de reeks.
Adı, şarkının sözlerinde geçen Hayretler içindeyim, tüm ev yolunda kızarıyorum. 'dan esinlenilmiştir.Jego głos słychać między innymi w takich piosenkach jak Biegnę, Wierzę w siebie.
Onlar (hayretler içinde şöyle) dediler: "Ey Meryem!Gud vil si (dvs på Dommens Dag): 'Åh Jesus, Marias sønn!
Onlar (hayretler içinde şöyle) dediler: "Ey Meryem!Kaumnya berkata: "Hai Maryam, sesungguhnya kamu telah melakukan sesuatu yang amat mungkar.
Bu durum cepheyi ziyarete gelen heyetleri hayretler içinde bırakacaktır.Mata hatinya yang mengarah ke alam gaib (alam di luar dunia) terbuka.
Bayırın tepesine çıktıklarında ise hayretler içinde kaldılar.また掴まっている時はBGMが追加された(パワーフラワーを取った時の音楽の編曲が流れる)。
Hayretle karşılıyorum."臣敢妄對』。
Ama kız kardeşi, kase hala dolu olduğunu hayretle hemen fark sadece biraz süt etrafında dökülen.Ale jeho sestra si všimla hned s úžasem, že mísa byla stále plná, jen s trochou mléka rozlité kolem.
Ama kız kardeşi, kase hala dolu olduğunu hayretle hemen fark sadece biraz süt etrafında dökülen.Ale jeho sestra si všimla hneď s úžasom, že misa bola stále plná, len s trochou mlieka rozliatej okolo.
Ama kız kardeşi, kase hala dolu olduğunu hayretle hemen fark sadece biraz süt etrafında dökülen.De a húga észrevette, azonnal csodálkozva, hogy az edény még mindig tele, csak egy kis tej ömlött körül.
Ama kız kardeşi, kase hala dolu olduğunu hayretle hemen fark sadece biraz süt etrafında dökülen.그러나 그의 여동생은 그릇이 아직 완전한 것을 놀라서 같이 바로 발견 조금 밖에 우유와 함께 주변 흘렸어.
Ama kız kardeşi, kase hala dolu olduğunu hayretle hemen fark sadece biraz süt etrafında dökülen.Maar zijn zus merkte meteen met verbazing dat de kom nog vol was, met slechts een beetje melk gemorst omheen.
Ama kız kardeşi, kase hala dolu olduğunu hayretle hemen fark sadece biraz süt etrafında dökülen.Но сестра му забелязали веднага с учудване, че купата е все още пълен, само с малко мляко разлята около него.
Ama kız kardeşi, kase hala dolu olduğunu hayretle hemen fark sadece biraz süt etrafında dökülen.אבל אחותו הבחין מיד בתדהמה כי הקערה היתה עדיין מלאה, עם רק מעט חלב שנשפך סביבו.
Ama kız kardeşi, kase hala dolu olduğunu hayretle hemen fark sadece biraz süt etrafında dökülen.ولكن لاحظت على الفور أخته باستغراب ان كان لا يزال وعاء كاملة ، امتد فقط مع القليل من الحليب من حوله.
Ama kız kardeşi, kase hala dolu olduğunu hayretle hemen fark sadece biraz süt etrafında dökülen.のみで少し牛乳はその周りにこぼれた。 彼女ははないが彼女の素手ではなくウエスで、すぐにそれを拾い、
Bilirsiniz, insanlar hayretle "Bunu yapacak vakti nereden buluyorsun?" gibi şeyler söylüyorlar.Die Leute fragen sich z.Bsp.: "Wie kannst du Zeit dafür haben?"
Bilirsiniz, insanlar hayretle "Bunu yapacak vakti nereden buluyorsun?" gibi şeyler söylüyorlar.Folk undrer sig, I ved, "Hvordan har du tid til at gøre det?" Og så videre.
Bilirsiniz, insanlar hayretle "Bunu yapacak vakti nereden buluyorsun?" gibi şeyler söylüyorlar."Honnan van neked erre időd?"
Bilirsiniz, insanlar hayretle "Bunu yapacak vakti nereden buluyorsun?" gibi şeyler söylüyorlar.사람들은 늘 그렇듯이 '그럴 시간이 어떻게 있지요?' 등을 물으면서 궁금해 합니다.
Bilirsiniz, insanlar hayretle "Bunu yapacak vakti nereden buluyorsun?" gibi şeyler söylüyorlar.La gente se pregunta: "¿Cómo tienes tiempo para hacer esto?" y los comentarios siguen.
Bilirsiniz, insanlar hayretle "Bunu yapacak vakti nereden buluyorsun?" gibi şeyler söylüyorlar.Les gens me demandent, "Où trouves-tu le temps pour faire tout ça?" et ainsi de suite.
Bilirsiniz, insanlar hayretle "Bunu yapacak vakti nereden buluyorsun?" gibi şeyler söylüyorlar.Ludzie się dziwią, wiecie, "Jak ty na to znajdujesz czas?" I tak dalej.
Bilirsiniz, insanlar hayretle "Bunu yapacak vakti nereden buluyorsun?" gibi şeyler söylüyorlar.Mensen vragen zich af: "Waar vind je de tijd om dat te doen?" en zo.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod