O, büyük bir hayretle şafak ışınlanmış oldu.Volt besugárzott hajnalán egy nagy csodálkozva.
O, büyük bir hayretle şafak ışınlanmış oldu."YERどこにありますか?"ミスタートーマスマーベルは、彼の肩と四つんばいになって来にわたって述べています。
O, büyük bir hayretle şafak ışınlanmış oldu.Ήταν ακτινοβολημένων με την αυγή του μια μεγάλη έκπληξη.
O, büyük bir hayretle şafak ışınlanmış oldu.Він був опроміненні зорі великим подивом.
O, büyük bir hayretle şafak ışınlanmış oldu.Он был облучении заре большим изумлением.
O, büyük bir hayretle şafak ışınlanmış oldu.Той е бил облъчен от зората на голямо учудване.
O, büyük bir hayretle şafak ışınlanmış oldu.كان عليه من قبل المشع فجر دهشة كبيرة.
Öğretmenler öğrenciler kadar çeşitliydi. Ve hayret verici şey şu ki gönüllüler ortaya çıkıyordu.Učitelé jsou tak rozdílní, jako studentský kolektiv, a úžasná věc je, že se objevují dobrovolníci.
O hayretle baktı.Bámult ezt csodálkozva.
O hayretle baktı.Dia menatap dengan takjub ini.
O hayretle baktı.Díval sa na to v úžase.
O hayretle baktı.Díval se na to v úžasu.
O hayretle baktı.Ele olhou para isso com espanto.
O hayretle baktı.Er starrte auf das in Staunen.
O hayretle baktı.Fissò questo stupore.
O hayretle baktı.Han stirrade på det i häpnad.
O hayretle baktı.Hän tuijotti tätä hämmästyneenä.
O hayretle baktı.Hij staarde dit met verbazing.
O hayretle baktı.Il regarda avec étonnement ce.
O hayretle baktı.그는 놀라서 이것 보았다.
O hayretle baktı.Miró con asombro a este.
O hayretle baktı.Ông nhìn chằm chằm vào điều này trong sự ngạc nhiên.
O hayretle baktı.Patrzył na to w osłupieniu.
O hayretle baktı.Se uită la acest lucru în uimire.
O hayretle baktı.Strmel je v tem začudeno.
O hayretle baktı.Κοίταξε αυτό με απορία.
O hayretle baktı.Він дивився на це з подивом.
O hayretle baktı.Он смотрел на это с удивлением.
O hayretle baktı.Той се взираше в изумление.
O hayretle baktı.يحدق في هذا في ذهول.
O hayretle baktı.それは空の包帯、適切に結ば包帯が、かなり空でした。
Ona hayretle geniş Yorkshire konuştu.Bà nói ở Yorkshire rộng trong sự kinh ngạc của cô.
Ona hayretle geniş Yorkshire konuştu.Dia berbicara di Yorkshire luas dalam takjub.
Ona hayretle geniş Yorkshire konuştu.Ea a intervenit în larg Yorkshire în uimire ei.
Ona hayretle geniş Yorkshire konuştu.Ela falou em Yorkshire amplo em seu espanto.
Ona hayretle geniş Yorkshire konuştu.Elle parlait en large dans son Yorkshire étonnement.
Ona hayretle geniş Yorkshire konuştu.Govorila je v širšem Yorkshire v svojem začudenjem.
Ona hayretle geniş Yorkshire konuştu.Hablaba con una amplia Yorkshire en su asombro.
Ona hayretle geniş Yorkshire konuştu.Hän puhui laajasti Yorkshire hänen ihmetellen.
Ona hayretle geniş Yorkshire konuştu.Hon talade i bred Yorkshire i hennes häpnad.
Ona hayretle geniş Yorkshire konuştu.Hovorila v širokom Yorkshire v svojmu úžasu.
Ona hayretle geniş Yorkshire konuştu.Hun talte i brede Yorkshire i hendes forbløffelse.
Ona hayretle geniş Yorkshire konuştu.그녀는 놀라서 광범위한 요크셔에서 말했다.
Ona hayretle geniş Yorkshire konuştu.Mluvila v širokém Yorkshire v svému úžasu.
Ona hayretle geniş Yorkshire konuştu.Mówiła w szerokim Yorkshire w zdumienia.
Ona hayretle geniş Yorkshire konuştu.Ő beszélt a széles Yorkshire-ben ő csodálkozva.
Ona hayretle geniş Yorkshire konuştu.Parlava in largo dello Yorkshire nel suo stupore.
Ona hayretle geniş Yorkshire konuştu.Sie sprach in breiten Yorkshire in ihrer Verwunderung.
Ona hayretle geniş Yorkshire konuştu.Ze sprak in brede Yorkshire in haar verbazing.
Ona hayretle geniş Yorkshire konuştu.Μίλησε σε ευρεία Yorkshire με απορία της.
Ona hayretle geniş Yorkshire konuştu.Вона говорила в широкому Йоркшир в її подив.
Ona hayretle geniş Yorkshire konuştu.Она говорила в широком Йоркшир в ее изумление.
Ona hayretle geniş Yorkshire konuştu.Тя говори в по-широк Йоркшир в изумление си.
Ona hayretle geniş Yorkshire konuştu.היא דיברה ביורקשייר רחב בתדהמה שלה.
Ona hayretle geniş Yorkshire konuştu.تحدثت في يوركشاير واسعة لها في ذهول.
Ona hayretle geniş Yorkshire konuştu."カンナ"THA"ドレスthysen!"と彼女は言った。
Onları hayretler içinde bırakacağımız anlamına geliyor.Azt jelenti: elkápráztatni.
Onları hayretler içinde bırakacağımız anlamına geliyor.Dass wir sie verblüffen.
Onları hayretler içinde bırakacağımız anlamına geliyor.Het betekent dat ze 'wow' zullen zeggen.
Onları hayretler içinde bırakacağımız anlamına geliyor.Înseamnă că nu-şi vor crede ochilor.