En azından birkaç kişinin hayret nidasını duymayı umuyordum,קיויתי לשמוע לפחות כמה אנחות.
En azından birkaç kişinin hayret nidasını duymayı umuyordum,كنت آمل أن أسمع بعض الشهقات على الأقل.
En azından birkaç kişinin hayret nidasını duymayı umuyordum,これは少し心配になりますね
Eric Whitacre: Hayrete düşmüştüm.Byłem oszołomiony
Eric Whitacre: Hayrete düşmüştüm.Eric Whitacre: tôi hoàn toàn sững sờ.
Eric Whitacre: Hayrete düşmüştüm.Eric Whitacre: yo estaba estupefacto.
Eric Whitacre: Hayrete düşmüştüm.에릭 휘테커: 저는 깜짝 놀랐습니다.
Eric Whitacre: Hayrete düşmüştüm.Rimasi senza parole.
Eric Whitacre: Hayrete düşmüştüm.Žasl jsem.
Eric Whitacre: Hayrete düşmüştüm.וויטקר: הייתי המום.
Eric Whitacre: Hayrete düşmüştüm.اريك ويتيكير:كنت كمن ضربه البرق
Eric Whitacre: Hayrete düşmüştüm.ブリトリンは あまりに無垢で愛らしく
Geçen yıl karşıma çıkan yeniliklerin kalitesi ve heyecanı karşısında hayrete düşmüştüm.작년 한해 동안, 제 책상위를 오간 혁신들의 질과 그것이 주는 흥분에 굉장히 놀라웠습니다.
Geçen yıl karşıma çıkan yeniliklerin kalitesi ve heyecanı karşısında hayrete düşmüştüm.Le voltam nyűgözve az újítások minősége és izgalma láttán, amik az elmúlt években kerültek elém.
Geçen yıl karşıma çıkan yeniliklerin kalitesi ve heyecanı karşısında hayrete düşmüştüm.Ultimul an sunt uluit de calitatea de necrezut și entuziasmul inovațiilor ce-au ajuns pe masa mea.
Geçen yıl karşıma çıkan yeniliklerin kalitesi ve heyecanı karşısında hayrete düşmüştüm.Бях изумен през последната година от невероятното качество и вълнение от иновациите, преминали през бюрото ми.
Geçen yıl karşıma çıkan yeniliklerin kalitesi ve heyecanı karşısında hayrete düşmüştüm.Я был поражен в прошлом году невероятным качеством и импульсом инноваций, которые прошли через мои руки.
Geçen yıl karşıma çıkan yeniliklerin kalitesi ve heyecanı karşısında hayrete düşmüştüm.הופתעתי בשנה האחרונה מהאיכות המדהימה ומההתרגשות שעוררו כמה מהחידושים שהגיעו אל שולחני.
Geçen yıl karşıma çıkan yeniliklerin kalitesi ve heyecanı karşısında hayrete düşmüştüm.طوال العام الماضي كنت معجبا جدا من مدي دقة و إثارة التطويرات و الأفكار الجديدة التي جاءت لمكتبي .
Geçen yıl karşıma çıkan yeniliklerin kalitesi ve heyecanı karşısında hayrete düşmüştüm.質が高く、わくわくさせてくれるイノベーションの数々が、私の机にやってきた 圧倒されてしまうときもあったが、GoogleやWikipediaのおかげで
Gerçek televizyonda görünen şeyin ne kadar gerçek olduğuna zorla inanmak hayret vericiydi.Betapa mengagumkan bahwa jauh lebih mengerikan yang terlihat di kenyataan daripada di TV.
Gerçek televizyonda görünen şeyin ne kadar gerçek olduğuna zorla inanmak hayret vericiydi.E' stupefacente quanto fosse più difficile crederci nella vita reale che nella TV.
Gerçek televizyonda görünen şeyin ne kadar gerçek olduğuna zorla inanmak hayret vericiydi.Și a fost uimitor cu cât mai greu era de crezut în realitate față de ceea ce era la televizor.
Gerçek televizyonda görünen şeyin ne kadar gerçek olduğuna zorla inanmak hayret vericiydi.To niesamowite, jak o wiele trudniej uwierzyć było w rzeczywistość, niż w to co pokazywano w telewizji.
Gerçek televizyonda görünen şeyin ne kadar gerçek olduğuna zorla inanmak hayret vericiydi.정말로 참혹한 광경이었어요. TV가 아닌 실제로 일어난다는 것이 믿기 어려웠습니다.
Gerçek televizyonda görünen şeyin ne kadar gerçek olduğuna zorla inanmak hayret vericiydi.Und es war erstaunlich, wie viel schwieriger es war, in der Realität daran zu glauben, als im TV.
Gerçek televizyonda görünen şeyin ne kadar gerçek olduğuna zorla inanmak hayret vericiydi.Y era impresionante cuanto mas duro era el creerlo en la vida real que en la Televisión.
Gerçek televizyonda görünen şeyin ne kadar gerçek olduğuna zorla inanmak hayret vericiydi.Беше изумително колко по-трудно беше да се повярва в реалния живот, отколкото по телевизията.
Gerçek televizyonda görünen şeyin ne kadar gerçek olduğuna zorla inanmak hayret vericiydi.Поразительно, насколько тяжелее оказалось видеть все в живую, а не по телевизору.
Gerçek televizyonda görünen şeyin ne kadar gerçek olduğuna zorla inanmak hayret vericiydi.וקשה לתאר עד כמה שזה היה קשה להאמין לחיים האמיתיים יותר מאשר לטלוויזיה.
Gerçek televizyonda görünen şeyin ne kadar gerçek olduğuna zorla inanmak hayret vericiydi.من المذهل أن رؤية الأمر أكثر صعوبة على أرض الواقع من التلفاز
Gerçekten de hayret verici bir durumdu.C'était vraiment ahurissant.
Gerçekten de hayret verici bir durumdu.Điều đó thật đáng kinh ngạc.
Gerçekten de hayret verici bir durumdu.Era de-a dreptul uimitor.
Gerçekten de hayret verici bir durumdu.Era piuttosto sbalorditivo.
Gerçekten de hayret verici bir durumdu.Era realmente bastante asombroso.
Gerçekten de hayret verici bir durumdu.Es war wirklich ziemlich erstaunlich.
Gerçekten de hayret verici bir durumdu.Het was eigenlijk heel verbazingwekkend.
Gerçekten de hayret verici bir durumdu.Itu cukup luar biasa.
Gerçekten de hayret verici bir durumdu.꽤나 놀랄만 했습니다.
Gerçekten de hayret verici bir durumdu.Vše bylo opravdu podivné.
Gerçekten de hayret verici bir durumdu.Wszystko było takie zaskakujące.
Gerçekten de hayret verici bir durumdu.Беше наистина доста учудващо.
Gerçekten de hayret verici bir durumdu.Это было действительно весьма необычно.
Gerçekten de hayret verici bir durumdu.אנשים חשבו שהשתגעתי. זה באמת היה מדהים.
Gerçekten de hayret verici bir durumdu.كان أمرا مدهشا حقا.
Gerçekten de hayret verici bir durumdu.私は次第に、自分たちが住んでいる
Gerçekten, hayrete düşürücü; hiç kimsede bu kadar olamaz.Dat is verbluffend. Dat zie je nooit.
Gerçekten, hayrete düşürücü; hiç kimsede bu kadar olamaz.Det er helt utroligt; Ingen havde det.
Gerçekten, hayrete düşürücü; hiç kimsede bu kadar olamaz.E incredibil, nimeni nu reacționează așa.
Gerçekten, hayrete düşürücü; hiç kimsede bu kadar olamaz.Es war erstaunlich; das hatte niemand.
Gerçekten, hayrete düşürücü; hiç kimsede bu kadar olamaz.Ini luar biasa, tidak ada orang lain yang seperti ini.
Gerçekten, hayrete düşürücü; hiç kimsede bu kadar olamaz.Je veux dire, étonnant ; personne n'a cela.
Gerçekten, hayrete düşürücü; hiç kimsede bu kadar olamaz.제가 의미하는것은, 놀라운거지요; 그 어느 누구도 이렇게 많은 증가를 하지는 않았거든요
Gerçekten, hayrete düşürücü; hiç kimsede bu kadar olamaz.Ohromné, nikto taký nemal.
Gerçekten, hayrete düşürücü; hiç kimsede bu kadar olamaz.Quer dizer, espantoso; ninguém tinha tanto.
Gerçekten, hayrete düşürücü; hiç kimsede bu kadar olamaz.Sorprendente; nadie tenía tanto.
Gerçekten, hayrete düşürücü; hiç kimsede bu kadar olamaz.Tämä oli hämmästyttävää; kenelläkään ei ole vastaavaa.
Gerçekten, hayrete düşürücü; hiç kimsede bu kadar olamaz.To je ohromné; to nemá nikdo.
Gerçekten, hayrete düşürücü; hiç kimsede bu kadar olamaz.To po prostu zdumiewające. Nikt inny tego nie miał.