hayranlık ile cümle
hayranlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bunlar da arabaya hayranlık duyan prangalı mahkumlar.This is a chain gang of guys admiring the car.
Olanları gören vali, Rable ilgili öğretiyi hayranlıkla karşıladı ve iman etti.Then the deputy, when he saw what was done, believed, being astonished at the doctrine of the Lord.
Sen hayranlık duyarken onlar alay ediyorlar.Yet while you are filled with wonder, they just scoff;
Facebook'ta gördüğüm herkes saygı ve hayranlık içinde.And everyone who I've seen on Facebook are in awe of it.
Vrelo Mağarası hayranlık uyandırıyor. [Darko Andonovski/SETimes]Vrelo Cave is awe-inspiring. [Darko Andonovski/SETimes]
Agresif bir stile sahip, bisiklete binmeyi bir hayranlık haline getiren iyi bir dağcıydı.He was a good climber, with an aggressive style, making cycling a spectacle, which gained him fans.
Kısa süre sonra, özellikle Hırvat gençleri arasında büyük bir hayranlık yarattı.He soon created a huge following, especially among Croatian youth.
Kõiv, edebiyata karşı her zaman bir hayranlık ve sevgi beslemiştir.Kõiv always entertained a fascination with and love for literature.
Hatta İslam'ın bazı azizlerine, özellikle de el-Hallac'a büyük hayranlık duymuştur.He even showed great admiration for some of Islam's saints, especially for al-Hallaj.
Bununla birlikte, bazıları bunu hayranlık duydu.Trotzdem wurden sie zu Recht bewundert.
Tanıştığı her kadın ona hayranlık duyar.Alle, die ihn so sahen, bewunderten ihn.
Bununla birlikte, bazıları bunu hayranlık duydu.La plupart d'entre nous l'admirons pour ça.
Yine de bu oyunlar seyircilerde hayranlık ve heyecan yaratmıştır.Elles provoquent des bouleversements et des émotions aux spectateurs.
Açıklamaya göre Kirk'ün büyükbabası Samuel Roma İmparatoru Tiberius'a hayranlık duymaktaymış.Se cuenta que el abuelo de Kirk, Samuel, era un entusiasta del emperador romano Tiberio.
Röneseans Avrupa'sı 16. yüzyılda, Japonya'ya eriştiğinde bu ülkeye hayranlık duymaya başladı.Los renacentistas europeos estaban bastante admirados de Japón, cuando llegaron al país en el siglo XVI.
Bu iyileşmeyi adanın bir mucizesi olarak görür ve adaya büyük hayranlık duyar.La primera temporada fue una auténtica locura, que bien recuerdan en las Islas.
Tanıştığı her kadın ona hayranlık duyar.Todo el mundo con el que se encuentra, se niega a comunicarse con ella.
"Önce hayranlık sonra düşmanlık besliyorlar".Bueno, antes que nada, debemos detener el odio contra ellos".
Tayt giyen bir adama her zaman hayranlık duymuşumdur.Me encantaba vivir siempre pendiente de un hilo.
Leonardo'ya büyük hayranlık duyan kral, sık sık ziyarete gelir ve sohbet ederdi.El rey favoreció fuertemente a Hugo y Leonor, visitándolos a menudo y haciéndoles numerosos regalos.
Ludwig van Beethoven onun dehasına büyük ve içten bir hayranlık beslemiştir.Ludwig van Beethoven ammirò e stimò profondamente il suo genio.
Rostand'a zengin, romantik hayal gücü, Schiller'e de büyük, kahramansı etkisi yüzünden hayranlık besledi.Ammirava Rostand per la sua ricca immaginazione romantica e Schiller per la sua portata grandiosa ed eroica.
Kitap, büyük bir ilgi ve hayranlık topladı.L'ammirativo esprime ammirazione o sorpresa.
Fakat, sonradan ona büyük hayranlık duymaya başlar, hatta aşık olur.Хотя позже начинает заботится о ней и даже влюбляется.
Tayt giyen bir adama her zaman hayranlık duymuşumdur.Я всегда любил приключенческие боевики.
Leonardo'ya büyük hayranlık duyan kral, sık sık ziyarete gelir ve sohbet ederdi.Наш дорогой владыка очень часто приезжал и у нас служил.
Kendi yüzünü görünce önce şaşkınlığa düşer, sonra kendini hayranlıkla seyre dalar ve kendisine âşık olur.Она изумлена его красотой, и влюбляется с первого взгляда.
Sherlock Holmes'un takdir ettiği ve hayranlık duyduğu tek kadın Irene Adler'dir.المرأة الوحيدة التي أبدى هولمز اهتماماً يمكن أن يفهم على أنه مولعا ًبها هي آيرين أدلر.
Bununla birlikte, bazıları bunu hayranlık duydu.Mas alguns se interessaram por ela.
Kendi yüzünü görünce önce şaşkınlığa düşer, sonra kendini hayranlıkla seyre dalar ve kendisine âşık olur.Mesmo sem vê-lo, ouviu suas palavras e apaixonou-se.
Ancak Emre her zaman Fenerbahçe'ye hayranlık duyduğunu belirtti.A transferência foi muito comentada, pois ele era considerado um símbolo do Fenerbahçe.
O dönemde büyük hayranlık beslediği Diane Keaton’un bir resmini gördükten sonra yeni soyadını buldu; Keaton.Rond deze tijd veranderde hij zijn achternaam in Keaton, na een artikel te hebben gelezen over Diane Keaton.
Bununla birlikte, bazıları bunu hayranlık duydu.Enkele zijn nog steeds te bewonderen.
Tanıştığı her kadın ona hayranlık duyar.Hij kreeg grote waardering van allen die hem gekend hadden.
Manfred von Richthofen'ne ise çok büyük bir hayranlık duyduğunu belirtmiştir.Ook Manfred von Richthofen maakte er deel van uit.
Tayt giyen bir adama her zaman hayranlık duymuşumdur.Ik vond 't altijd een vervelende man.
Belgin Hanım'a hayranlık duymaktadır ve ona âşıktır.Ze ziet de mooie koning en is op slag verliefd.
Evdeki herkes de onu şarkı söylerken hayranlıkla izlerdi.Robimy przysługę tej kobiecie, pozwalając jej śpiewać u nas!
Ludwig van Beethoven onun dehasına büyük ve içten bir hayranlık beslemiştir.Ludwig van Beethoven skrev för honom en hornsonat.
Fakat, sonradan ona büyük hayranlık duymaya başlar, hatta aşık olur.Хоча пізніше починає піклуватися про неї і навіть закохується.
Giderek Nahit'in Hatice'ye duyduğu hayranlık, aşka dönüşür.Кохання Сванна до Одетти стає синонімом нещасливої любові.
Fakat, sonradan ona büyük hayranlık duymaya başlar, hatta aşık olur.Postupně ale zjistí, že láska existuje a dokonce se i zamiluje.
Önceki nesiller başarılı insanlara hayranlıkla baktı ve başarılarını takdir etti.Místní obyvatelé velmi respektovali svůj předchůdce a ocenili jeho výkon.
Tanıştığı her kadın ona hayranlık duyar.Ea are o listă cu persoanele pe care le urăște.
Tanıştığı her kadın ona hayranlık duyar.Mindenki csodálta, aki ismerte őket.
Tanıştığı her kadın ona hayranlık duyar.Kaikki, jotka tunsivat hänet, pitivät hänestä.
Kitap, büyük bir ilgi ve hayranlık topladı.Kirja sai osakseen sekä ankaraa paheksuntaa että ihailua.
Kitap, büyük bir ilgi ve hayranlık topladı.Boken vakte stor oppsikt og anerkjennelse.
Bununla birlikte, bazıları bunu hayranlık duydu.Meskipun demikian sebagian juga menyukai perpaduan ini.
Yine de bu oyunlar seyircilerde hayranlık ve heyecan yaratmıştır.Akan tetapi, olahraga ini membangkitkan semangat penonton.
Tanıştığı her kadın ona hayranlık duyar.Những người xung quanh đều rất khâm phục cô bé họ Mã.
Evdeki herkes de onu şarkı söylerken hayranlıkla izlerdi.Lúc đó, mọi người ở bữa tiệc đang ca hát vui vẻ.
Mars, Zander'e özel bir hayranlık uyandırdı, ve "Hedefimiz Mars!"火星は特に彼の興味を引き、「火星へ!」("Forward to Mars!
Kendi yüzünü görünce önce şaşkınlığa düşer, sonra kendini hayranlıkla seyre dalar ve kendisine âşık olur.視線に気づくと…さらに誘惑し痴女る!
Sadece eserlerine yönelik değil, aynı zamanda örnek alınacak yaşantısına yönelik de bir hayranlık oluşmuştur.彼が成し遂げたことだけではなく、彼のやり方もまた敬服される対象であった。
Bununla birlikte, bazıları bunu hayranlık duydu.しかしながら、幾人かはそれを疑っている。
Tayt giyen bir adama her zaman hayranlık duymuşumdur.我總是向我所深識的朋友這樣讚佩他。
Bununla birlikte, bazıları bunu hayranlık duydu.(虽然也有些人确实是这么认为。
"Önce hayranlık sonra düşmanlık besliyorlar".首尾击之,敌尽矣”。
Evdeki herkes de onu şarkı söylerken hayranlıkla izlerdi.אשר הצופים היו שרים אותו בהערצה.