hayranlık ile cümle
hayranlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Ona hayranlık duyardım ama artık duymuyorum.I used to look up to him, but not anymore.
Babana hayranlık beslerdin.You used to look up to your father.
Biz ona hayranlık duyarız.We look up to him.
Köydeki herkes ona hayranlık besler.Everybody in the village looks up to him.
Ben onun yeteneği için hayranlık hissediyorum.I feel admiration for his talent.
Onların lideri olarak hayranlık duyuluyordu.He was looked up to as their leader.
Kim saygı ve hayranlık hissi duymadan cesur insanların kahramanca eylemlerini okuyabilir?Who can read the heroic deeds of brave men without a feeling of respect and admiration?
Onlar kendilerine hayranlık duyuyorlardı.They were admiring themselves.
Size hayranlık duyuyoruz.We think the world of you.
Çocuklar genellikle büyük atletlere hayranlık duyarlar.Children usually look up to great athletes.
Ne tür bir insan soykırıma hayranlık duyar ve ona bir kahraman der?Sometimes we lie so that we don't hurt the feelings of others.
Ben Frida Kahlo'nun hayatına ve çalışmalarına derinden hayranlık duyuyorum.I deeply admire Frida Kahlo's life and work.
O evrensel hayranlıkla ilgili bir nesne oldu.She became an object of universal admiration.
O bana büyük bir hayranlıkla bakıyor.He looks to me with much admiration.
Mary hayranlık içinde izledi.Mary watched in fascination.
Kral hariç kimse krala hayranlık duymuyor.Nobody except the king admires the king.
Tom hayranlıkla izledi.Tom watched admiringly.
Tom ve Mary gün batımına hayranlık duyarak kıyı boyunca yürüdüler.Tom and Mary walked along the shoreline, admiring the sunset.
Tom hayranlıkla gülümsedi.Tom smiled admiringly.
Taparcasına hayranlık duymak tehlikeli bir şey.Hero worship is a dangerous thing.
Sana her zaman hayranlık duydum.I've always admired you a lot.
Ben onlara hep hayranlık duydum.I've always admired them.
Ben ona hep hayranlık besledim.I've always admired him.
Ben ona her zaman hayranlık duydum.I've always admired her.
Kim ona hayranlık duymaz ki?Who doesn't admire him?
Ben ona hayranlık duyuyorum.I admire her.
Ben Tom'a çok fazla hayranlık duyarım.I admire Tom very much.
Tom hayranlık uyandıran bir iş yaptı.Tom has done an admirable job.
Tom sana hayranlık besliyor.Tom looks up to you.
Hayranlık karşılıklı.The admiration is mutual.
Leyla bir süredir Sami'ye hayranlık duyuyor.Layla has been admiring Sami for a while.
İş ahlakın hayranlık uyandırıcı.You work ethic is admirable.
"Önce hayranlık sonra düşmanlık besliyorlar"."Önce hayranlık sonra düşmanlık besliyorlar".
Mars, Zander'e özel bir hayranlık uyandırdı, ve "Hedefimiz Mars!"Mars held a special fascination to Zander, and "Forward to Mars!"
Tanıştığı her kadın ona hayranlık duyar.Every woman he encounters reminds him of her.
Bununla birlikte, bazıları bunu hayranlık duydu.Some find this surprising.
Aslı Sütçüoğlu'na duyduğu hayranlık.She truly seems thankful for what the shipyard has given her.
Kitap, büyük bir ilgi ve hayranlık topladı.The game attracted considerable interest and curiosity.
Ve buna örnek olarak hayranlık uyandırıcı bir organ olan insan gözünü verebiliriz.And the example that tends to be given is the human eye, which truly is an awe-inspiring device.
Aynı zamanda hayranlıkla karışık bir saygı da duyuyorum.I'm also slightly in awe of them.
"Bu güzel dışarı gerekçeli," Ben yapmacıksız hayranlık bağırdı."You reasoned it out beautifully," I exclaimed in unfeigned admiration.
(Hayranlık nidaları)(Gasps)
Kariyerine büyük bir hayranlık duyuyorum.His career I admire a lot.
Gümbürdüyor ve fotoğrafçıları bile hayranlık dolu bir saygı içinde bırakıyorlar.They rumble the belly and leave even photographers in awe, watching the spectacle.
Eğer zaten öleceksek... ...ölümümü hayranlık verici şekilde gerçekleştir.If we're to die anyway, make it an ecstatic death for me.
Çok şey ... "O şaşkın hayranlık ile bana baktı.The very thing ..." He looked at me with puzzled admiration.
Hayranlık ve taktir sizi mahcup edecekAdoration and admiration will overwhelm you.
Zaten babamın karakalem çizimlerine büyük hayranlık duyuyordum.I really admired my dad's pencil drawings...
Merak hissediyorum, ve hayranlık duyuyorum ama bazen de ümitsiz hissediyorum.I feel curiosity, and I feel wonder, but at times I have also felt despair.
Yaptıkları şey hayranlık uyandırıcıydı.What they did was amazing.
Birçok genç kız bana hayranlık besliyor.A lot of young girls look up to me.
Sanırım bu resmi yaparken Lane de manzaraya hayranlıkla bakıyormuş.--and I think that we have that here with Lane
Soldakinde sevgi ve hayranlık görmediğimi düşünüyorum.(Kahkaha)And I'm thinking I'm not seeing love and admiration on the left. (Laughter)
Hadi üstel fonksiyonlara hayranlık uyandıracak bir kaç kelime problemi çözelim.let's do some word problems that just give us an appreciation for exponential functions.
Hayranlık uyandırıcı.Pretty amazing.
Toplumda itibar ve hayranlık.Social respect and admiration.
15. yy'da yaşamış bu ressama hep hayranlık duydum.And I've always been very fond of this painter who lived and worked in the 15th century.
Büyük camgözler, hayranlık uyandıran canlılar.Basking sharks are awesome creatures.
Böylece hayranlıktan, şehvete, endişelere, pişmanlığa kadar bir çok şeyi ifade edebilirler.So they can express everything from admiration and lust to anxiety and angst.
"Küçük bir kız olarak, kilisedeki güzel şapkalı kadınlara hayranlık duyardım."As a little girl, I'd admire women at church with beautiful hats.