Bu hayranı olduğum nihai sanata benzemese de gerçekten harika hissettim.És bár ez nem az általam imádott művészet volt, mégis nagyon jó érzés volt.
Bu hayranı olduğum nihai sanata benzemese de gerçekten harika hissettim.Et même si ce n'était pas le type de dessin qui me passionnait vraiment, c'était très bien quand même.
Bu hayranı olduğum nihai sanata benzemese de gerçekten harika hissettim.Fazia estes rabiscos todos. Apesar de não ser o tipo de arte que me apaixonava, soube-me bem.
Bu hayranı olduğum nihai sanata benzemese de gerçekten harika hissettim.원래부터 열정을 품은 분야는 아니었지만 그래도 기분이 좋았어요.
Bu hayranı olduğum nihai sanata benzemese de gerçekten harika hissettim.Obwohl mir diese Art von Kunst nicht am Herzen lag, tat es sehr gut.
Bu hayranı olduğum nihai sanata benzemese de gerçekten harika hissettim.Og selvom det ikke var den slags kunst jeg i sidste ende brændte for at lave, føltes det fedt.
Bu hayranı olduğum nihai sanata benzemese de gerçekten harika hissettim.Si bien no era el tipo de arte que en última instancia me apasionaba, me gustó mucho.
Bu hayranı olduğum nihai sanata benzemese de gerçekten harika hissettim.Και παρόλο που δεν ήταν το είδος της τέχνης για το οποίο παθιαζόμουν, η αίσθηση ήταν υπέροχη.
Bu hayranı olduğum nihai sanata benzemese de gerçekten harika hissettim.И макар да не е съвсем изкуство, към което да изпитвам страст, се почувствах страхотно.
Bu hayranı olduğum nihai sanata benzemese de gerçekten harika hissettim.І хоча це не було тим художнім мистецтвом, яким я зрештою захоплювався, це було чудово.
Bu hayranı olduğum nihai sanata benzemese de gerçekten harika hissettim.Это было не то искусство, которым я страстно увлекался, но я чувствовал себя великолепно.
Bu hayranı olduğum nihai sanata benzemese de gerçekten harika hissettim.ואף על פי שזה לא היה סוג האמנות שהייתי הכי נלהב לגביו, זה הרגיש מעולה.
Bu hayranı olduğum nihai sanata benzemese de gerçekten harika hissettim.وعلى الرغم من أنه لم يكن النوع من الفن الذي كنت متحمساً له ، و لكنني شعرت بالروعة.
Bu hayranı olduğum nihai sanata benzemese de gerçekten harika hissettim.ちょっと違いましたが それでも最高の気分でした 震えを受け入れてしまえば
Bu hayran yapımı web dizisi, Suzanne Collins tarafından yaratılan karakterler hakkındadır.A seguinte websérie foi feita por fás e baseada nas personagens criadas por Suzanne Collins.
Bu hayran yapımı web dizisi, Suzanne Collins tarafından yaratılan karakterler hakkındadır.A seguinte websérie foi feita por fãs e baseada nas personagens criadas por Suzanne Collins.
Bu hayran yapımı web dizisi, Suzanne Collins tarafından yaratılan karakterler hakkındadır.O seguinte é uma web-série feita por fãs, baseada nas personagens criadas por Suzanne Collins.
Bu kelimeler... ...A.J., sana gerçekten ihtiyacım var.. Sen benim kahramanımsın ve yaptıklarına hayranım.Mégpedig: " A.J., felnézek rád, mint emberre " . " Igazi hős vagy a szememben.
Bu küçük kız tam bir LEGO hayranı. ♪Clic-clac-su-e-giù costruisce una casa in un momento, questa ragazza è una fan dei LEGO. ♪
Bu küçük kız tam bir LEGO hayranı. ♪Et hop hop hop, elle a construit une grande maison, cette fille adore ses Legos."
Bu küçük kız tam bir LEGO hayranı. ♪Men lidt klodser her og byg i sus og dus, se på pigens LEGO-hus.
Bu mahsul ve şato aynı atmosferde buluşuyor. Bu durum ürüne karşı kült bir hayran kitlesi yaratmış.Dan bersama-sama, waktu dan tempat pembuatannya mengambil aura ini yang akhirnya dipuja-puja.
Bu mahsul ve şato aynı atmosferde buluşuyor. Bu durum ürüne karşı kült bir hayran kitlesi yaratmış.Mis ensemble, ce millésime et ce château ont acquis une aura qui leur a ensuite donné ce statut un peu culte.
Bu mahsul ve şato aynı atmosferde buluşuyor. Bu durum ürüne karşı kült bir hayran kitlesi yaratmış.Oboje skupaj, letnik in dvorec, je pripomoglo k avri, ki je vinu dala kultno podobo.
Bu mahsul ve şato aynı atmosferde buluşuyor. Bu durum ürüne karşı kült bir hayran kitlesi yaratmış.Og tilsammen, den årgang og at chateau fik denne aura der endte med at have denne kultstatus.
Bu mahsul ve şato aynı atmosferde buluşuyor. Bu durum ürüne karşı kült bir hayran kitlesi yaratmış.Samen vormden dat wijnjaar en dat chateau een aura dat zorgde voor een soort cult-achtige aanhang.
Bu mahsul ve şato aynı atmosferde buluşuyor. Bu durum ürüne karşı kült bir hayran kitlesi yaratmış.Tanto a colheita como o produtor pegaram nessa aura e acabaram por criar esta espécie de culto e fama.
Bu mahsul ve şato aynı atmosferde buluşuyor. Bu durum ürüne karşı kült bir hayran kitlesi yaratmış.Ten rocznik i ten zamek nabrały tej aury tajemniczości, która sprawiła, że wino to stało się kultowe.
Bu mahsul ve şato aynı atmosferde buluşuyor. Bu durum ürüne karşı kült bir hayran kitlesi yaratmış.Tento ročník a toto víno získali společně tuto auru, což vedlo až k tomuto kultu.
Bu mahsul ve şato aynı atmosferde buluşuyor. Bu durum ürüne karşı kült bir hayran kitlesi yaratmış.Совместно - и урожай, и замок создали ауру которая в конце концов породила культ.
Bunlar da arabaya hayranlık duyan prangalı mahkumlar.Aceasta e o bandă de tipi admirând maşina.
Bunlar da arabaya hayranlık duyan prangalı mahkumlar.C'è anche una banda di ragazzini che sta ammirando la macchina.
Bunlar da arabaya hayranlık duyan prangalı mahkumlar.Đây là một loạt những anh chàng đang ngưỡng mộ chiếc xe.
Bunlar da arabaya hayranlık duyan prangalı mahkumlar.Dies sind ein paar Jungs, die das Auto bewundern.
Bunlar da arabaya hayranlık duyan prangalı mahkumlar.Dit zijn twee gevangen die de auto bewonderen.
Bunlar da arabaya hayranlık duyan prangalı mahkumlar.Eso es un grupo de gente que admira el coche.
Bunlar da arabaya hayranlık duyan prangalı mahkumlar.이것은 자동차를 감탄하면서 보는 죄수들입니다.
Bunlar da arabaya hayranlık duyan prangalı mahkumlar."tão moderno que faz o amanhã parecer ontem". Este é um grupo de prisioneiros a admirar o carro.
Bunlar da arabaya hayranlık duyan prangalı mahkumlar.Voici une chaîne de forçats en train d'admirer la voiture.
Bunlar da arabaya hayranlık duyan prangalı mahkumlar.Widać wianuszek facetów go podziwiających.
Bunlar da arabaya hayranlık duyan prangalı mahkumlar.А това е група затворници, които се възхищават на колата.
Bunlar da arabaya hayranlık duyan prangalı mahkumlar.Здесь машину окружили парни, чтобы полюбоваться.
Bunlar da arabaya hayranlık duyan prangalı mahkumlar.זוהי שורת אסירים כבולים שמתפעלים מהמכונית.
Bunlar da arabaya hayranlık duyan prangalı mahkumlar.هذه هي عصابة من الرجال أعجبت بالسيارة
Bunlar da arabaya hayranlık duyan prangalı mahkumlar.これは全18ページほどの カタログからとったもので
Bunları markanın bir hayranı olarak söylüyorum.USAブランドを買っているし
Bunları yapmanın büyük bir hayranıyım.Und ich bin ein riesen Fan davon.
Bunları yapmanın büyük bir hayranıyım.А я большой поклонник этого.
Bunting şiddetle, diye bağırdı ve ardından hayran eğik.Khóc ông Bunting, quyết liệt, và sau đó cúi ngạc nhiên.
Bunting şiddetle, diye bağırdı ve ardından hayran eğik.Извика г-н овесарка, яростно, а след това се наведе изумен.
Bunu becerebilen çok az sayıda insana her zaman hayranlık duydum.저는 항상 그러한 것을 벗어버리고 자기 삶을 인류에 헌신하는
Bunu becerebilen çok az sayıda insana her zaman hayranlık duydum.Меня всегда привлекали те редкие личности, которым это удается.
Bunu becerebilen çok az sayıda insana her zaman hayranlık duydum.תמיד נמשכתי לאנשים הנדירים שמצליחים לשלב ביניהן,
Bunu becerebilen çok az sayıda insana her zaman hayranlık duydum.انا دوماً مبهورة ومنجذبة الي هؤلاء الاشخاص الذين يستطيعون ان يجمعوا بين هاتين الشخصيتين
Bunu becerebilen çok az sayıda insana her zaman hayranlık duydum.「戦士」の勇気と 「神秘家」のしとやかさをもって 人道活動に人生を捧げる人々に
Bunu kendin bulmalısın. İlgili bir hayran olarak...Dovresti capirlo da sola.<br /> è nell'interesse di una fan.<br />
Bu salonda orijinal "Star Trek" hayranı varsa, onlar bilir.Om någon här är beundrare av ursprungliga "Star Trek":
Bu salonda orijinal "Star Trek" hayranı varsa, onlar bilir.여기에 오리지날 "스타트랙" [*미국 유명 SF 드라마]
Bu salonda orijinal "Star Trek" hayranı varsa, onlar bilir.ולספק את הדחיפה העדינה הזו.
Bu salonda orijinal "Star Trek" hayranı varsa, onlar bilir.إذا كان أحد هنا معجباً بمسلسل Star Trek الآصلي٫