Bazı öğrencileri ona hayrandı, diğerleri ise onu küçümsüyordu.Some of his students admired him, and others despised him.
Onun perfomansına hayran kaldım.I was fascinated by her performance.
O cesareti için John'a hayrandır.She admires John for his courage.
O, ağabeyine hayrandır.She adores her elder brother.
Güzel gün batımına hayran olmamıza yardımcı olamadık.We could not help admiring the beautiful sunset.
Kim saygı ve hayranlık hissi duymadan cesur insanların kahramanca eylemlerini okuyabilir?Who can read the heroic deeds of brave men without a feeling of respect and admiration?
Bu sorun, idollerin ve takıntılı hayran egolarının çatışmasıdır.This problem is the clash of the idol's and obsessive fan's egos.
O hevesli bir Stephen King hayranıdır.He is a keen Stephen King fan.
Ben onun yeteneğine hayranım.I admire his talent.
Pisagorun gizemli yoluna ve rakamların gizli büyüsüne sık sık hayran olurum.I have often admired the mystical way of Pythagoras, and the secret Magic of numbers.
Ben sadece sana hayranım.It's just that I admire you.
Bu bir Çinli hayranı.This is a Chinese fan.
Ben futbol hayranıyım.I am fan of football.
Onun cesaretine hayranım.I admire his courage.
Onlar kendilerine hayranlık duyuyorlardı.They were admiring themselves.
Onu tanıyan herkes ona hayrandı.Everyone who knew him admired him.
Size hayranlık duyuyoruz.We think the world of you.
Bir aptal her zaman kendisine hayran olacak daha büyük bir aptal bulur.A fool always finds a greater fool to admire him.
Tatoeba'nın bir hayranıyım.I'm a fan of Tatoeba.
O, okuluna hayrandı.He adored his school.
Kim Kardashian'ın bir hayranı değilim.I'm not a fan of Kim Kardashian.
Mary onların büyük bir hayranıdır.Mary is a big fan of theirs.
Birçok hayran şarkıcının arabasının önünde toplanıyor.Many fans are gathering in front of the singer's car.
Ona hayran oldu.She admired him.
Getter Jaani'nin büyük bir hayranıyım.I'm a big fan of Getter Jaani.
Çocuklar genellikle büyük atletlere hayranlık duyarlar.Children usually look up to great athletes.
Tom, kamyon yeni arabama çarptığı zaman ona hayran oluyordu.Tom was admiring my new car at the time the truck crashed into it.
Tom ve Mary el ele tutuşurken manzaraya hayran kaldılar.Tom and Mary admired the scenery as they held hands.
Tom, Mary'nin şarkı söyleme yeteneğine hayran.Tom admires Mary's singing ability.
Tom onun dürüstlüğünden dolayı Mary'ye hayran.Tom admires Mary for her honesty.
Tom cesaretinden dolayı Mary'ye hayran.Tom admired Mary for her courage.
Tom onun cesareti için Mary'ye hayran.Tom admired Mary for her bravery.
Tom Mary'nin cesaretine gerçekten hayran kaldı.Tom really admired Mary's courage.
Tom gizli bir hayranı olduğunu bilmiyordu.Tom didn't know that he had a secret admirer.
Tom hayranlığı hakediyor.Tom deserves admiration.
Tom Mary'nin cesaretine hayran oldu.Tom admired Mary's courage.
Ne tür bir insan soykırıma hayranlık duyar ve ona bir kahraman der?Sometimes we lie so that we don't hurt the feelings of others.
Onun çabalarına hayranım.I admire her efforts.
En çok hayran olduğum romancıdır.He's the novelist I admire the most.
O, hayran olmaya değer bir kadın.She is a woman worthy of admiration.
Ben Frida Kahlo'nun hayatına ve çalışmalarına derinden hayranlık duyuyorum.I deeply admire Frida Kahlo's life and work.
Gizli bir hayran ona her sabah çiçek gönderdi.A secret fan sent her flowers every morning.
Aşk tarafından kör edilen biri, canavara bile hayran olabilir.One who is blinded by love admires even a monster.
Ben bütün kalbimle sizin Çince anlayışınıza hayranım.I wholeheartedly admire your understanding of Chinese.
Ben Amerikan kültürünün büyük bir hayranıyım.I am a great admirer of American culture.
Ben görüşlerini dürüstçe ifade eden insanlara hayranım.I admire people who express their opinions frankly.
Onun cesaretine hayran olduğum için, ona güvendim.Because I admired his courage, I trusted him.
Ben büyük bir sanat hayranıyım.I am a big fan of the arts.
Mary Tom'un takıntılı bir hayranıdır.Mary is an obsessive fan of Tom.
Mary büyük bir futbol hayranı değildir.Mary is not a huge football fan.
Tom'un performansı onun hayranlarının beklentilerine uygun değildi.Tom's performance was not up to his fans' expectations.
O evrensel hayranlıkla ilgili bir nesne oldu.She became an object of universal admiration.
O bana büyük bir hayranlıkla bakıyor.He looks to me with much admiration.
Mary hayranlık içinde izledi.Mary watched in fascination.
Tom bir Fransız hayranı.Tom is a Francophile.
Ben Uruguay devlet başkanının bir hayranıyım.I'm a fan of Uruguay's president.
Kral hariç kimse krala hayranlık duymuyor.Nobody except the king admires the king.
Tom'un gizli bir hayranı var.Tom has a secret admirer.
Senin gizli bir hayranın var.You have a secret admirer.
Hollywood süper kahraman filmlerinin büyük bir hayranı değilim.I am not a big fan of the Hollywood superhero movies.