Ey doğru insanlar, RABbe sevinçle haykırın! Dürüstlere Onu övmek yaraşır.義人 哪 、 你 們應當 靠 耶和華 歡樂 . 正直 人 的 讚美 是 合宜 的
Haykırışıma kulak ver, Çünkü çok çaresizim; Kurtar beni ardıma düşenlerden, Çünkü benden güçlüler.(141:6) Внемли воплю моему, ибо я очень изнемог; избавь меня от гонителей моих, ибо они сильнее меня.
Haykırışıma kulak ver, Çünkü çok çaresizim; Kurtar beni ardıma düşenlerden, Çünkü benden güçlüler.Escucha mi clamor, porque estoy muy afligido; líbrame de los que me persiguen, porque son más fuertes que yo
Haykırışıma kulak ver, Çünkü çok çaresizim; Kurtar beni ardıma düşenlerden, Çünkü benden güçlüler.HERE, ik roep naar U: U bent de beste plaats om weg te schuilen. U houdt mij in leven.
Haykırışıma kulak ver, Çünkü çok çaresizim; Kurtar beni ardıma düşenlerden, Çünkü benden güçlüler.Io grido a te, Signore; dico: Sei tu il mio rifugio, sei tu la mia sorte nella terra dei viventi
Haykırışıma kulak ver, Çünkü çok çaresizim; Kurtar beni ardıma düşenlerden, Çünkü benden güçlüler.Jag ropar till dig, o HERRE, jag säger: »Du är min tillflykt, min del i de levandes land.»
Haykırışıma kulak ver, Çünkü çok çaresizim; Kurtar beni ardıma düşenlerden, Çünkü benden güçlüler.Jeg roper til dig, Herre! Jeg sier: Du er min tilflukt, min del i de levendes land.
Haykırışıma kulak ver, Çünkü çok çaresizim; Kurtar beni ardıma düşenlerden, Çünkü benden güçlüler.나의 부르짖음을 들으소서 나는 심히 비천하니이다 나를 핍박하는 자에게서 건지소서 저희는 나보다 강하니이다
Haykırışıma kulak ver, Çünkü çok çaresizim; Kurtar beni ardıma düşenlerden, Çünkü benden güçlüler.Kričím na teba, Hospodine, hovorím: Ty si mojím útočišťom, mojím dielom v zemi živých.
Haykırışıma kulak ver, Çünkü çok çaresizim; Kurtar beni ardıma düşenlerden, Çünkü benden güçlüler.K tobě volám, Hospodine, říkaje: Ty jsi doufání mé a díl můj v zemi živých.
Haykırışıma kulak ver, Çünkü çok çaresizim; Kurtar beni ardıma düşenlerden, Çünkü benden güçlüler.Lyt til mit Klageråb, thi jeg er såre ringe, frels mig fra dem, der forfølger mig, de er for stærke for mig;
Haykırışıma kulak ver, Çünkü çok çaresizim; Kurtar beni ardıma düşenlerden, Çünkü benden güçlüler.Minä huudan sinun puoleesi, Herra; minä sanon: Sinä olet minun turvani, minun osani elävien maassa.
Haykırışıma kulak ver, Çünkü çok çaresizim; Kurtar beni ardıma düşenlerden, Çünkü benden güçlüler.Panie! do ciebie wołam, mówiąc: Tyś nadzieja moja, tyś dział mój w ziemi żyjących.
Haykırışıma kulak ver, Çünkü çok çaresizim; Kurtar beni ardıma düşenlerden, Çünkü benden güçlüler.vlak téged, oh Uram; [s ezt] mondom: Te vagy oltalmam [és] örökségem az élõknek földén;
Haykırışıma kulak ver, Çünkü çok çaresizim; Kurtar beni ardıma düşenlerden, Çünkü benden güçlüler.Внимавай на вика ми, защото съм много унижен; Избави ме от гонителите ми, защото са по-силни от мене.
Haykırışıma kulak ver, Çünkü çok çaresizim; Kurtar beni ardıma düşenlerden, Çünkü benden güçlüler.הקשיבה אל רנתי כי דלותי מאד הצילני מרדפי כי אמצו ממני׃
Haykırışıma kulak ver, Çünkü çok çaresizim; Kurtar beni ardıma düşenlerden, Çünkü benden güçlüler.اصغ الى صراخي لاني قد تذللت جدا. نجني من مضطهديّ لانهم اشد مني.
Haykırışıma kulak ver, Çünkü çok çaresizim; Kurtar beni ardıma düşenlerden, Çünkü benden güçlüler.求 你 側 耳 聽 我 的 呼 求 、 因 我 落 到 極 卑 之 地 . 求 你 救 我 脫 離 逼 迫 我 的 人 、 因 為 他 們 比 我 強 盛
Haykırışıma kulak ver, Çünkü çok çaresizim; Kurtar beni ardıma düşenlerden, Çünkü benden güçlüler.求 你 側耳聽 我 的 呼求 、 因我 落到 極卑 之 地 . 求你 救我 脫離 逼迫 我 的 人 、 因為 他 們比 我 強盛
Haykırışları Moav topraklarında yankılanıyor, Feryatları Eglayime, Beer-Elime dek ulaştı.Ak, Nødråbet omspænder Moabs Land, dets Jamren når til Eglajim og Be'er-Elim;
Haykırışları Moav topraklarında yankılanıyor, Feryatları Eglayime, Beer-Elime dek ulaştı.Bo obejdzie krzyk granicę Moabską, aż do Eglaim narzekanie jego, i aż do Beer Elim kwilenie jego;
Haykırışları Moav topraklarında yankılanıyor, Feryatları Eglayime, Beer-Elime dek ulaştı.Di mana-mana di perbatasan Moab terdengar teriakan. Ratapan itu terdengar di Eglaim dan Beer-Elim
Haykırışları Moav topraklarında yankılanıyor, Feryatları Eglayime, Beer-Elime dek ulaştı.Geschrei geht um in den Grenzen Moabs; sie heulen bis gen Eglaim und heulen bei dem Born Elim.
Haykırışları Moav topraklarında yankılanıyor, Feryatları Eglayime, Beer-Elime dek ulaştı.In het land Moab, van het ene tot het andere eind, wordt gerouwd en geklaagd.
Haykırışları Moav topraklarında yankılanıyor, Feryatları Eglayime, Beer-Elime dek ulaştı.Ja, klagerop lyder rundt omkring i Moabs land; like til Egla'im når dets hyl, og til Be'er-Elim;
Haykırışları Moav topraklarında yankılanıyor, Feryatları Eglayime, Beer-Elime dek ulaştı.Ja, klagoropen ljuda runtom i Moabs land; till Eglaim når dess jämmer och till Beer-Elim dess jämmer.
Haykırışları Moav topraklarında yankılanıyor, Feryatları Eglayime, Beer-Elime dek ulaştı.이는 곡성이 모압 사방에 둘렸고 슬피 부르짖음이 에글라임에 이르며 부르짖음이 브엘엘림에 미치며
Haykırışları Moav topraklarında yankılanıyor, Feryatları Eglayime, Beer-Elime dek ulaştı.Nebo křik obejde vůkol meze Moábské, až do Eglaim kvílení jeho, a až do Beer Elim kvílení jeho,
Haykırışları Moav topraklarında yankılanıyor, Feryatları Eglayime, Beer-Elime dek ulaştı.Parku kiertää Mooabin rajoja, valitus kuuluu Eglaimiin asti, valitus Beer-Eelimiin asti.
Haykırışları Moav topraklarında yankılanıyor, Feryatları Eglayime, Beer-Elime dek ulaştı.Risuonano grida per tutto il territorio di Moab; fino a Eglaim giunge il suo urlo, fino a Bir-Elim il suo urlo
Haykırışları Moav topraklarında yankılanıyor, Feryatları Eglayime, Beer-Elime dek ulaştı.rt kiáltás zengé körül Moáb határát, jajgatása Eglaimig, és Beér- Élimig [hallatik] jajgatása!
Haykırışları Moav topraklarında yankılanıyor, Feryatları Eglayime, Beer-Elime dek ulaştı.Защото воплите стигнаха до всичките предели на Моава, Риданието му в Еглаим, И риданието му в Вир-елим.
Haykırışları Moav topraklarında yankılanıyor, Feryatları Eglayime, Beer-Elime dek ulaştı.Ибо вопль по всем пределам Моава, до Эглаима плач его и до Беэр-Елима плач его;
Haykırışları Moav topraklarında yankılanıyor, Feryatları Eglayime, Beer-Elime dek ulaştı.כי הקיפה הזעקה את גבול מואב עד אגלים יללתה ובאר אילים יללתה׃
Haykırışları Moav topraklarında yankılanıyor, Feryatları Eglayime, Beer-Elime dek ulaştı.لان الصراخ قد احاط بتخوم موآب. الى اجلايم ولولتها والى بئر ايليم ولولتها.
Haykırışları Moav topraklarında yankılanıyor, Feryatları Eglayime, Beer-Elime dek ulaştı.哀 聲 遍 聞 摩 押 的 四 境 . 哀 號 的 聲 音 、 達 到 以 基 蓮 . 哀 號 的 聲 音 、 達 到 比 珥 以 琳
Haykırışları Moav topraklarında yankılanıyor, Feryatları Eglayime, Beer-Elime dek ulaştı.哀聲遍 聞 摩押 的 四 境 . 哀號 的 聲音 、 達到 以 基蓮 . 哀號 的 聲音 、 達到 比 珥以琳
Haykırışlar ve danslar, onların insanlarıyla bizimkiler hep bir arada dans ettiler.Criant et dansant, ces gens se mélangèrent avec les notres et tout le monde dansa ensemble.
Haykırışlar ve danslar, onların insanlarıyla bizimkiler hep bir arada dans ettiler.Gridando e ballando, queste persone si mischiarono alle nostre e tutte le mani ballarono insieme.
Haykırışlar ve danslar, onların insanlarıyla bizimkiler hep bir arada dans ettiler.Gritando y bailando, esas personas mezclado con nosotros y bailando juntos mano a mano."
Haykırışlar ve danslar, onların insanlarıyla bizimkiler hep bir arada dans ettiler.Krzyczeli i tańczyli. Nasze ludy zmieszały się ze sobą i wszyscy razem poszli w tan.
Haykırışlar ve danslar, onların insanlarıyla bizimkiler hep bir arada dans ettiler.La hét và nhảy múa, mọi người cùng với nhau, tất cả cùng nhảy múa
Haykırışlar ve danslar, onların insanlarıyla bizimkiler hep bir arada dans ettiler.Кричащие и танцующие, эти люди подхватили нас за руки руки и все вместе, мы танцевали .
(haykırıyor) Orası neresiyse asla gitmiyorum.そんな国には行かない
‹‹İşte, ‹Zorbalık bu!› diye haykırıyorum, ama yanıt yok, Yardım için bağırıyorum, ama adalet yok.Ecco, grido contro la violenza, ma non ho risposta, chiedo aiuto, ma non c'è giustizia
‹‹İşte, ‹Zorbalık bu!› diye haykırıyorum, ama yanıt yok, Yardım için bağırıyorum, ama adalet yok.Eis que clamo: Violência! mas não sou ouvido; grito: Socorro! mas não há justiça.
‹‹İşte, ‹Zorbalık bu!› diye haykırıyorum, ama yanıt yok, Yardım için bağırıyorum, ama adalet yok.Glej, vpijem: Sila se mi godi! a nihče me ne sliši, kličem za pomoč, pa ni sodbe zame.
‹‹İşte, ‹Zorbalık bu!› diye haykırıyorum, ama yanıt yok, Yardım için bağırıyorum, ama adalet yok.He aquí, aunque grito: "¡Violencia!", no soy oído; doy voces, y no hay justicia
‹‹İşte, ‹Zorbalık bu!› diye haykırıyorum, ama yanıt yok, Yardım için bağırıyorum, ama adalet yok.Hľa, jestli kričím pre násilie, neodpovedá sa mi; volám o pomoc, neni súdu.
‹‹İşte, ‹Zorbalık bu!› diye haykırıyorum, ama yanıt yok, Yardım için bağırıyorum, ama adalet yok.Iată, ţip de silnicie, şi nimeni nu răspunde; cer dreptate, şi dreptate nu este!
‹‹İşte, ‹Zorbalık bu!› diye haykırıyorum, ama yanıt yok, Yardım için bağırıyorum, ama adalet yok.Ik roep wel om hulp, maar Hij hoort mij niet. Ik schreeuw, maar een rechtvaardige behandeling krijg ik niet.
‹‹İşte, ‹Zorbalık bu!› diye haykırıyorum, ama yanıt yok, Yardım için bağırıyorum, ama adalet yok.Ímé, kiáltozom az erõszak miatt, de meg nem hallgattatom, segélyért kiáltok, de nincsen igazság.
‹‹İşte, ‹Zorbalık bu!› diye haykırıyorum, ama yanıt yok, Yardım için bağırıyorum, ama adalet yok.Katso, minä huudan: `Väkivaltaa!` enkä saa vastausta; huudan apua, mutta ei ole mitään oikeutta.
‹‹İşte, ‹Zorbalık bu!› diye haykırıyorum, ama yanıt yok, Yardım için bağırıyorum, ama adalet yok.내가 포학을 당한다고 부르짖으나 응답이 없고 간구할지라도 신원함이 없구나
‹‹İşte, ‹Zorbalık bu!› diye haykırıyorum, ama yanıt yok, Yardım için bağırıyorum, ama adalet yok.Nầy tôi kêu la về sự hung bạo, song tôi chẳng đặng nhậm lời. Tôi kêu cầu tiếp cứu, bèn không có sự công bình.
‹‹İşte, ‹Zorbalık bu!› diye haykırıyorum, ama yanıt yok, Yardım için bağırıyorum, ama adalet yok.Nebo aj, volám-li pro nátisk, nemám vyslyšení; křičím-li, není rozsouzení.
‹‹İşte, ‹Zorbalık bu!› diye haykırıyorum, ama yanıt yok, Yardım için bağırıyorum, ama adalet yok.Oto, wołamli o krzywdę, nie bywam wysłuchany; krzyczęli, niemasz sądu.
‹‹İşte, ‹Zorbalık bu!› diye haykırıyorum, ama yanıt yok, Yardım için bağırıyorum, ama adalet yok.Se, jag klagar över våld, men får intet svar; jag ropar, men får icke rätt.
‹‹İşte, ‹Zorbalık bu!› diye haykırıyorum, ama yanıt yok, Yardım için bağırıyorum, ama adalet yok.Se, jeg roper: Vold! - men jeg får intet svar; jeg skriker om hjelp, men det er ingen rett å få.
‹‹İşte, ‹Zorbalık bu!› diye haykırıyorum, ama yanıt yok, Yardım için bağırıyorum, ama adalet yok.Se, jeg skriger: Vold! men får ikke Svar, råber om Hjælp, der er ingen Ret.