Firmamız kıyasıya rekabete karşı hayatta kalmakta başarısız oldu.Our company failed to survive against cutthroat competition.
O mevkideki bir kitapçı hayatta kalmak için yeterli para para kazanmaz.A bookstore in that location wouldn't make enough money to survive.
Tom hayatta kalmak için ne gerektiğini anlıyor.Tom understands what it takes to survive.
Adaptasyon hayatta kalmak için anahtardır.Adaptation is the key to survival.
Yiyeceğiniz yoksa, hayatta kalmak için kökleri ve böcekleri yemek zorundasınızdır.If you have no food, you got to eat roots and insects in order to survive.
Hayatta kalmak istiyorum.I want to stay alive.
Hayatta kalmak için birbirimize ihtiyacımız var.We need each other to survive.
Hayatta kalmak için içmek ve yemek zorundasın.You have to drink and eat in order to stay alive.
Hayatta kalmak için yapmak zorunda olduğumuz şeyi yaptık.We did what we had to to survive.
Saldırıda hayatta kalmak için şanslıydınız.You were lucky to survive the attack.
Hayatta kalmak için buna ihtiyacımız olacak.We will need this to survive.
Hep hayatta kalmak için mücadele ettim.I've always fought to survive.
Yiyecek hayatta kalmak için gereklidir.Food is essential for survival.
Hayatta kalmak istiyorsun, değil mi?You want to stay alive, don't you?
Ben hayatta kalmak zorundayım.I have to survive.
Acımasız rekabet karşısında, bizim iş hayatta kalmakta başarısız oldu.In the face of ruthless competition, our business failed to survive.
Hayatta kalmak için ne heyecanlı bir zaman.What an exciting time to be alive.
Hayatta kalmak için çabalıyorduk.We were struggling to survive.
Hayatta kalmak için savaşıyoruz.We're fighting to survive.
Sami tek başına hayatta kalmak istedi.Sami wanted to survive on his own.
Bu hapishanede hayatta kalmak istiyorsan kötü biri olmak zorundasın.If you wanna survive in this prison, you'll have to be a badass.
Leyla onu hayatta kalmak için yaptı.Layla did that to survive.
Leyla hayatta kalmak için kendi idrarını içti.Layla drank her own urine to survive.
Tom bunu hayatta kalmak için yaptı.Tom did that to survive.
Sami hayatta kalmak için yardıma ihtiyacı olduğunu itiraf etmek zorunda kaldı.Sami was forced to admit he needed help to survive.
Sami'nin ilk hedefi hayatta kalmaktı.Sami's first goal was to stay alive.
Onu hayatta kalmak için yaptım.I did that to survive.
Hayatta kalmak için neye ihtiyacımız var?What do we need to survive?
Elias hayatta kalmak için mücadele etti.Elias struggled to survive.
Kılıç danslarının 16ncı yüzyıl kayıtları bütün Almanya üzerinde hayatta kalmaktadır.16th century records of sword dances survive from all over Germany.
Takip eden 20 yıl boyunca Joel, hayatta kalmak için her şeyi yaptığını ifade etmiştir.In the 20 years that follow, Joel did whatever he had to do to survive.
Hayatta kalmak için LM’deki astronotlar da bu noktada uzay giysilerini giymek durumundaydı.To stay alive, both astronauts in the LM would have to get in their space suits at this point.
Hayatta kalmak daha zordur.They're more likely to survive.
Miller bir açıklamasında ''Hayatta kalmak kilit noktadır."Survival is key", explained Miller.
Artık tek amacı hayatta kalmaktır.Arguably the only objective is to survive.
İlk andan itibaren hayatta kalmak için birçok şeyden feragat ederler.Sometimes, they steal to survive for the day.
Hayatta kalmak isteyen biri olursa, bu becerilerden daha fazlasına ihtiyaç duyacaktır.For problems larger than that, we'll need another trick.
Amacı, hayatta kalmaktır.To live is to survive.
Burada, bir zamanların güçlü Sartanları hayatta kalmak için mücadele etmeyi sürdürmektedir.There, the last survivors must fight to a stalemate.
Eğer hayatta kalmak istiyorsanız arkanızdan destekleyenler olmalı.If you want to stay alive you've got to have backups.
Yeni bir kimlik gerekiyordu hayatta kalmak için.They had to hold it together with another identity.
Bu gezegendeki tüm canlılarla paylaştığımız birincisi, hayatta kalmak. Ben buna devamlılık diyorum.The first goal we share with every other living thing on this planet, which is to survive.
Kaynakları ve yaşadıkları yerler korkutucu Ve amaçları da hayatta kalmak.Their resources and territory are scarce and the stakes are survival.
Hayatta kalmak için yiyeceğe, suya ve oksijene ihtiyacın var.You need food, water and oxygen to survive.
Fakirseniz, herşey hayatta kalmak adınadır.When you're in poverty, everything is about survival.
Hayatta kalmak için okyanusla mucadele etmek zorunda kaldılarTo survive, they were forced to tackle the ocean
Bu uzak volkanik adada hayatta kalmak önünüze çıkan her fırsatı değerlendirmenize bağlıSurvival depends on seizing every opportunity in this volcanic wasteland
"Hapishanede hayatta kalmak için yapılması ve yapılmaması gerekenler.""Surviving the Slammer: Do's and Don'ts."
Hayatta kalmak için bir sebepler listesi yapmak zorundaydım.I had to make lists of reasons to stay alive.
Hayatta kalmak için yiyeceğe ihtiyacımız car.In order to survive, we need: Food.
Hayatta kalmak için yiyeceğe ve oksijene ihtiyaç duyduğumuzu unutma.So keep this in mind, we need food and oxygen in order to survive.
Sadece hayatta kalmak.Survival only!
Bu ihtiyaçlar; yemeği, suyu, havayı, uykuyu içerir -- bunların hepsi hayatta kalmak için gereklidir.This includes food, water, air, sleep- all of these are essential to survival.
Tüm savaş boyunca hayatta kalmak istiyorsanız, her atıştan sonra pozisyonunuzu değiştirmelisiniz.If you want to survive for the entire battle you need to change your position after each shot.
Hayatta kalmak için insanların organize olması gerekiyordu.In order to survive Humans have had to organise themselves.
Bu içgüdüler hem gerçek hem de sanal dünyalarda hayatta kalmak için gereklidir.These instincts are essential for survival in both real and virtual worlds.
Hayatta kalmak için hepimizin yiyeceğe ihtiyacı var, değil mi?We all need food to survive, right?
Salyangoz, akbaba, tavşan... ...yılan ve hayatta kalmak için her şeyi yedim.I ate snails, vultures, rabbits, snakes, and anything that had life.
Hayatta kalmak için çalıştıran hapishanelerden kaçabiliriz.We can escape the prison of working for survival.
Hayatta kalmak için oldukça karmaşık modeller edinmiş.He had some very complex models of how to survive.