Kitaba ismini veren Az Şekerli de yazarın küçük adamlarının hayatlarından bir kesit sunar.Заканчивается небольшим плачем, который автор написал на смерть одного из своих сыновей.
Kitaplarında kadınların hayatlarına değinmiştir.В своих книгах она изображала исключительно женщин.
Down Sendromlu çocuklar iyi bir eğitimle normal birey şeklinde hayatlarını sürdürebilirler.Ростоманки способны рожать нормальных детей при классическом зачатии.
Hepsi kendi hayatları için oynamaktadır."За это им придётся заплатить собственной жизнью».
Philipakopoulos ile hayatlarının sonuna kadar o evde yaşadılar.عاشت هي وفيليباكوبولوس في ذلك البيت بقية حياتها.
Yıkıntıların arasında yol alırken, yaşadıkları trajediye rağmen hayatlarına devam eden kişileri görürler.وفي طريقهم يرون الناس مستمرين في حياتهم بين الدمار بالرغم من المأساة التى عاشوها.
Seks hayatları hakkında konuşuyorlardı, birbirlerinin kanlarını boyunlarında birer kolyede taşıyorlardı.وكانوا يتحدثون عن الحياة الجنسية، وكانوا يرتدون قلادة تحتوي على دمائهم.
Fakat, değişik çalışmalar çoğu insanın hayatlarında en az bir kez uyku felci yaşadığını göstermektedir.وتشير الدراسات المختلفة إلى ان الكثير من الناس أو معظمهم تعرضوا لشلل النوم على الاقل مرة أو مرتين في حياتهم.
Hayatlarını kurtarmak için altınları feda etmekten başka çare yoktur.ولا يمكن إجراء عملية الإجهاض إلا من أجل إنقاذ حياة المرأة.
Dünya üzerindeki insanların yaklaşık %0,05-2’si hayatlarında bir noktada anafilaksi yaşamıştır.تعرض 0.05 -2 % من سكان العالم إلى فرط الحساسية في فترة من حياته.
İnsanların hayatları yanlış kişilerle kesişebilir’’ sözleriyle anlatmıştı."ستؤذي كلماتي بعض الناس".
Dünya genelinde, toplumun %10'undan fazlası hayatlarının bir döneminde migrenden etkilenmektedir.على الصعيد العالمي، يتأثر أكثر من 10٪ من الناس بالصداع النصفي في مرحلة ما من الحياة.
Bu sebepten dolayı karakterler, aynı sezonun ilerleyen bölümlerinde hayatlarına veda ettiler.في هذه الحالة، ليس من اللياقة أن يرسل إليهم تهنئة بمناسبة العام الجديد أيضا.
Hayatlarımız çok farklı olabilirdi.الأمور قد تكون اختلفت بشدة.
Yine de Lloyd ve Davis hayatları boyunca çok yakın oldular.بقى فينسنت وثيو سوية حتى الساعات الأخيرة من حياته.
Drake'in Megan adında bir kız kardeşi vardır ve bu ikiliye hayatlarını zehir edecek şakalar yapmaktadır.كان لديه زوجة جميلة يدعى تشانغ، وكانوا يعيشون معا بسعادة.
İki karakter de eski hayatlarının parçalarını bir araya getirmeye uğraşır.ولإيجاد مختلف عناصرها، نجمع العنصرين السابقين.
Kızı, herkesin hayatlarında istediği bir ideal olarak sunar.Ela apresenta aquela rapariga como um ideal que todos deveriam aspirar nas suas vidas.
Bu sayede birbirlerinin hayatlarında ağır şeylerin olduğunu keşfettiler.Daí, eles descobriram que a vida pessoal um do outro era difícil.
Philipakopoulos ile hayatlarının sonuna kadar o evde yaşadılar.Ela e Philipakopoulos viveriam nessa casa para o resto de suas vidas.
Suetonius, On iki Sezarın hayatları: "Caesar".Suetônio, Vidas dos Doze Césares: "César".
Bu altı prensip, İslâm Peygamberi'nin arkadaşlarının hayatlarından elde edilmiştir.As principais linhas de argumentação foram retiradas da vida do próprio profeta.
Saray hayatının tüm resmiyetine rağmen kraliyet ailesi özel hayatlarında oldukça sıradan bir aileydi.A casa real era muito severa e formal, mesmo quando a família real estava sozinha na sua vida privada.
İlişkileri daha da ilerledi ve hayatlarının sonuna kadar birlikte oldular.Eles continuaram a fazer projetos sozinhos e juntos o resto de suas vidas.
Sonunda Mariya ve kocası Vasili de iskorbüte yenik düştü ve geri dönüş yolunda hayatlarını kaybettiler.Finalmente Pronchishcheva e seu marido sucumbiram ao escorbuto e morreram no caminho de volta.
Dedelikten elde edilen Hakkullah da Dedelerin hayatlarını sürdürmelerinde ettirmelerinde önemli yer tutmuştur.O grau de honrarias parece corresponder ao posto ocupado pelos mortos durante sua vida.
Karakterleri hayatlarını bitirmeyi dilerler ama beklenen son hiç gelmez.O personagem não consegue encerrar por definitivo seu relacionamento, apesar de desejar isso.
Altmış yaşına gelebilen erkekler bundan sonraki hayatlarını toplantılar yaparak geçirirlerdi.Aos sessenta anos, poderiam ir para a casa de suas esposas para viver com elas.
Peyzaj, hayatlarımız için ortam sağlar.Pimenta e seus benefícios à saúde.
Tabi bu sırada eşleşen her hırsız hayatlarıyla ilgili ders alacaktır.Talvez aprendas com o tempo as lições que todos aprendemos com a vida.
Kırlangıçlar hayatlarını sıcak bölgelerde geçirirler.Gelukkig leven de schorpioenen alleen in verre warme landen.
Dünya üzerindeki insanların yaklaşık %0,05-2’si hayatlarında bir noktada anafilaksi yaşamıştır.Wereldwijd krijgt ongeveer 0,05 – 2% van de bevolking op een bepaald moment te maken met anafylaxie.
Babasıyla beraber hayatlarını barlar ve meyhanelerde şarkı söyleyerek kazanmışlardır.Ze verdiende soms geld door met haar vader te zingen in bars en tavernes.
Hayatlarını kolaylaştırır.Dit maakt hem het leven niet makkelijker.
Bu yüzden, kendi hayatları da altüst olacaktır..Zo zal hun leven ook kantelen.
Bazıları geri salınsa da göç mevsimini kaçırdıklarından genelde yolda hayatlarını kaybederler.Regelmatig verdwijnen grote aantallen van hen op weg van het werk naar huis.
Hatta arada sırada insanların hayatlarını kurtarmaya başlamıştır.Daarnaast maakte hij af en toe een uitstapje naar het ontstaan van het leven.
Hiperürisemisi olan kişilerin yaklaşık %10'unda, hayatlarının bir döneminde gut gelişir.Ongeveer 10% van de mensen met hyperurikemie krijgt ergens in hun leven te maken met jicht.
Bu iddialarından vazgeçince karşılığında hayatları, servet ve mülkleri bağışlandı.Deze bood haar protectie in ruil voor haar rechten en bezittingen.
Gökadaların pek çoğu hayatlarında en az bir kez çarpışmaya maruz kalır.Veel kinderen zijn een groot deel van de nacht onrustig.
Tüm dünyadaki insanlardan hayatlarını videoya çekmelerini ve birkaç basit soruyu yanıtlamalarını istedik.We vroegen mensen over de hele wereld om hun levens te filmen en een paar eenvoudige vragen te beantwoorden.
Philipakopoulos ile hayatlarının sonuna kadar o evde yaşadılar.Razem z Philipakopoulosem mieszkała w tym domu do końca swojego życia.
Dünya üzerindeki insanların yaklaşık %0,05-2’si hayatlarında bir noktada anafilaksi yaşamıştır.U około 0,05–2% ludzi w pewnym momencie ich życia dochodzi do wystąpienia reakcji anafilaktycznej.
Biçilmiş hayatlara gecede karşı konur; kaderler gecede değiştirilir.Prawdziwe to takie, które po rozczesaniu potrafią w noc, na powrót się zawiązać.
Hayatlarını kolaylaştırır.To ułatwia życie.
Dolayısıyla esirler yaz aylarında hava eksikliğinden, kış aylarında ise donarak hayatlarını kaybettiler.Latem jeńcy ginęli więc z braku powietrza, a zimą zamarzali na śmierć.
Rus kadınların hayatlarına yoğunlaşan çizimler yaptı.Zajmowała się historią rosyjskich kobiet.
Her ikisi de denizci olarak korsanlarla savaşırken hayatlarını kaybetmişlerdir.Obaj mężowie polegli jako kapitanowie statków w bitwach z piratami.
Birçok kurtarıcı ailesi öldürülmüş olan çocukları alıp hayatlarını kurtardı.Wielu marynarzy zawdzięczało swe życie ofiarności ratujących ich Samoańczyków.
Hatta arada sırada insanların hayatlarını kurtarmaya başlamıştır.Mimo wszystko pomaga mu, wiele razy ratując chłopakowi życie.
Bu iddialarından vazgeçince karşılığında hayatları, servet ve mülkleri bağışlandı.W razie kapitulacji obiecywał mieszkańcom zachowanie życia i majątków.
Bu hareketiyle o kendi hayatını kurtardıktan başka yakınlarının hayatlarını da kurtardı.On ratował tych ludzi po prostu od zapomnienia.
Artık insanların hayatlarını yazmayacağım.Tusk: nie damy już więcej tym ludziom oddechu.
Bu okullarda kızlar ev kadını ve ev yönetimindeki hayatlarına hazırlık yapıyorlardı.Tych małych gestów uczymy się w domu, w rodzinie.
Bu suretle yağmurların tekrar başlayıp, akarsuların canlanmasına kadar hayatlarını sürdürürler.Deszcz znowu zaczyna padać i wszyscy idą do domu.
Diğerlerinin hepsi hayatlarını kaybetmişlerdi.Alla andra förlorade livet.
İki parmaklı tembeller neredeyse bütün hayatlarını ağaçta asılı şekilde geçirirler.Tvåtåiga sengångare tillbringar nästan hela livet hängande i grenar.
Sıradan bir evlilik yaşayan John ve Jane Smith’in hayatları gün geçtikçe daha sıkıcı bir hal almaktadır.Paret John och Jane Smith lever ett helt inrutat liv i ett äktenskap som det gått rutin i.
Üç ciltlik kitap, ABD tarihinin ilk dönemlerindeki vatansever kadınların hayatlarını yansıtır.Det bestod av tre volymer om patriotiska kvinnor i USA:s tidiga historia.
2006 Dünya Kupası'ndan sonra Zidane ile birlikte futbol hayatlarına son vermişlerdir.Efter VM-finalen 2006 avslutade Zidane sin fotbollskarriär.