Hayatlarında müthiş bir çeşit simetri var.They've got this amazing sort of symmetry to their life.
Hayatlarımızı mutluluğu "dışarıda" arayarak yaşıyoruz, mutluluk sanki bir eşyaymış gibi.We live our lives pursuing happiness "out there" as if it is a commodity.
Hayatlarını yuvarlanıp giderek öylesine geçiriyorlar.They simply go through their lives getting on with it.
Dünyaya bakış açılarını seviyorum, çünkü dünyayı hayatlarında ilk kez görüyorlar.I love the way that they see the world, because they're seeing the world for the first time.
Dünyayı algılama şekilleri hoşuma gidiyor çünkü dünyayı hayatlarında ilk kez görüyorlar.I love the way that they see the world, because they're seeing the world for the first time.
Neden mi? Onların inanılmaz hayatlarına bir baksanıza!Why, just look at their amazing life!
Bu insanlar, sessizce bu çaresiz hayatları yaşıyorlar.These people DO live these lives of quiet desperation.
Bu durumun hayatlarında gördükleri en komik şey olduğunu düşünüyorlar.They think this is the funniest thing they've ever seen before.
Normal hayatları iyileştirmenin ne demek olduğunu unuttuk.We forgot about improving normal lives.
Şimdi bu hayatların her biri hakkında ve bunlarla ilgili ne bildiğimiz hakkında konuşacağım.So I want to say a little bit about each of those lives and what we know about them.
Hayatlarını tehlikeye atıyorlar, bizim için, sizin için, ve onları hayal kırıklığına uğratamayız.They put their lives on the line, for us, for you, and we cannot let them down.
Bilgisayarlar hayatlarımıza oyunlar ve oyuncaklarla girdi sayılır.Computers sort of came around through games and toys.
Amerika'da her beş kadından biri hayatlarının bir kısmında cinsel saldırıya uğruyor.One out of five women in America say that they have been sexually assaulted some time in their life.
Çoğu zaman, insanları eşyalar yönetir. İnsanlar, hayatlarını eşyalar etrafında kurarlar.Most times people are driven by things, goods and they build their lives around them.
Haziranda özel hayatlarımızın artık özel olmadığını öğrendikThis June we learned that out private lives are no longer private.
Herkes bir anda hayatlarının petrole nasılda bağlı olduğunu farketmeye başladı.Everyone shocked to realize how depended they are on oil.
Tutkularla hayatları birleştiren bir program olsa nasıl başlarsınız?So, where do you start when you have a program that's about integrating lives with passions?
Tek bilmeniz gereken çocukların da yetişkinlerin de hayatlarında çiçekler olmasını hak ettikleridir.What you need to know is that the children and the adults deserve flowers in their life.
Adamları barlardan dışarıya sürüklüyor ve Tanrı adına hayatlarını kurtarıyordu.He was dragging guys out of bars and saving those lives for the Lord.
Ve sıradan hayatlarımızda bireysel olarak varoluyoruz.And in our ordinary lives we exist as individuals.
Bizim gibi insanlar, hayatları boyunca bir kere göremezler, o yüzden dikkatli kullan.People like us wouldn't even see it once in our lifetime, so wear it carefully.
Her neyse- temel olarak, Roots and Shoots genç insanların hayatlarını değiştirmeye başlıyor.Anyway -- so basically, Roots and Shoots is beginning to change young people's lives.
Ben hayatlardan hangisini yaşadığımı bilmiyorum.I don't know yet which of these lives I live.
Aslında bana yakın olmayan insanların hayatlarında çok fazla yer edinmemeyi umuyorum.I actually hope I don't take up too much space in people who are not so close to me.
İnsanların hayalleri gerçekleşene kadar, hayatlarını boyunca çalışmalarını söylemiyorum.I don't mean that people should work the entire life to realize their dreams.
Hayatlarına burnunuzu sokuyorsunuz ve nerede bile oturduklarını bile bilmiyor musunuz?You guys pry into their lives and you're saying that you don't know where he lives?
Ama aslında hiç de ıssız değildi, içindeki hayatlarla birlikte canlıydı.But it's alive with life; it's hardly uninhabited.
Hayatlarını iyileştirecek, ailelerini geçindirecek bir iş mi?Will it help their life or help their family?
Ya da hayatlarının daha da kötüleşmesine sebep olacak bir iş mi?Or the kind of job that can make their life even worse?
Sonuç olarak, işçi fabrikaları içinde hayatlarını yaşamak zorunda kalıyor.As a result, workers are forced to live their lives inside the factories.
Ţimdi hayatlarýnýzý deđiţtirin Bunu sadece siz yapabilirsinizSmoking blunts, smoke 'em up, end times on the grind training for the signs
Bende hayatlarını riske atan kişilere yardım etmeyi seviyorum.So, I like to support people that are risking their lives.
Belki biz kendi hayatlarımızı kayıt altına alabilen de ilk insanlarız.Maybe we are the first to even actively record our lives.
Aslında, hayatlarını bu tür şeylerle kazanıyorlar.In fact, they make their living on this stuff.
Tüm hayatları boyunca gördükleri zaten buydu.That's what they had all their lives.
Hadi yetiţ, baţka hayatlar kurtar.Go, save other lives
Canlarını çukurdan, Hayatlarını ölümden kurtarmak için.He keeps back his soul from the pit, and his life from perishing by the sword.
Hayatları ve ölümleri bir mi (olacak)? Ne kötü hüküm veriyorlar.How bad is the judgement that they make!
Hayatları ve ölümleri onlarla aynı mı olacak?! Ne kötü hüküm veriyorlar bunlar!How bad is the judgement that they make!
Hayatları ve ölümleri bir mi (olacak)?Equal is their life and their death!
Hayatları ve ölümleri onlarla aynı mı olacak?!Equal is their life and their death!
@Reclvse durumun istatistik değil, hayatlarla ilgili olduğunu yazdı:@Reclvse wrote that it is about lives and not statistics:
Hayatlar, istatistik değil.Lives, not statistics. — (@Reclvse) April 5, 2015
Hayatlarının en güzel dönemlerini cezaevinde geçirmelerini istemiyorum.I don't want them to have to spend the best years of their lives in prison.
Hayatlarını delikler açarak ve yavrulayarak geçirdikleri hindistan cevizi ağaçlarında yaşarlar.They live up in coconut trees where they spend their lives drilling holes and breeding.
Bazı öğrencilerde kırıklar oluşmasına rağmen hayatları kurtuldu.Although some suffered fractures, they were safe.
Şu anda ayda 45 Avro olan taban seviyesi, hayatlarında hiç çalışmamış olanlara ödeniyor.The bottom level, currently 45 euros a month, is paid to those who never worked.
Öğrenciler, diplomaların hayatlarını iyi yönde değiştireceğini söylüyorlar.They say the diploma will change their lives for the better.
Grimason ailesi bu yılki Silahsızlanma Günü töreninde yaptıkları konuşmada, "Hayatlarımız mahvoldu."Our lives are ruined.
İnsanlar bunları hayatları boyunca ellerinde tutup varislerine devredebiliyor, fakat satamıyordu.People could keep them for life and transmit rights to their heirs, but could not sell.
Bosna-Hersek'in diğer bölgelerinde hayatlarını kaybetmiş pek çok çocuğun hikayesi henüz bilinmiyor.The stories of many other children who died elsewhere in Bosnia and Herzegovina remain to be told.
Organ naklindeki engeller hayatlara mal oluyorHurdles in organ transplants cost lives
Burada hayatlarımızı nasıl yaşayacağımızı, uyuşturucu nasıl bırakacağımızı öğreniyoruz." dedi.Here we learn how to live our lives, how to stop using drugs,'' Muzar explained.
Libya'daki Balkan kökenli paralı askerler para için hayatlarını tehlikeye atıyorBalkan mercenaries in Libya risk lives for gain
Gagoviç ve Janjiç 1999 ve 2000 yıllarında tutuklama çabaları sırasında hayatlarını kaybettiler.Gagovic and Janjic died during attempts to arrest them in 1999 and 2000.
Bu insanların çoğu kırsal alanlarda yaşıyor ve hayatlarını toprakla çalışarak kazanıyor.Most of those below the threshold live in rural areas, and make their living working the land.
Roman çocukları okul hayatlarında çok çeşitli engellerle karşılaşıyorlar.Roma children face a variety of hurdles in their schooling.
Dicle'de kül hayatlar: 1980'den 2007'ye terör örgütünden şok itiraflar (1. baskı bas.).Dicle'de Kül Hayatlar: 1980'den 2007'ye terör örgütünden şok itiraflar.
Bu altı ilke, Muhammed'in arkadaşlarının hayatlarından elde edilmiştir.These six principles were derived from the lives of the companions of Muhammad.
Kurtarma aşaması insan hayatlarını tehdit eden tehlikelerin yatışmasından sonra başlar.The recovery phase starts after the immediate threat to human life has subsided.