Ana içeriğe geç
Sözlük

hayatlar ile cümle

hayatlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Biliyorsunuz ki bizim hikayelerimiz böyle çünkü hayatlarımız böyle.But, you know, our stories are like this because our lives are like this.
Şüphesiz, hayatlarımızı birçok yönden değiştiren etkili, önemli bir an.Obviously a really profound moment, and it changed our lives in many ways.
Kadın beyinleri ise spagetti gibidir, hayatlarındaki her şey diğer her şey ile bağlantılıdır.Girls' brains are like spaghetti; everything in their life is connected to everything else.
Ve insanların hayatlarını dönüştürdüklerini görüyoruz.And we're seeing people transform their lives.
Bu deneyim, hayatlarımızı değiştirdi. Ve şimdi biz, bu deneyimi değiştirmeye çalışıyoruz. CO:This experience changed our lives, and now we're trying to change the experience.
Hayatlarında bir fark yaratmaya çalışmaktadırlar.They're trying to achieve difference in their lives.
Politikacılarınıza bu kesintilerin hayatlara mal olabileceğini söyleyebilirsiniz.You can tell politicians that these cuts [can cost] lives.
Hayatlarını kurtarmak için insanları aşırı dozla uçuramazsın, bu kafa karıştırıcı olur.You don't want to be gorking people out just to save them, it's really confusing.
"Sence daha talihsiz insanların daha mı iyi seks hayatları var?""Do you think the less-fortunate are having better sex?"
Başka hayatlara girip, başka açılardan bakmakta.Attend to other lives, other visions.
İnsanlar hayatlarını bıçaksız sürdürüyor, haberin var mı?People live with no knives, you know?
Ve sonra yetişkin hayatlarına bakıyorsunuz.Then you start to take a look at adult life.
Korumanın, yerel tolulukların hayatlarını geliştirmezse başarısız olacağını biliyorduk.We knew conservation would fail if it doesn't work to improve the lives of the local communities.
Bir takım fikirler hayatlarımızdaki biyolojik gerekliliklerin yerini aldı.One set of ideas or another have simply replaced our biological imperatives in our own lives.
Bunu onlarla paylaşın ki özel hayatlarında bunu yapabilsinler.Give it to them because they can do it in private.
"İnsanların hayatlarının niteliğindeki farkı yaratan ne?"What makes the difference in the quality of people's lives?
Hayatları nasıl olurdu? Ya tesirleri?How would the world or their lives be different, their impact?
Hayatlarımız senin 30 saniyene bağlı!Our lives depend on your 30 seconds.
Ben 22 kişinin, insanlara yardım etmek için hayatlarını kaybettiğini öğrendim , Ve-I, you know, found out that 22 people lost their lives helping people. And -
Yemin ederim ki onlar hayatlarını boşuna kaybetmiyorlarI swear their lives won't be lost in vain
[İnsanların hayatlarında değişiklik yapmak için sahip oldukları güç][The power people hold to make change in their own life]
Bütün hayatlarının içine sızmış durumda.It permeates their entire life.
Ve öyle zannediyorum ki, biz, tarihimizde bir yerde hayatlarımızı pek çok parçaya böldük.And I think perhaps somewhere in our history we sort of, divided our lives up into lots of parts.
Eski Mısırlılarsa sembol olarak gündelik hayatlarinda ki nesneleri kullandılar.Actually, science defines what observes and runs tests for discovery.
Hayatlarından daha çok tatmin olduklarını ve yaşam kalitelerinin arttığını bildiriyorlardı.They report they're more satisfied with their life, and they have a higher quality of life.
Malcolm'un ailesi için, husumet hayatlarının bir parçasıydı.For Malcolm's family, white hostility was a fact of life.
Neden "İyi hayatlar" demiyorsun?Why don't you just say "Have a nice life"?
İyi hayatlar. Sonuna kadar git.Have a nice life, go all the way.
Olan tek şey, Grand Prix'in etrafımda olan insanların hayatlarını değiştirmiş olması.The only thing is that the Grand Prix changed the lives of many around me.
Hepimizi beslemek, giydirmek, ve barındırmak ve makul hayatlar yaşatmak imkansız olduğundan değil.It's not that it's not possible to feed, clothe and house us all and have us live decent lives.
Hayatlarıyla ilgili kişisel detayları da biliyordu.He also knew the personal details of their lives.
Onların en büyük üstünlükleri bilgeliktir, çünkü uzun bir hayatları olmuştur.The one advantage they had over most of you is wisdom, because they had a long life.
Bu ayılar hayatlarından koparılmayacaklar.And there will be no more removing of these bears.
Ama çoğumuz için, hayatlarımızda bu böyle olmaz.But for so many of us, it doesn't work in our lives.
Hayatlarımıza amaç ve anlam veren şey bu.It's what gives purpose and meaning to our lives.
Meslek icabı hayatlarınıza sızıyorum.I hack into your lives for a living.
Şimdi bunun insanların hayatlarını ne kadar değiştirebileceğini düşünün.Now, think about how this can change people's lives.
Evli insanların uzun hayatlar yaşama şansı evli olmayanların iki katıdır.Married people are twice as likely to live long lives than unmarried people.
Ve hayatlarını buna adamışlar.And they have dedicated their lives to it.
Yeni hayvanat bahçesindeki hayatlara doğru yolculuğumuz daha yeni başladı.We're just beginning this journey of life in the new zoo.
İyi dinleyin. Çünkü bu hayatları kurtarabilir. Bu çalışmada Amerika'da.And listen up, because this study could also save a life.
İnsanlar durursa, hayatlar kurtarılabilir."If people would stop, lives will be saved."
Hayatlarını bunun etrafında kuruyorlar.They organize their life around this.
Hayatlarını sürdürmeleri gerekiyor.Bacteria have to make a living.
Daha önce var olduğunu bilmediğimiz... ...hayatlara bağlanmayı denediler.They've tried to connect worlds they didn't know existed before.
Okul çocukların hayatlarına uygun hale gelmişti, öğretmenlerinkine değil.Because it's for the convenience of the child; it's not for the convenience of the teacher.
Ruhumuzla, kanımızla... Hayatlarımızı senin için feda ediyoruz Darea..With spirit and blood...We give our lives for you Darea..
Ben insanların hayatlarını yıkıyormuşum, annem öyle dedi."I destroy lives," mum said.
Kalp krizi geçirme riski yüksek olan kişilerin hayatlarını kurtarabiliriz.We can save the lives of people who are at high risk for a heart attack.
Eski Mısırlılar günlük hayatlarından objeleri sembol olarak kullandılar.The ancient Egyptians used objects from their everyday life as symbols.
Mısırlılar hayatları konusunda kendilerini daha kötü hissetmemişlerdi.Egyptians had never felt worse about their lives.
En başarılı teknoloji yoldan çekilip hayatlarımızı yaşamamızı sağlar.The most successful technology gets out of the way and helps us live our lives.
Böylece içleri rahat bir şekilde hayatlarına devam ettiler.This gave them the peace of mind to move forward.
Ve görünüşe göre, hayatlarından çok memnunlar.(Laughter) Here we can see the damage.
Bunun sayesinde hayatlar kurtaracağız ve tabii ki bunun da bir bedeli var.We're going to save lives, but there's going to be a cost to it.
Ve hayatlarımıza bakacak olursak biz gerçekten etin en iyi yerini almış durumdayız.And if we look at our lives, we have indeed taken the best part of the meat.
Kendi hayatlarımızın özneleriyiz.We have agency. We are the subjects of our own lives.
Ve diğer insanların hayatlarının özneleri ve nesneleri oluyoruz.And we become the subjects and objects of other people's lives.
Bu sayede Will gibi çocukların hayatlarını etkilemiş oluruz.And we could be nudging kids like Will off of the path that we're on.
Ve herşeyden öte, bir şekilde alıştığımız politik korku, hayatlarımızı sardı.And most of all, a kind of normalized political fear invaded our lives.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod