Hayatlarını nasıl doğru yola sokmaları gerektiğini biliyorlar.De vet hur de ska leva sina liv på rätt sätt så de har rätt sätt att se på omvärlden.
Hayatlarını nasıl doğru yola sokmaları gerektiğini biliyorlar.Ei stiu cum sa-si organizeze viata in mod corect asa incat au perspectiva corecta.
Hayatlarını nasıl doğru yola sokmaları gerektiğini biliyorlar.Họ biết cách thiết lập cuộc sống đúng đắn nên họ có 1 cách nhìn đúng đắn.
Hayatlarını nasıl doğru yola sokmaları gerektiğini biliyorlar.Ils savent comment s'organiser de la bonne façon pour atteindre les meilleures perspectives.
Hayatlarını nasıl doğru yola sokmaları gerektiğini biliyorlar.이사람들은 어떻게 인생을 바로세워야 하는지 알기 때문에, 삶에 대한 건강한 전망을 가지고 있습니다.
Hayatlarını nasıl doğru yola sokmaları gerektiğini biliyorlar.Mereka tahu cara mengatur hidup mereka dengan benar sehingga mereka memiliki pandangan yang benar.
Hayatlarını nasıl doğru yola sokmaları gerektiğini biliyorlar.Saben cómo configurar su vida de la manera adecuada para tener una actitud positiva.
Hayatlarını nasıl doğru yola sokmaları gerektiğini biliyorlar.Sanno come strutturare la loro vita nel modo giusto per ottenere il perfetto equilibrio.
Hayatlarını nasıl doğru yola sokmaları gerektiğini biliyorlar.Sie haben es raus, ihr Leben so einzurichten, damit sie die richtige Perspektive haben.
Hayatlarını nasıl doğru yola sokmaları gerektiğini biliyorlar.Tudják, hogyan alakítsák megfelelően az életüket, hogy megfelelő életszemlélet alakuljon ki.
Hayatlarını nasıl doğru yola sokmaları gerektiğini biliyorlar.Vědí, jak svůj život směřovat, aby měli dobré vyhlídky.
Hayatlarını nasıl doğru yola sokmaları gerektiğini biliyorlar.Wiedzą jak sobie uporządkować życie więc mają odpowiedni światopogląd.
Hayatlarını nasıl doğru yola sokmaları gerektiğini biliyorlar.Ze weten hoe ze hun leven moeten vormgeven daarmee hebben ze het juiste uitgangspunt.
Hayatlarını nasıl doğru yola sokmaları gerektiğini biliyorlar.Ξέρουν πως να φτιάξουν τις ζωές τους με το σωστό τρόπο έτσι ώστε να έχουν τη σωστή άποψη.
Hayatlarını nasıl doğru yola sokmaları gerektiğini biliyorlar.Вони знають, як правильно організувати своє життя, отже, в них правильний світогляд.
Hayatlarını nasıl doğru yola sokmaları gerektiğini biliyorlar.Знаят как да настроят живота си по правилния начин, така че да имат правилния изглед.
Hayatlarını nasıl doğru yola sokmaları gerektiğini biliyorlar.Они знают, как правильно построить свою жизнь, поэтому у них правильное мировоззрение.
Hayatlarını nasıl doğru yola sokmaları gerektiğini biliyorlar.הם יודעים איך לסדר את חייהם בדרך הנכונה כך שיש להם את המבט הנכון.
Hayatlarını nasıl doğru yola sokmaları gerektiğini biliyorlar.أنهم يعرفون كيف يعدون حياتهم بشكل صحيح لذا لديهم المظهر الصحيح.
Hayatlarını nasıl doğru yola sokmaları gerektiğini biliyorlar.知っているのです これらのどの文化にも、くつろぐ時間があります
Hayatlarının büyük bir kısmını, hiç de verimli olmayan bu zor işi yaparak geçirmek istemiyorlar.De ønsker ikke at bruge så stor en del af deres liv på dette hårde arbejde med så relativt lav produktivitet.
Hayatlarının büyük bir kısmını, hiç de verimli olmayan bu zor işi yaparak geçirmek istemiyorlar.Họ không muốn phải dành phần lớn cuộc đời mình thực hiện công việc vất vả này với năng suất tương đối thấp.
Hayatlarının büyük bir kısmını, hiç de verimli olmayan bu zor işi yaparak geçirmek istemiyorlar.상대적으로 아주 낮은 생산성을 가지는 이런 어려운 일을 하며 삶의 상당 부분을 허비하기 원하지 않습니다.
Hayatlarının büyük bir kısmını, hiç de verimli olmayan bu zor işi yaparak geçirmek istemiyorlar.Nechcú stráviť takú veľkú časť svojho života touto ťažkou prácou s pomerne nízkou produktivitou.
Hayatlarının büyük bir kısmını, hiç de verimli olmayan bu zor işi yaparak geçirmek istemiyorlar.Nechtějí strávit tak velkou část svého života tak těžkou prací s poměrně nízkou produktivitou.
Hayatlarının büyük bir kısmını, hiç de verimli olmayan bu zor işi yaparak geçirmek istemiyorlar.Nie chcą marnować życia na tak ciężkiej pracy która nie przynosi żadnych zysków.
Hayatlarının büyük bir kısmını, hiç de verimli olmayan bu zor işi yaparak geçirmek istemiyorlar.No quieren perder tanto tiempo de sus vidas haciendo este duro trabajo tan poco productivo.
Hayatlarının büyük bir kısmını, hiç de verimli olmayan bu zor işi yaparak geçirmek istemiyorlar.Nu vor să-și petreacă o așa mare parte a vieții cu această muncă grea cu o productivitate atât de redusă.
Hayatlarının büyük bir kısmını, hiç de verimli olmayan bu zor işi yaparak geçirmek istemiyorlar.Ze willen niet zo'n groot deel van hun tijd doorbrengen met zwaar werk, en relatief lage productiviteit.
Hayatlarının büyük bir kısmını, hiç de verimli olmayan bu zor işi yaparak geçirmek istemiyorlar.Вони не хочуть тратити стільки часу свого життя на цю тяжку, низькопродуктивну працю.
Hayatlarının büyük bir kısmını, hiç de verimli olmayan bu zor işi yaparak geçirmek istemiyorlar.הן לא רוצות לבזבז כל כך הרבה זמן מחייהן בעבודה קשה זו שנותן יחסית כל כך מעט.
Hayatlarının büyük bir kısmını, hiç de verimli olmayan bu zor işi yaparak geçirmek istemiyorlar.فهم لا يريدون ان يقضوا فترة طويلة من عمرهم وهم يقومون بهذا العمل المضني .. وبهذه الانتاجية المنخفضة
Hayatlarının büyük bir kısmını, hiç de verimli olmayan bu zor işi yaparak geçirmek istemiyorlar.重労働をするのに 日々の大半を使いたくないのです この女性達の望みは
"Hayatlarının çoğunu ekranlarda geçirenler kendini yansıtma ruhuna ulaşmış olacaktır."."Aqueles que passam a maior parte "da vida no ecrã "chegam a ela num espírito de autorreflexão".
"Hayatlarının çoğunu ekranlarda geçirenler kendini yansıtma ruhuna ulaşmış olacaktır."."Aquellos que logran el máximo de sus vidas en la pantalla, llegan con un espíritu de autoreflexión."
"Hayatlarının çoğunu ekranlarda geçirenler kendini yansıtma ruhuna ulaşmış olacaktır."."Die, die das meiste aus ihren Leben auf dem Bildschirm machen, betrachten es im Geiste der Selbst-Reflexion."
"Hayatlarının çoğunu ekranlarda geçirenler kendini yansıtma ruhuna ulaşmış olacaktır."."Diegenen die het beste maken van hun leven op het scherm, doen dat in een geest van zelfreflectie."
"Hayatlarının çoğunu ekranlarda geçirenler kendini yansıtma ruhuna ulaşmış olacaktır."."컴퓨터 모니터상에서 " "많은 시간을 보내는 사람들은" "자기성찰의 정신을 알게 될 것입니다."
"Hayatlarının çoğunu ekranlarda geçirenler kendini yansıtma ruhuna ulaşmış olacaktır."."Ne, jotka ottavat kaiken irti kuvaruutuelämästään, suhtautuvat siihen itsetutkiskelun hengessä."
"Hayatlarının çoğunu ekranlarda geçirenler kendini yansıtma ruhuna ulaşmış olacaktır."."Tí, ktorí trávia väčšinu života na obrazovke, získajú schopnosť sebareflexie."
"Hayatlarının çoğunu ekranlarda geçirenler kendini yansıtma ruhuna ulaşmış olacaktır."."Те, кто извлекают наибольшую пользу из жизни перед экраном, делают это благодаря самоанализу".
"Hayatlarının çoğunu ekranlarda geçirenler kendini yansıtma ruhuna ulaşmış olacaktır."."Ті, хто проводить більшу частину свого життя перед монітором, прагнуть зрозуміти самих себе".
"Hayatlarının çoğunu ekranlarda geçirenler kendini yansıtma ruhuna ulaşmış olacaktır.".אמרתי: "אלו שמבלים את רוב חייהם מול המסך באים לזה ברוח של התבוננות עצמית."
"Hayatlarının çoğunu ekranlarda geçirenler kendini yansıtma ruhuna ulaşmış olacaktır.".قلت، "أولئك الذين يستفيدون أكثر من حياتهم على الشاشة يأتون إليها بروح من التأمل الذاتي."
"Hayatlarının çoğunu ekranlarda geçirenler kendini yansıtma ruhuna ulaşmış olacaktır.".スクリーンの前で過ごしている人々は 自分の写し身をそこに見出している」 といいました 今ここで私がいいたいのはこうです
Hayatlarının en güzel dönemlerini cezaevinde geçirmelerini istemiyorum.No quiero que pasen los mejores años de sus vidas en prisión.
Hayatlarının geri kalanında da onlara oturup susmalarını söylüyoruz.A resztę ich życia, każąc się im zamknąć i usiąść.
Hayatlarının geri kalanında da onlara oturup susmalarını söylüyoruz.Nur um ihnen für den Rest ihres Lebens beizubringen, den Mund zu halten und sich hinzusetzen.
Hayatlarının geri kalanında da onlara oturup susmalarını söylüyoruz.Y el resto de sus vidas diciéndoles que se callen y se sienten.
Hayatlarının geri kalanında da onlara oturup susmalarını söylüyoruz.Και το υπόλοιπο της ζωής τους, λέγοντάς τους να το βουλώσουν και να καθίσουν.
Hayatlarının geri kalanında da onlara oturup susmalarını söylüyoruz.これらをまとめて、私が学校で学んだことを要約してみよう。
Hayatlarının ilk yılında onlara nasıl yürüyüp, nasıl konuşacaklarını öğretiyoruz.Pasamos el primer año de su vida... enseñándoles como caminar y hablar.
Hayatlarının ilk yılında onlara nasıl yürüyüp, nasıl konuşacaklarını öğretiyoruz.Spędzamy pierwszy rok ich życia ucząc je jak chodzić i mówić.
Hayatlarının ilk yılında onlara nasıl yürüyüp, nasıl konuşacaklarını öğretiyoruz.Wir verbringen ein Jahr lang damit, ihnen Sprechen und Laufen beizubringen.
Hayatlarının ilk yılında onlara nasıl yürüyüp, nasıl konuşacaklarını öğretiyoruz.Περάσαμε το πρώτο έτος της ζωής τους ... μαθαίνοντάς τους πώς να περπατήσουν και να μιλούν.
Hayatlarının ilk yılında onlara nasıl yürüyüp, nasıl konuşacaklarını öğretiyoruz.でも残りの人生は、黙っていることと座っていることに 費やされるのだ。
Hayatlarının tamamı birçok farklı yerden parçalar alıp onları mozaik cam üzerine yerleştirmekle geçecek.A sua vida será passada a pegar em pedaços de muitos lugares diferentes e a juntá-los num único mosaico.
Hayatlarının tamamı birçok farklı yerden parçalar alıp onları mozaik cam üzerine yerleştirmekle geçecek.그들의 인생 전체는 서로 다른 장소에서 온 다양한 조각들을 하나의 스테인드글라스로 만들어 내는 데에 사용될 것입니다.
Hayatlarının tamamı birçok farklı yerden parçalar alıp onları mozaik cam üzerine yerleştirmekle geçecek.Passeranno tutta la vita a prendere pezzi di molti luoghi diversi ed a metterli insieme come in un mosaico.
Hayatlarının tamamı birçok farklı yerden parçalar alıp onları mozaik cam üzerine yerleştirmekle geçecek.Spędzą całe życie na poznawaniu wielu różnych miejsc i łączeniu ich w jedną całość.