Hayatlarından endişe ediyorum.Jeg er bekymret for dem.
Hayatlarından endişe ediyorum.Ma io sono preoccupato per le loro vite.
Hayatlarından endişe ediyorum.Pelkään heidän henkensä puolesta.
Hayatlarından endişe ediyorum.Εγώ ανησυχώ για τις ζωές τους.
Hayatlarından endişe ediyorum.Я беспокоюсь за их жизнь.
Hayatlarında son derece ilginç küçük ayarlamalar yapıyor, mesela çocuklarını okula göndermeye başlıyorlardı.Dan mereka mampu membuat penyesuaian kecil di hidup mereka, seperti menyekolahkan anak mereka.
Hayatlarında son derece ilginç küçük ayarlamalar yapıyor, mesela çocuklarını okula göndermeye başlıyorlardı.E iriam fazer ajustes muito interessantes na sua vida, como enviar os filhos para a escola.
Hayatlarında son derece ilginç küçük ayarlamalar yapıyor, mesela çocuklarını okula göndermeye başlıyorlardı.En ze konden interessante kleine aanpassingen in hun leven maken, zoals hun kinderen naar school sturen.
Hayatlarında son derece ilginç küçük ayarlamalar yapıyor, mesela çocuklarını okula göndermeye başlıyorlardı.He tekivät mielenkiintoisia pieniä muutoksia elämäänsä, kuten lähettivät lapsensa kouluun.
Hayatlarında son derece ilginç küçük ayarlamalar yapıyor, mesela çocuklarını okula göndermeye başlıyorlardı.Ils faisaient alors d'intéressants petits ajustements dans leurs vies, comme envoyer leurs enfants à l"école.
Hayatlarında son derece ilginç küçük ayarlamalar yapıyor, mesela çocuklarını okula göndermeye başlıyorlardı.Jejich životy se opravdu mohly měnit, po malých zajímavých krůčcích, třeba že začali děti posílat do školy.
Hayatlarında son derece ilginç küçük ayarlamalar yapıyor, mesela çocuklarını okula göndermeye başlıyorlardı.그리고 그들의 아이들을 학교에 보내는 것과 같은, 그들의 인생에서 정말 흥미로운 작은 변화들을 만들어 냈습니다.
Hayatlarında son derece ilginç küçük ayarlamalar yapıyor, mesela çocuklarını okula göndermeye başlıyorlardı.Mohli vo svojich životoch urobiť naozaj zaujímavé malé zmeny, napríklad poslať svoje deti do školy.
Hayatlarında son derece ilginç küçük ayarlamalar yapıyor, mesela çocuklarını okula göndermeye başlıyorlardı.Và họ có những điều chỉnh nhỏ nhưng thú vị trong cuộc sống, như là cho những đứa trẻ tới trường.
Hayatlarında son derece ilginç küçük ayarlamalar yapıyor, mesela çocuklarını okula göndermeye başlıyorlardı.Wprowadzali niewielkie ulepszenia w ich życiu, jak na przykład wysyłając po raz pierwszy dzieci do szkoły.
Hayatlarında son derece ilginç küçük ayarlamalar yapıyor, mesela çocuklarını okula göndermeye başlıyorlardı.Y podrían hacer pequeños e interesantes cambios en sus vidas, como mandar a sus hijos al colegio.
Hayatlarında son derece ilginç küçük ayarlamalar yapıyor, mesela çocuklarını okula göndermeye başlıyorlardı.И они начинали вносить удивительные изменения в свои жизни, например, они начинали отправлять детей в школу.
Hayatlarında son derece ilginç küçük ayarlamalar yapıyor, mesela çocuklarını okula göndermeye başlıyorlardı.И правят наистина интересни малки подобрения в живота си като да започнат да пращат децата си на училище.
Hayatlarında son derece ilginç küçük ayarlamalar yapıyor, mesela çocuklarını okula göndermeye başlıyorlardı.החיים שלהם יכולים להשתנות בדרכים רבות. אולי הם מתחילים לשלוח את הילדים לבית הספר.
Hayatlarında son derece ilginç küçük ayarlamalar yapıyor, mesela çocuklarını okula göndermeye başlıyorlardı.وكيف اضاف ذلك بعض التغيرات البسيطة الرائعة لحياتهم اليومية كأن يبدؤوا بإرسال اطفالهم الى المدارس
Hayatlarında son derece ilginç küçük ayarlamalar yapıyor, mesela çocuklarını okula göndermeye başlıyorlardı.子どもを学校にやるとか 蚊帳を買えるようになるとか
Hayatlarını bunun etrafında kuruyorlar.Az egész életük erre épül.
Hayatlarını bunun etrafında kuruyorlar.Celý svůj život zaměřili tímto směrem.
Hayatlarını bunun etrafında kuruyorlar.De organiserer hele deres liv omkring dette.
Hayatlarını bunun etrafında kuruyorlar.Ei îşi organizează întreaga viaţă în jurul acestui fapt.
Hayatlarını bunun etrafında kuruyorlar.He järjestivät koko elämänsä sen ympärille.
Hayatlarını bunun etrafında kuruyorlar.Ils organisent toute leur vie autour de cela.
Hayatlarını bunun etrafında kuruyorlar.평생을 영웅담으로 보낸 이들이며,
Hayatlarını bunun etrafında kuruyorlar.Okolo tohto majú usporiadaný celý život.
Hayatlarını bunun etrafında kuruyorlar.Organizam toda a sua vida em torno disto.
Hayatlarını bunun etrafında kuruyorlar.Organizan toda su vida en torno a su heroísmo.
Hayatlarını bunun etrafında kuruyorlar.Organizzano tutta la loro vita intorno all'essere eroi.
Hayatlarını bunun etrafında kuruyorlar.Poświecili całe swoje życie pewnej idei.
Hayatlarını bunun etrafında kuruyorlar.Sie organisieren ihr ganzes Leben darum.
Hayatlarını bunun etrafında kuruyorlar.Zij organiseren er hun hele leven rond.
Hayatlarını bunun etrafında kuruyorlar.Οργάνωσαν ολόκληρη τη ζωής τους γύρω απ'τον αγώνα τους.
Hayatlarını bunun etrafında kuruyorlar.І навколо цієї винятковости побудоване все їхнє життя.
Hayatlarını bunun etrafında kuruyorlar.Они строят свою жизнь вокруг этого.
Hayatlarını bunun etrafında kuruyorlar.Те организират целия си живот около това.
Hayatlarını bunun etrafında kuruyorlar.מפני שהם היוצאים מן הכלל. כל חייהם סובבים סביב זה.
Hayatlarını bunun etrafında kuruyorlar.وأنهم نظموا حياتهم بأحملها حولها [البطولة].
Hayatlarını bunun etrafında kuruyorlar.だから私達は彼らの名前を知っているのです
Hayatlarını, değerlerini ve emeklerini paylaştıkları insan ölmüş olacak.Toinen on ainoa ihminen jonka kanssa he ovat jakaneet elämänsä, arvonsa ja työnsä.
Hayatlarını delikler açarak ve yavrulayarak geçirdikleri hindistan cevizi ağaçlarında yaşarlar.Estão presentes em coqueiros onde passam a vida construindo galerias e procriando.
Hayatlarını delikler açarak ve yavrulayarak geçirdikleri hindistan cevizi ağaçlarında yaşarlar.Viven en cocoteros donde se pasan la vida perforando galerías y reproduciéndose.
Hayatlarını kurtarmak için insanları aşırı dozla uçuramazsın, bu kafa karıştırıcı olur.Các bạn không cần phải biến đổi con người để cứu họ, điều đó thực sự rắc rối.
Hayatlarını kurtarmak için insanları aşırı dozla uçuramazsın, bu kafa karıştırıcı olur. (Gülüşmeler)Nie chcielibyśmy kompletnie zamroczyć ludzi, by potem ich ocalić, to trochę pokręcone... (Śmiech)
Hayatlarını kurtarmak için insanları aşırı dozla uçuramazsın, bu kafa karıştırıcı olur.Je wilt mensen niet bewusteloos maken alleen om ze te redden, dat verwart maar.
Hayatlarını kurtarmak için insanları aşırı dozla uçuramazsın, bu kafa karıştırıcı olur.좀 혼동되지만, 환자를 살릴려고 환자를 미리 반쯤 죽이지 않아도 된다는 결론입니다.
Hayatlarını kurtarmak için insanları aşırı dozla uçuramazsın, bu kafa karıştırıcı olur.Man will Menschen nicht ausknocken, nur um sie zu retten - das ist wirklich verwirrend.
Hayatlarını kurtarmak için insanları aşırı dozla uçuramazsın, bu kafa karıştırıcı olur.Non vorrete certo eccedere nelle medicazioni al solo scopo di salvare i pazienti, sarebbe molto sconcertante.
Hayatlarını kurtarmak için insanları aşırı dozla uçuramazsın, bu kafa karıştırıcı olur.No querrían convertir en vegetales a sus pacientes sólo para salvarlos, es algo muy confuso.
Hayatlarını kurtarmak için insanları aşırı dozla uçuramazsın, bu kafa karıştırıcı olur.Nu ai vrea sa droghezi oameni doar pentru a-i salva, este realmente confuz.
Hayatlarını kurtarmak için insanları aşırı dozla uçuramazsın, bu kafa karıştırıcı olur.On ne veut pas droguer les gens, juste pour les sauver. C'est vraiment troublant.
Hayatlarını kurtarmak için insanları aşırı dozla uçuramazsın, bu kafa karıştırıcı olur.Никто не хочет накачивать людей для того, чтобы их спасти, это действительно сбивает с толку.
Hayatlarını kurtarmak için insanları aşırı dozla uçuramazsın, bu kafa karıştırıcı olur.Няма нужда пращаш хора на Луната, само за да ги спасиш, това е наистина объркващо.
Hayatlarını kurtarmak için insanları aşırı dozla uçuramazsın, bu kafa karıştırıcı olur.אינכם צריכים לסמם אנשים רק כדי להצילם, זה באמת מביך.
Hayatlarını kurtarmak için insanları aşırı dozla uçuramazsın, bu kafa karıştırıcı olur.إنك لا تريد أن تشغل أجسام الناس ميكانيكيا فقط حتى تنقذهم، إن هذا محير حقًا.
Hayatlarını kurtarmak için insanları aşırı dozla uçuramazsın, bu kafa karıştırıcı olur.ややこしい話ですから (笑)
Hayatlarını nasıl doğru yola sokmaları gerektiğini biliyorlar.De ved hvordan de skal tilrettelægge deres liv, så de har det rette perspektiv.