Ana içeriğe geç
Sözlük

hayatlar ile cümle

hayatlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
O da şu ki: hayatlarımız anılarımızın toplamıdır. hayatlarımız anılarımızın toplamıdır.left me with, which is the notion that our lives are the sum of our memories.
"Çünkü onlar kıt bugüne kadar vardı hayatlarını dolu mideleri."Because they scarce ever had their stomachs full in their lives.
Bu sıkışıklık sırasında kaybedilen zaman sırasında polis oraya ulaştı ve hayatlar kurtarıldı.It jammed enough that it gave time for folks to get there and in fact save lives.
Yaptığımız her şey diğer yaratıların remiksidir. Hayatlarımız ve diğerlerinin hayatları...Everything we make is a remix of existing creations, our lives and the lives of others
Hayatlar kurtarmak mý istiyorsunuz?Do you want to like save lives?
Şüphesiz bu saatler hayatlarında geçirdikleri en iyi saatlerden olacaktır.Those hours will no doubt be some of the best of their lives.
Burada gördüğünüz su kabağı -- hayatlarındaki her şey sembolik.The gourd you see here is -- everything in their lives is symbolic.
KIŞ MEVSİMİ ve hayatlarının %95'inde kelepçelenmiş oluyorlar.WlNTER QUARTERS and shackled in chains for up to 95% of their lives.
Sol tarafta insanların öldüğünü görüyoruz; insanların hayatları için koşuşturduğunu.On the left we see people dying; we see people running for their lives.
Bu kızların sadece babalarını hayatlarına katmak için bir yönteme ihtiyaçları vardı.These girls just needed a way to invite their fathers into their lives on their own terms.
Hayatlarının ilk yılında onlara nasıl yürüyüp, nasıl konuşacaklarını öğretiyoruz.We spend the first year of their lives teaching them how to walk and talk.
Hayatlarının geri kalanında da onlara oturup susmalarını söylüyoruz.And the rest of their life, telling them to shut up and sit down.
Bonobolar, insanlar gibi, bütün hayatları boyunca oyun oynamayı severler.Bonobos, like humans, love to play throughout their entire lives.
"Bu oğlan çocukları hayatlarının geri kalan kısmında bu durumla yaşamak zorunda kalacaklar.""These boys will have to live with this the rest of their lives."
Hayatlarınızda olağanüstü zorluklara katlandınız.South Sudan. In your lives you've endured extraordinary hardships.
Aslında her iki grup da hayatlarının birebir aynı noktasındalar.Both of them, after all, are in exactly the same stage of life.
Etkileşim tasarımı davranışıyla uğraşan tasarımcılar, hayatlarımızın geri kalanını etkilerler.Designers that deal with interaction design behaviors that go to influence the rest of our lives.
Küreselleşme çağında, hayatlarımıza devam ettik.In the age of globalization, we moved on.
Hayatlarını öyle bir şekilde kurmuşlar ki sürekli bir fiziksel aktivite içindeler.Instead, they set up their lives so that they are constantly nudged into physical activity.
Hayatlarını nasıl doğru yola sokmaları gerektiğini biliyorlar.They know how to set up their life in the right way so they have the right outlook.
Onlar Ma'yı hayatları boyunca tanımışlardı.And they'd known her their whole lives.
Hayatlarını ve topraklarını kendileri kontrol etmek istediler.They wanted control over their lives and the land.
Sonra, hayatlarının geri kalanında bunu günde 3 yada 4 saat yapacaklar.And then, the rest of their life, they will do three or four hours a day.
Bu makinayla hayatlar kurtarıyordu.He was saving lives with this machine.
Ve eğer haftanın herhangi bir günü gazeteyi açarsanız, hayatlarını mahveden insanlarla doludur.If you open the newspaper any day of the week, it's full of people who've messed up their lives.
Bizlerin yaşamındaki küçük değişiklikler diğerlerinin hayatları için büyük değişikliklerdir.And small changes in our lives mean big changes in others' [lives].
Rehinelerin hayatlarını nasıl önemsemezsin ?How can you disregard the lives of the hostages!
Ama hayatlarımız anılarımızdan çok daha fazlasıdır.But our lives are much more than our memories.
Hepimiz hayatlarımızı tehlikeye attığımızı biliyorduk- öğretmenler, öğrenciler ve anne babalarımız.We all knew we were risking our lives -- the teacher, the students and our parents.
Onlar sadece hayatlarını yaşıyorlar -- ya da sadece böyle sonuç elde ediyorlar.They're just living life, and they end up just acting like that.
Erkeklerin, hayatlarının en aktif zamanlarında bir kaza sonucu ölme ihtimalleri çok daha yüksektir.Males are much more likely to die an accidental death in the prime of their life.
Sınıftaki çocukların yarısının ebeveynleri yok, çünkü AIDS yüzünden hayatlarını kaybetmişler.Half the children in this classroom have no parents because they've died through AlDS.
Bir de bunlara ulaşabilselerdi hayatları nasıl olurdu bir düşünün.Imagine what their lives would be like if you could get that to them.
Oysa, hayatlarımız karmaşıktır.And yet, our lives are complex.
Piyangoyu kazanınca hayatlarının harika olacağını düşünüyormuş.It turns out people think when they win the lottery their lives are going to be amazing.
Bu makale ise hayatlarının nasıl bozulduğu hakkında.This article's about how their lives get ruined.
Bunun hayatlarını mahvettiğini ve arkadaşlarının rahatsız ettiğini söylemiştim.So I told you that it ruins people's lives and that their friends bug them.
Bu odadaki her üç kişiden biri hayatlarının bir döneminde kansere yakalanacak.One in three people in this room will develop cancer at some stage in their lives.
Politika hayatlarımızı şekillendirdi.Politics have defined our lives.
Ve hayatlarında mevcut olan seçeneklerin bilincinde olma.And a sense of the choices that are available in their lives.
Onlarin, hayatlari boyunca fakirlik cekmelerini istemiyorum.I don't want them to spend their whole lives in poverty.
Bu benekli foklar da tüm hayatlarını buzun içinde ve buza bağımlı geçiriyorlar.These ringed seals also live out their entire life cycle associated and connected to sea ice.
İyiyim, uyuşturucu hayatları mahvediyor.I am not, drugs ruin lives.
Hayatlarımızın geri kalanı gelecekte olacak.The rest of our lives will be in the future.
Bugün işe gitmelerinin yegane sebebi başka nasıl hayatlarını kazanabileceklerini bilmemeleri.They go to work, they think well that's the way you earn a living.
(Kahkahalar) Ama bu kendi hayatlarımızın topoğrafyasını kendimizin anlama isteğinde.But it is within our self-interest to understand the topography of our lives unto ourselves.
Burada bulunan kaç insan hayatlarının büyük bir bölümünü beyazla gösterilen yerlerde geçirdiler?How many people in the room have spent the majority of their life in the white space?
"İki küçük oğlum var, hayatlarında bir gün olsun çalışmadılar.""I've got these two little boys never worked a day in their lives."
"Inanıyorumki kızlarım hayatlarında bir çok fırsata sahip olacaklar" diye yazdım onlara."I believe my girls will have plenty of opportunities in their lives," I wrote these men.
İnsanlar hayatlarını uyarlamak istiyor.People want to customize their lives.
Belki de hayatlarında bazı hatalar yapmılş olabilirler.Maybe they've made some mistakes along the way.
Bütün örümcekler hayatlarının bir kısmında ağ örer.All spiders make silk at some point in their life.
Açığa satış yapanlar da hayatlarından memnun, çünkü yaptıkları işlemlerden para kazandılar.-And obviously it's good for the short sellers because they are actually making money.
Amerika'da beş kadından biri, hayatlarında bir zaman, cinsel saldırıya uğradığını söylüyor.One out of five women in America say that they have been sexually assaulted sometime in their lives.
Sadece ondan sonra çocuklarınızın hayatlarını kurtarma hakkında konuştu.Only then did she talk about saving your children's lives.
Belki kazazedeyi taşımıyoruz, ancak durumlarını stabilize ediyor, ve hayatlarını kurtarıyoruz.We don't transfer people, but we stabilize them, and we save their lives.
Hep birlikte nice hayatlar kurtarmaya.Let's save lives together.
Ve yüzde 70'i hayatlarını yeniden kazandı.And 70 percent regained their lives.
Hayatlarını şekillendiren terör tehdidiydi.It was the threat of terror that shaped their lives.
Ekibimde, meslektaşlarımdan bir ya da ikisinin hayatları, bu deneyimle lekelenmişti.In my team, the lives of one or two of my colleagues were tainted by this experience.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod